"Kariyer" kategorisindekiler

Okul VE Hayat Başarısında Motivasyon Ve Dikkatin Önemi – Özlem Aktaş

Tem 20, 2015   //   Yazar: admin   //   Kariyer, Kişisel Gelişim, Makaleler  //  0 Yorum

OKUL VE HAYAT BAŞARISINDA MOTİVASYON VE DİKKATİN ÖNEMİ

Derin anlamlar taşıyan hedeflerle, sonuçlanmayı bekleyen düşlerle  ve ifade edilmeyi gereksinen saf bir aşkla motive olduğumuzda işte o zaman gerçekten yaşarız.

Greg Anderson

Bu hayatta gerçekten yaşıyorum diyebilmenin yolu, sevdiğiniz şeyi aşkla ve motivasyonla yapmaktan geçer. Günümüz dünyasında her birimiz bir şeyleri gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Hedefler büyük, ulaşılmak istenilen noktalar yüksek.  Ancak bizi düşlerimize ulaştıracak motivasyona sahip değilsek , hedeflerimiz bir hayalden öteye geçemiyor maalesef.  Özellikle günümüzde öğrenciler üzerinde ciddi sınav baskısı ve hedef baskısı var .  Ne yapmak istediğini bilmeyen birçok öğrenci oradan oraya savrulmakta.  Öğrenci, sınav, performans  koçluğu gibi nedenlerle bize gelen danışanlarımızın tipik sorunu ,  motivasyon ve dikkat eksikliği ve öğrenme isteksizliği . Yüksek hedeflerimiz var, herkes bir şeyler olmak istiyor ancak bir sorun var.  Motivasyonu eksik, kendisini nasıl güdüleyeceğini bilmeyen öğrenciler  kendilerini başarısızlığa mahkum edebiliyor.  Yeterince güdülenmemiş bir öğrenci , öğrenmeye hazır hale gelmemiş demektir, ayrıca kişiyi öğrenmeye sevk edecek önemli bir neden olmadıkça öğrenmeye karşı ilgi geliştiremez.  Öğrencinin neyi niçin istediğini , motivasyonunu etkileyen faktör ,  ilgisinin neye karşı olduğu fark edilmelidir ki öğrenme gerçekleşsin. İnsanlar genellikle merak ve ilgi duyduğu şeyleri daha kolay öğrenirler. Okuldaki tüm derslerin ilgi çekici bulunması  mümkün  olmadığına göre , burada yapılacak olan öğrenciyi motive edecek ve güdülenmesini sağlayacak yolları bulmaktır? Öğrenciyi güdüleyen etkenlerden biri, olumlu davranışlarının pekiştirilmesidir. Bu noktada öğretmen ve öğrencilere çok iş düşmektedir. Örneğin sınıfta sorulan sorulara cevap veren öğrenci takdir edilirse davranışı pekişecek ve tekrar cevap vermeye karşı istekli olacaktır. Ayrıca öğrencinin dıştan aldığı onaylayıcı davranışla beraber kendi içsel motivasyonunu da arttırabilmesi için gerekli yönlendirilmeler yapılmalıdır. Olumlu davranışında kendisini takdir edebilmeyi öğrenen çocuk bir sonraki eylemini gerçekleştirmek için motive olmuş olacaktır. Ayrıca çocuklarının içsel motivasyonlarını arttırmanın yollarından diğeri, kendilerine olan , başarabileceklerine olan inançlarının pekiştirilmesidir. Yapabileceklerine olan inançları güçlendirilen  kişi , davranışları konusunda daha kararlı ve istekli olacaktır. Hayatta ne kadar başarısızlık varsa her birinin öğrenme fırsatı olduğu öğrenciye öğretilebilmeli ve yeni bir yol denemek konusunda merakı uyandırılmalıdır. Ayrıca öğrencinin motivasyonunu arttıran , amacına yönelik güdülenmesini sağlayan diğer etken ,  amacına ulaşma konusundaki beklentisidir. Bu sebeple hedefler , amaçlar belirlenirken , kişi tarafından gerçekleştirilebilir , başarılabilir hedefler konulması önemlidir. Ayrıca amaç öğrenci için bir değer ve anlam ifade etmelidir. Kişi için hiçbir amacı ve değeri olmayan  hedefi gerçekleştirmek için kişinin güdülenmesi ve yeterince motive olması beklenemez.  Güçlü motivasyon sonunda gerçekleştirilen hedefler kişinin öz yeterlilik duygusunun gelişmesine katkı sağlayacaktır. O zaman her zaman sorulması gereken soru , kişiyi harekete geçiren şey nedir? Kişinin hedefe ulaşmasını sağlayan nedir? Bu cevaplar herkes için farklıdır. Herkesi hedefe güdüleyen motive eden nedenler kişisel farklılıkları taşımakla beraber  genelde yukarıda saydığımız nedenlerdir.  Öyleyse amaçlar yönünde kişinin kendini motive eden etkenleri fark edip, içsel gücünü doğru yönlendirebilmesi halinde hedeflerine ulaşması mümkün olabilmektedir. Motivasyonunuzu her zaman güçlü tutmanız dileğiyle sevgiyle kalın.

Özlem AKTAŞ- Kariyer , Nlp Koçu

(224)2434314

Neden Kariyer Danışmanlığı?-İnci Aktaş

Tem 13, 2015   //   Yazar: admin   //   Kariyer  //  0 Yorum

Amerika’da yapılan, klasik bir çalışanın işi algılayışı araştırmasında şu sonuç ortaya çıkmıştır. İstisnasız tüm çalışanlar bir robot olduklarını düşünüyorlar. Sabah işe geldiklerinde açılan ve işten çıkarken kapama düğmesine basılarak kapatılan bir robot…Peki hal böyle olunca, iş doyumu nasıl sağlanabilir?

İş doyumunun yaşam doyumuna etki eden önemli bir faktör olduğun anlaşılması ile kariyer danışmanlığı/kariyer koçluğunun önemi giderek artmaya başladı. Öyleyse bir kariyer danışmanı ya da kariyer koçu sizin için neler yapabilir?

Fransızca ve Latince kökenli olan kariyer sözcüğü hareket edilen yol anlamını taşıyor. Ve kariyer danışmanı siz bu yolda kariyer gelişiminizi sağlarken size yol arkadaşlığı yapan kişidir. Kariyer danışmanlığı, ilk defa meslek seçiminizi yaparken, iş değiştirirken, meslek değiştirirken, yeni bir iş ararken bireye yardım etme sürecidir. Aynı zamanda kariyer koçları, iş yerinde başarı gösterip doyum elde etmesi, kariyer planı yapması, etkili iletişim kurabilmesi ve çatışmaları çözmesi/önlemesi, ve terfi dönemlerinde danışanlarına yol arkadaşlığı yaparlar. Yetenek havuzlarındaki bir çok yönetici adayı assessment sürecinde bir kariyer koçu ile çalışmaktadırlar.

Kariyer koçu/kariyer danışmanı ile çalışırken, derinlemesine görüşme ve ölçme araçları ile kendinizi tanır, yetkinlik ve geliştirilmesi gereken yanlarınızı saptayabilir, benlik algınızı gerçekçi bir biçimde oluşturabilirsiniz. Bazen danışanlarımız kendilerini olduklarından daha yetersiz ya da daha yeterli algılayabiliyorlar. Oysa kişinin gerçek özellikleri ile kendisini nasıl algıladığı, birbiriyle uyumlu olmalıdır.

Kariyer danışmanı ile çalışmak, seçeceğiniz iş ve mesleklerle ilgili daha fazla bilgi edinmenize olanak tanır. Size tatmin sağlayacak mesleğin toplum ihtiyacını da karşılaması gerekir. Örneğin geçmişte popüler olan bir meslek şu anda toplum ihtiyacına hizmet etmeyebilir. Bir kariyer danışmanı kişinin ihtiyaçlarıyla toplumun ihtiyaçlarını dengelemeyi hedef alır.

Özetle kariyer koçluğu hizmeti kişinin ömrü boyunca alabileceği bir hizmettir. Ve kariyer koçu bireylere, mesleki eğitim alacağı alanı seçerken, çalışacağı yeri belirlerken, iş yaşamının getirdiği zorlukların üstesinden gelirken, terfi zamanları geldiğinde, yeni bir işe ya da mesleğe geçiş yaparken, özellikle sosyal bilimler gibi kişilere geniş bir kariyer alternatifi sağlayan fakültelerden mezun olan bireyler için karar verme sürecinde, emeklilikte gerçekleştirilecek aktivitelerin planlanmasında kişiye yol arkadaşlığı yapan kişidir.

İş ve özel yaşamınızın dengede olduğu güzel günler dilerim.

İnci Aktaş

Kariyer Danışmanı/Profesyonel Yaşam Koçu Bursa

Bir kariyer danışmanından hizmet almak ve tüm sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.

info@akademiplena.com

Tel:(224)2434314

 

Başarı Asosyalliktir (!) – İnci Aktaş

Eyl 2, 2014   //   Yazar: admin   //   Başarı Asosyalliktir (!), Kariyer, Makaleler  //  0 Yorum

Geçtiğimiz aylarda bir üniversitemizin kariyer günlerinde ‘başarı’ ve ‘NLP’  hakkında bir sunum yapıyorduk. Katılımcılara ‘Sizce başarı nedir?’ diye sorduğumuzda öğrencilerden biri şöyle cevap verdi. ‘Başarı; ineklik ve asosyalliktir.’

Bir anda içime bir üzüntünün yerleştiğini hissettim. Gençlik, geleceğimiz, yarınlarımız, başarıyı asosyallik ve ineklik olarak tanımlıyordu. Başarı, onların gözünde bu şekilde algılanıyordu. Peki bunu nasıl yarattık?

Danışanlarımdan üniversiteye hazırlanan bir genç vardı. Çoğu genç gibi o da kendisinden beklenen bölüme girmeyi amaçlıyordu. Ona; “Bırakalım şimdi bunları da sen ne istiyorsun?” diye sordum. Aşçı olmak istediğini söyledi. ‘Peki neden Gastronomi okumuyorsun?’ diye sordum. Aldığım cevap gençlerin başarı algısını ve içinde bulundukları zor durumu gözler önüne seriyordu.

‘Eğer babamın değil de, kendi istediğim bölümü okur, sonra başarılı olamazsam babamların yüzüne nasıl bakarım…’

Durdum ve sonra şöyle cevap verdim. ‘Hayatta tek bir başarı vardır, o da istediğin gibi yaşamaktır. Bu yolda asla başarısız olmazsın. Yenilgi sandıkların seni daha iyi olmaya zorlayan yoldaşın olurlar. Ayrıca başarılı olacak kişi sensin, iş değil. Eğer başarısız olursan, -ki başarısızlık diye bir şey yoktur, yalnızca öğrendiklerin vardır- bu gerekli bedeli ödemediğimiz takdirde her girişimimizde karşılaşabileceğimiz bir deneyim olur…’

Ne biz ne de çocuklarımız yarış atı değiliz. Her gün, çocuğunu baleden alıp koşturarak piyano dersine götüren, ordan tenise bırakan ve en sonunda eve geldiğinde saat gecenin 10’unda hala ders çalışmasını bekleyen anne babalarla karşılaşıyorum. Gençler ve çocuklarımız gece 11′ e kadar dersanede, sonrasında sabahlara kadar evde ders çalışmaya zorlanıyorlar. Eğitim sistemimizin bunu mecbur kıldığını biliyorum ama hedeflerimizin ya da başarı sandıklarımızın sevdiklerimizle, sevdiğimiz şeyi yaparak geçireceğimiz zamanlardan çalmasına izin vermeyin.

Eğer madde dünyasının koşuşturmacası içinde bir an durup Tolstoy’un aşağıdaki Allegorik yapıtını okuyacak kadar vakit ayırabilirseniz, bütün haftanıza yön verebilir..

Pakhom adlı bir köylü, Rusya’nın en asil insanının sahip olduğu kadar geniş toprakları olduğunda, tam bir başarıya erişeceğine inanır. Bu da onun hedefidir. Bir gün ilginç bir teklif alır. Güneşin doğuşundan batışına kadar ne pahasına olursa olsun koşarak katettiği topraklar onun olacaktır.
Pakhom, bu cömert önerinin yapıldığı o yerlere hareket edebilmek için dünyadaki bütün varını yoğunu satar ve yola çıkar. Bir sürü güçlükten sonra varmak istediği yere ulaşır. Bir sonraki günkü büyük fırsattan yararlanabilmek için gerekli işlere girişir.
Ertesi gün şafak vakti, ölesiye koşusuna başlar. Pırıl pırıl sabah güneşiyle hücuma geçtiğinde hedefine ulaşacağından iyice emindir. Sağına soluna bakmadan o yakıcı sıcakta dört nala gider. Bütün gün yiyecek, su ya da dinlenme için mola vermeden, bütün hızıyla koşar. Her koştuğu adımla toprağının daha da genişlediğine inanır. Nihayet güneş çölün arkasında kaybolmaya başlayıp etrafı karanlık bastığında Pakhom sendeleye sendeleye bitiş çizgisine ulaşır. İşte Zafer! Hedefine ulaşmıştır sonuçta. İşte başarı ! Ve sonra…Pakhom son adımıyla yığılıp kalır.İşte şimdi yalnızca… iki metrelik toprağa ihtiyacı vardır.
-Tolstoy

En büyük düşünüzü bir gün gerçekleştireceğinizi biliyorum. Tabi ki, bunun için kendinize bir hedef belirlemeli ve bunun için zaman, enerji ve çaba sarfetmelisiniz. Ancak sabırlı olun. Gününüzü temel amacınıza engel olacak şeylerle doldurmayın. Sadece elinizden gelenin en iyisini yapın. Keyfinize bakın ve rahatlayın. Yeter ki başınızı yastığa huzurla koyun.  Sevdiğinizi ve sevildiğinizi bilerek.

Sevgiyle Kalın,
İnci AKTAŞ
Profesyonel Yaşam Koçu & Yazar

Eğer Profesyonel bir yaşam koçu ile çalışmak isterseniz, sitemizden bize ulaşabilirsiniz.
www.akademiplena.com

(224)2434314

Terfi Mi Etmek İstiyorsunuz? İşte Yolu! – İnci Aktaş

Ağu 19, 2014   //   Yazar: admin   //   Kariyer, Makaleler, Terfi Mi Etmek İstiyorsunuz? İşte Yolu!  //  0 Yorum

 

Son yazımda Amerika’da yapılan klasik bir çalışanın işini algılayışı araştırmasından çıkan sonucu belirtmiştim. İstisnasız tüm çalışanlar bir robot olduklarını düşünüyorlardı. Sabah işe geldiklerinde açılan ve işten çıkarken kapama düğmesine basılarak kapatılan bir robot. Böylece iş, tatil ayrımı başladı. İş mutsuzluk, iş çıkışı mutluluk oldu. Aslında bu ikilem okulda başlamıştı. Ders- boş ders ayrımını hatırlar mısınız?

Uzun yıllardır çalışanların işteki tatminsizliği özel yaşamlarına yansıyarak iş-özel yaşam dengesini altüst etmektedir. Kendisini bir robot olarak algılayan insan gitgide gerçek bir robot olmaya başlamıştır. Her şey otomatiktir, artık seçim yoktur. Maaş zammı ya da terfi almayalı uzun zaman olmuştur. Ve her zaman suçlanacak birileri vardır…

Bugünkü yazımda, bu monotonluktan kurtulup mutlu dengeli bir hayat sürmenin ve aynı zamanda terfi ve maaş zammı alabilmenin yollarından bahsetmek istiyorum.

Karşınızdaki kim olursa olsun insan yapısı aynıdır. Sizi motive eden maaş zammı ise onu da karı arttırmak motive edecektir. Patronlar da sizi terfi ettirip maaşınızı arttırmak isterler elbet ama siz önce buna değdiğinizi gösterirseniz. Bu anlamda bir kazan kazan söz konusu diyebiliriz. Eğer siz onun hedeflerine ulaşmasına yardım edebilirseniz o da sizin hedeflerinize ulaşmanıza yardım edecektir.  Eğer her şeye rağmen yardım etmiyorsa çalışmanız gereken doğru yer ve doğru kişi, o kurum ve o yönetici değildir.

Başarılı olmanın en kesin yolu sizden beklenenden daha fazlasını vermektir. Ne kadar ekmek o kadar köfte mantığıyla her şeyi iş verenden bekleyerek çalışmak maaş almanızı sağlayabilir, ancak zam veya terfi beklemeniz doğru olmaz. Her zaman için sizden beklenenden daha fazlasını vermeye daha fazla sorumluluk üstlenip insiyatifi elinize almaya istekli olun. Eğer yalnızca saatinizi doldurursanız, işyerinizin ilerlemesi için hiçbir ekstra çaba sarf etmezseniz yalnızca sizden isteneni yerine getirirseniz zam veya terfi de bekleyemezsiniz.

Şimdi hemen düşüncenizi değiştirin. Kimse sizi terfi ettirmeyecek, siz kendiniz terfi edeceksiniz. Bu nedenle çalıştığınız işin istediğiniz iş olduğundan emin olun. Sonra da bu işte kendinizi eğitin. Yönetici olmak için her sabah iki saat erken uyanıp yöneticilik kitapları okuyan müdür yardımcısının çabası takdire şayandır. Eğitimlere katılın veya patronunuza bir üst göreve gelmek için yardıma ihtiyacınız olduğunu söyleyin.

Başlangıç noktanız bulunduğunuz noktadır. Hemen şimdi elinizdeki işle başlayın. Nasıl daha ucuza mal edebiliriz, maliyetleri nasıl kısabiliriz, geliri nasıl arttırabiliriz, ekstra külfet getiren hangi işlerden kurtulabilir ya da hangilerini birleştirebiliriz?

Hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın; Hiçbir zaman ilerleyemeyen ya da dikiş tutturamayan iki tür insan vardır. Birincisi kendisine söyleneni yapmayan, ikincisi kendisine söylenenden başka bir şey yapmayandır.

Mutlu ve dengeli bir yaşam dilerim.

Sevgilerimle,

İnci AKTAŞ

Kurumsal Koç & Eğitmen

(224)2434314

İşinizde Mutlu Musunuz? – İnci Aktaş

Ağu 18, 2014   //   Yazar: admin   //   İşinizde Mutlu Musunuz?, Kariyer, Kişisel Gelişim, Makaleler  //  0 Yorum

 

Çalışan insanların çoğunun zor bela saklamaya çalıştıkları bir tatminsizlikleri var. Mavi yakalıların efkarlı şarkıları, beyaz yakalıların homurtusundan daha acı bir şekilde söylenmiyor. ‘Ben bir makineyim,’ diyor kaynakçı. ‘Kafese tıkılmış gibiyim diyor,’ bankacı ve sesi otel görevlisininkine karışıyor.  ‘Ben bir katırım,’ diyor çelik işçisi. ‘Benim yaptığımı bir maymun bile yapar,’ diyor resepsiyoncu. ‘Çiftlikte kullanılan araç gereçlerden daha değersizim,’ diyor göçmen işçi. ‘Ben bir objeyim,’ diyor manken. Mavi yakalılar da beyaz yakalılar da aynı sözü söylüyorlar. ‘Ben bir robotum.’
-Studs Terkel Çalışanın İşini Algılayışı Araştırmasından..

İnsanların tüm problemleri tek bir seçenekleri olduğunu düşündükleri için ortaya çıkar. Ve eğer tek bir seçeneğiniz varsa robottan farkınız kalmaz. İşte “NLP, Robotları insana dönüştürme sanatıdır” der Richard Bandler…

Bir iş ile misyon arasındaki farkları biliyor musunuz? İşte bu, sabahları işe giderken, ayaklarınızın geri geri gitmesini engelleyen şeydir. İşinizi ‘neden’ yaptığınızı bilmek, sabahları yataktan fırlayarak kalkacak; geceleri, ertesi gün işe gitmek için heyecandan uyutmayacak bir amaca sahip olmak ve hayatınızı genel anlamda mutlu yaşamanın değeri nedir sizce?

Bu soruların cevapları farkı yaratacak…
Mutlu bir hayat dileklerimle,

Kişisel Gelişim Eğitimleri, Kurumsal Eğitimler ve Koçluk Seansları hakkında bilgi almak için sitemizi inceleyebilirsiniz.
www.akademiplena.com

İnci AKTAŞ
Profesyonel Koç & Eğitmen

(224)2434314

Koçluk Eğitimi Neden Almalıyım? – Özlem Aktaş

Haz 27, 2014   //   Yazar: admin   //   Kariyer, Kişisel Gelişim, Koçluk Eğitimi Neden Almalıyım?, Makaleler  //  0 Yorum

Çağımızın yeni gelişen, popüler mesleği; Koçluk. Türkiye’de belki son on yılda hiç olmadığı kadar önemli olmaya başladı. Popülerliliğini farklı birşeyler yapma arzusu içerisindeki insanların sayısının her geçen gün artmasından kaynaklanmakta. Farklı bir şeyler yapma  ve yardım etme, hizmet etme arzusu; kişileri “Ne yapabilirim, kariyerimde hangi değişikliği yaparsam mutlu olurum?” sorusunu sormaya yöneltiyor. Tabiki soru varsa cevap da vardır. İnsanlara hizmet ederken aslında kendi hayatını değiştirebilme gücünü kazanabileceğini öğrenmek, kişilerin koçluk eğitimlerini talep etmelerine sebep olmaya başladı. Koçluk, yüreğinizi ortaya koyarak, insanlara farklı bakış açıları kazandıracak, yollarına ışık olarak yapmak istedikleri değişiklikleri yapma konusunda farkındalık kazandırma sürecidir. Koçluğun ve koçluk eğitimlerinin cazibesi, insanın kendini arayışında bir araç olabilme ümididir. Olabileceğimizin en iyisi olma yolculuğunda bir koç sizin yanınızdadır. Koçluk, çağın kabul gören bir mesleği, bir o kadar heyecanlı ve bir o kadar kirletilmeye açık maalesef. Kirletilmeye açık çünkü yeterince eğitim almadan  ve emek olmadan piyasanın cazibesine kapılan çok sayıda koçlar piyasada yer almakta. Her meslekte olduğu gibi bu meslekte de bir haftada koç olunamaz. Eğitim bir süreçtir, her geçen  gün eğitimde aldıklarınız ile gelişir, önce kendi hayatınızın dönüşüm yolculuğunda ilerlersiniz; sonra başkalarının hayatında bir katalizör olursunuz. Çünkü kendi hayatının dümenini yönetemeyen kişi kimseye farkındalık kazandıramaz. Toplumumuzun genel sorunu kıra süreli çözümler arayışı ve kısa sürede birşeyler olma arzusu. Kısa sürede elde ettiğimiz herşeyi çok kısa sürede tüketiyoruz ve kısa sürede aslında hiçbir şey olamadığımızı fark ediyoruz. Uzmanlık, profesyonellik; emek, zaman, çaba harcamayı, çalışmayı gerektirir. Bir hevesle çıkılan yolculuklar hüsranla sonuçlanır. Eğer gerçekten bu işe yüreğinizi koyup, emek, zaman, çaba harcarım diyorsanız bu zorlu ve bir o kadar keyifli yolculuğa başlayın derim. Bu yolculuk, sizin önce kendi farkındalığınızı geliştirip yaşam denge ve doyumunuzu ve tatmininizi arttıracak, hem de başka insanlara nasıl katkı sağlayacağınızı keşfedecekseniz. Ömür boyu gelişmenin, öğrenmenin, insanlığa hizmet etmenin keyfini, tatminini yaşayabileceğiniz keyifli bir meslek koçluk. Ancak söylediğim gibi yüreğinizi işinize koyup, kendinizi bu sürece adamanız koşuluyla. Hayatta hiç bir başarıya tesadüfen, çalışmadan  ve bir anda ulaşılamaz. Koçlukta da bir haftada uzman olur ve çok paralar kazanırım ümidi içinde olanlar yanılacaktır. Eğitim, öğrenme, ömür boyu süren bir süreçtir. Koçluk eğitimleri size, yolu ve araçları gösterir; gerisini sizin çabanız, pratikleriniz ve adanmışlığınız belirleyecektir. Dünyaca ünlü yaşam koçu Anthony Robins; “Ustalaşmanın süresi size bağlıdır,ne kadar çok pratik yaparsanız  o kadar ustalaşırsınız” der. Çalışmak, pratik, emek sizi hayatınızın en keyifli mesleğini yaşamanızı sağlayacaktır.  Eğer ben de yaşamımda bir dönüşüm aşamasındayım, önce kendime, çevreme katkı sağlayıp, farkındalık kazandırmak istiyorum; sonra da yeni bir meslek edinip, insanlığa hizmet etmek

istiyorum  diyorsanız koçluk işi size göredir diyebiliriz.

Sevgiler,

Özlem Aktaş – Profesyonel Yaşam Koçu&Eğitmen&Yazar

(224)2434314

İş Hayatında Egoya Dikkat !

Şub 27, 2014   //   Yazar: admin   //   İş Hayatında Egoya Dikkat !, Kariyer, Kişisel Gelişim, Makaleler  //  0 Yorum

Her zaman her işi batıran egodur. Tüm hayatımızda… İş hayatında egodan bahsedecek olursak Dr. Paul Nutt’ın araştırmasına göre iş dünyasında alınan kararların üçte biri egoist bir yaklaşım sergilemektedir.

İş hayatında kendi egonuzun gelişiminin farkında değilseniz güçlü yanlarınızın zaafa dönüşebileceğini zor yoldan öğrenirsiniz.

Peki egonuzun fazlasıyla geliştiğini nasıl anlarsınız; eğer parlak zekanızı ön plana çıkarıyorsanız, sürekli başkalarının onayını alıyorsanız ve savunmacı davranıyorsanız egonun egemenliğine girmeye başladığınızın göstergesidir.

Egonun tedavisi ise, tevazuyla olur, tevazu bazen zayıflık olarak algılansa da tam aksine zayıflık değil, çok güçlü bir niteliktir. Bu arayışta kendinize bir ayna arayabilirsiniz. Güvendiğiniz bir arkadaşınızdan size ayna tutmasını isteyebilirsiniz. Geri bildirimleri dinlerken savunmaya geçmeyin. Egonun yine devrede olduğunu gösterir.

Olumlu bir zihinsel tutum belirleyin. İş hayatında sürekli bardağın dolu tarafını görün fakat boş tarafını göz ardı edin demiyorum. Sizler, bardağın yarısı boş mu dolu mu dendiğinde, her ikisi de diyebilmelisiniz. İşte o zaman bu gerçekçi zihniyete soru şu olmalıdır; varsayalım ki kaos içinde değiliz, o zaman nasıl hareket etmek istersiniz?

Bu nedenle iş hayatınızda kimle olursa olsun bir dahaki görüşmenizde egoyu evde bırakıp çıkın. Mükemmel sonuçlar için bu gereklidir.

Sevgiyle kalın!

Profesyonel Koç & Eğitmen

İnci AKTAŞ

(224)2434314

Doğru Meslek Seçimi Ve İş Hayatında Huzur İçin Kendinizi Tanıyın

Profesyonel Yaşam Koçu İnci Aktaş

İş bulmak ya da çalıştığınız işten emekli olamak zorunda mısınız, yoksa herhangi bir işte çalışmak değil de istediğiniz işi mi yapmak istiyorsunuz? Günümüz ekonomik şartlarında herkesin istediği işi yapması kolay olmayabilir ama istediğimiz kariyeri yapamamamızın tek suçlusu ekonomik şartlar mı?Daha liseye başlarken, kendimizi tanımadan yaptığımız seçimlerin kariyerimizi etkilemede suçu yok mu? İstemediğiniz bir işte, üstelik kendinizi tam anlamıyla tanımadan iş yapmaya çalışıyorsanız, mutsuzluk kapıda demektir. Çünkü hem karşınızdakini hem kendinizi tanımak için bilmemiz gereken bazı şeyler var.

Eğer bu yazıyı okuyan bir anne-babaysanız çocuklarınızın kendini tanımasını sağlamakla işe başlayın. Eğer  meslek seçimi yapacak bir öğrenci ya da yeni mezunsanız veya kariyerinde iletişim çatışmaları yüzünden mutsuzluk yaşayan bir çalışansanız, lütfen dikkatle okuyun ve kişiliğinizi tanıyın.

NLP (Neuro Linguistic Programming) kendi kişiliğimizi tanımada bize Meta Programlarla fayda sağlıyor. Meta programlar bizim zihnimizin en derin algı filitreleridir. Neye önem verip vermeyeceğimizi, neyi isteyip istemediğimizi meta programlar sayesinde filitreleriz. Öyle olmasaydı bu kadar yüklü bilgi bombardımanı altında ezilebilirdik.

Herhangi bir şeyi doğru yapmak için yalnızca bir yol olmadığı gibi, doğru bir meta program yoktur. Herkesin kendine göre bir kombinasyonu vardır ve meslek seçiminde önemli olan kişinin kendini tanımasıdır. Şimdi aşağıdaki bazı meta programları inceleyebilir ve hangi mesleğe uygun olabileceğinizi düşünebilirsiniz. Bununla brlikte, iş arkadaşlarınızın ya da yöneticilerinizin meta programlarını anlayıp, o kişilerle bu programlarla iletişim kurabilirsiniz.

Bütünsel/Detaycı

Ağaca bakarken ormanı, ormana bakarken ağacı kaçıran tiplerle her zaman karşılaşırız. Bu örneklerin ikisi de uç örneklerdir. Eğer detaycıysanız parçaları hatırlarsınız. Eğer bütüncüyseniz de harika vizyonlar belirleyip planlar yaparsınız. Örnek vermek gerekirse, detaycı biri gerçekten iyi bir muhasebeci olabilir.

İş hayatında ise bu iki kişiyi bir araya getirirseniz birbirlerini çıldırtabilirler. Detaycı, en ufak detayları bile inceleyerek bütüncüyü çıldırtacak, bütüncü ise detay vermeyerek detaycıyı belirsizliğe sürükleyecektir. Önemli olan bu iki kişinin iletişimini meta programlarına göre düzenlemeleridir.

İçe Dönük/Dışa Dönük

Dışadönük insanlar başkalarıyla eğlenirken enerji toplar. Arkadaş canlısı ve sosyal kişiliktir. Bu kişilerin çok fazla arkadaşı ve bağlantısı olur. Örneğin satış işinde çok başarılı olabilirler. İçe dönük kişilik ise fazla arkadaşı yoktur ama dostları vardır. Takım çalışmasına yatkın olmadıklarını söyleyemem ancak takım içinde verilen görevi yalnız başlarına ve müdahale olmadan yapmak isterler. Onlar fikir adamlarıdır.

Farklılıkçılar/Benzerlikçiler

Benzerlikçiler, bir şeyler bir şeylere benzerse aktif olabilirler. Yeniliğe açık değildirler. Onlar, “En kısa yol bildiğin yoldur,” derler. Ar-ge departmanı onlar için uygun değildir. “Bak bu harika bir fikir, eğer bu işi yaparsak çok para kazanacağız,” derseniz onları bu işe ikna edemezsiniz. Ancak bir farklılıkçıysanız yeni bir işe başlamaktan motive olabilirsiniz.

İç referanslılar/Dış referanslılar

Eğer bir karar verdiyseniz ve kimse bunu değiştiremeyecekse siz iç referanslısınız demektir. Eğer başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü sizi olumlu ya da olumsuz etkiliyorsa dış referanslısınız.  Kendinizi tanımlamalı ve buna göre mmotive edebilmelisiniz.

Yaklaşmacı/Uzaklaşmacı

Eğer bir aksiyon alırken acıdan kaçmak amacındaysanız uzaklaşmacısınız demektir.  Eğer iyi şeyler düşlüyor ve bundan motive oluyorsanız  yakınlaşmacısınız. Eğer bir iş kurmak istiyorsanız ve aslında uzaklaşmacıysanız dikkat, o zaman işlerin sürekli ters gidebileceği korkusuyla motive olacaksınız demektir, ki bu bir girişimciden beklenecek en son şeydir. Uzaklaşmacı birisine çok çalışırsa neler kazanacağından bahsederseniz bu hiç bir işe yaramayacaktır. Onu, eğer yeteri kadar çalışmazsa işini kaybedeceğiyle ya da bir kimlik sahibi olamayacağıyla motive edebilirsiniz. Aynı şekilde yakınlaşmacı birisini ise işten çıkarmakla korkutmanız hiç bir işe yaramaz. Ona kazanacaklarınız göstermelisiniz.

Eğer meslek seçme aşamasındaysanız, özellikle; detaycı mı, bütüncü müsünüz ya da içe dönük müsünüz, dışa dönük müsünüz, buna çok dikkat etmelisiniz. Eğer iş hayatındaysanız ve anlaşmazlıklar yüzünden huzurunuz yoksa, karşınızdaki kişinin meta programını anlayıp ona göre yaklaşmalısınız. Psikolojide kimlik tipini anlayabileceğiniz bir çok test vardır. Ancak insanların karşısına her zaman bu testlerle çıkamayabilirsiniz. Meta programlar bu nedenle bize güçlü bir kendini tanıma olanağı vermektedir.

İnci Aktaş

Profesyonel Yaşam Koçu Bursa

Nlp Uzmanı Bursa

(224) 2434314

Lider Olmanın Dayanılmaz Cazibesi – Yaşam Koçu İnci AKTAŞ

Oca 6, 2012   //   Yazar: inciaktas   //   Kariyer, Kişisel Gelişim, Liderlik  //  0 Yorum

Kitleleri peşinden sürükleyen liderlerin özellikleri hakkında bugüne kadar binlerce kitap ve makale yayınlandı. Hepsinde de liderlerin sahip olduğu ortak özelliklerden bahsedildi durdu.

Karizmaları, uzmanlıkları, otoriteleri, bilgi birikimleri, iletişimleri, insan ilişkileri vs. maddeler halinde yayınlandı, açıklamaları yapıldı. Bu da liderin sahip olduğu otoriteyi kullanım tarzıyla ilgilidir.

Bense bu yazıda liderliğin dayanılmaz cazibesinden bahsedeceğim.

Herkes tarafından bilinen bir gerçek var ki: o da liderin güçlü bir iletişim ve insan ilişkilerine sahip olması. Bu özellik sonradan yoğun çaba ile kazanılabildiği gibi, bazı insanlarda doğuştan gelen bir yetenektir.

Dayanılmaz cazibe ise, liderliğin verdiği otoriteyi, güçlü insan ilişkilerini kullanmak yerine, bir şekilde elde ettiği liderliği yöneticiliğe çevirip emirler yağdırarak kullanmak, ekibi bir işi yaptırmaya bu şekilde yönlendirmektir. Gerçekte iyi bir liderin bilmesi gereken ilk şey emir vermeden insanlarda çalışma isteği uyandırabilmek için onları yüreklendirmek, takdir etmektir. Ekibinin hevesini kırmak istiyorsa bir liderin yapması gereken tek şey ise onları eleştirmektir.

Emir vermenin, otorite kurmanın, haklı da olsa haksız da olsa dediğini yaptırmanın cazibesi eleştiriye zemin hazırlarken övgü için hiçbir fırsat kalmaz. Oysa insanlar takdir edildiğinde eleştirildiğine oranla daha çok çaba harcarlar. Ayrıca bir kişinin sonsuza kadar nefretini kazanmanın yolunu öğrenmek istiyorsanız size bir önerim var. Onu eleştirin.

Liderlik şunu bilmeyi gerektiriki başkasının kendisine ne yapmasını istiyorsa, o da ona aynısı yapmalıdır. Karşısındaki kişiye önemli olduğunu hissettirmelidir. İnsanlara hatalarını dolaylı yollardan göstermelidir. İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batırmalıdır. Karşısındakinin hatasının kolayca düzeltebileceğini hissettirmelidir. Ve eğer gerçek bir liderse kimsenin hatasını yüzüne vurmamalıdır.

Ne yazık ki ülkemizde hala bir çok ekibin lideri liderliğin dayanılmaz cazibesine kapılabilmekte, yöneticiliği liderlikle karıştırmaktadır. Aşağıdaki sözcükler konumuzu çok iyi açıklıyor aslında….

En iyi asker saldırmaz, Üstün savaşçı sessiz başarır, en büyük fatih mücadele etmeden kazanır, en başarılı yönetici emretmeden yönlendirir.

Sevgiyle Kalın

İnci AKTAŞ – Yaşam Koçu ve NLP Uzmanı Bursa

(0224)2434314

 

İyi Bir İş Görüşmesi Hakkında Herşey

Kas 23, 2011   //   Yazar: inciaktas   //   Kariyer, Kişisel Gelişim, Satış-Pazarlama  //  0 Yorum

Kişisel gelişim dediğimiz şey, komple bir gelişimdir. Ruhumuzun derinliklerinden başlar, kalbimize, dış görünüşümüze, duygularımıza, kelimelerimize, davranışlarımıza, hedeflerimize yeni bir bakış açısıyla bakmamazı sağlayarak bizi komple bir insan olarak yaşamaya götürür. Bu nedenle bazı yazılarımda iş hayatı, kariyer, insan yönetme, iletişim ve insan ilişkileri konularından da bahsetmek istedim.

Yazının başlığından yanlış anlaşılmasın. Aslında hayatımız bir satıştır. Bu yüzden eğer çalışmıyorsak ve iş arıyorsak ya da yaptığımız işi satmaya çalışıyorsak veya bir mal ve hizmeti pazarlamaya çalışıyorsak yapacağımız görüşmenin kuralları bellidir.

Bir insana ne kadar değer verdiğimiz dış görünüşlümüze ne kadar önem verdiğimize bağlıdır ilk bakışta. İlk iş olarak çok güzel koyu renk bir takım elbise, çok şık bir çanta ve çok şık ve temiz siyah ayakkabılar almalısınız. Akıllarda kalacak bir obje bulmalısınız. Herkesin siyah kravat taktığı bir ortamda yeşil kravat takmak gibi.

Çok küçük ama parlak gümüş küpeler gibi. Görüşme yaptığınız kişi daha sonra sizden bahsederken kim olduğunuzu gözünde canlandırabilmelidir. Ayrıca karşınızdaki rahatsız etmeyecek yada sizi şekilden şekle sokmayacak bir kıyafet giymelisiniz. Tabi görüşmeyi yaptığınız kişinin konuşmanıza değil de elbisenize odaklanmasını istemiyorsanız. Unutmayın insanlar sizi gözleriyle satın alır. Bu yüzden görüşmenizi planlamaya başlarken bırakacağınız ilk izlenimden başlayın. Bir de unutmadan; elbiseniz, dış görünüşünüz, çalışmanız, ulaşım aracınız, kullandığınız ekipmanlar ile ilgili harcamalarınız da, şimdi daha fazla öderseniz ileride daha fazlasını kazanırsınız. Bu işin en iyisi olduğunuza o kadar yürekten inanın ki adeta iman edin. Bu gözlerinize yansır. Zaten insanlarında duygu satın aldığını belirtmiştik. Artık görüşme için hazırız. Acaba hazır mıyız?

Diyelim ki takım elbisemizi giydik. Yüzde yüz şansınız olduğuna inanın. İnanmak çoğu zaman işe yarar.

Görüşmeye gitmeden önce karşımızdaki kişiyi iyi tanımalıyız. Eğer yapabiliyorsak şahsen kendisini araştırmalıyız. İlgi alanlarını, ailesini, okuduğu okulu, firmasını, ürünlerini, hizmetlerini vs, kısacası karşı tarafın ne iş yaptığını iyi bilmeliyiz. Onu tanımalıyız.

Görüşmeye gitmek için ayrıca çaba sarf etmeliyiz. Çünkü eğer görüşmeye erken gidemediysek geç kalmışız demektir. Ve bu güven sarsar. Bir satışta güven en önemli unsurlardan biridir. İnsanlar güvenilir olanı seçerler. Ayrıca aynı İnsanlar mantıklı varlıklar gibi gözükseler de çoğu zaman küçük bir ayrıntıyı büyük unsurlara tercih ederler. Bu yüzden ortak zemin bulmaya çalışın. Basketbol maçı, okuduğunuz üniversiteden ya da sattığınız üründen daha önemli olabilir. Ortak zemin ararken de din ve politika konuşmaktan da kaçının. Son zamanlarda bu ikisine futbol takımları da eklenmiş bulunuyor. Burada anlatmak istediğim tarafsız olmak. Bahsettiğiniz her ne ise taraf belirtmeyin. Unutmayın canla başla satış yapmaya ya da ikna etmeye çalıştığınız kişi sizin belirttiğiniz tarafta olmayabilir.

Görüşmeye gitmeden önce zaten hazırlanmıştık, mesajımızı belirlemiştik, hikayemizi yazmıştık. Artık önemli olan kısa tutmak ve etkileyici olmaktır. Onları heyecanlandırmak doğru kişinin biz olduğumuzu düşünmelerini sağlayacaktır. Bu iş için hevesleneceklerdir. Göz temasını asla kaybetmeyin. Etkilemeye çalıştığınız birden fazla kişi ise tek tek göz teması kurmaya özen gösterin. Karşı tarafın konuşması bittikten sonra hemen konuşmaya başlamak, kendisini dinlemediğimizin göstergesidir. Konuşmaya başlamadan önce iki saniye bekleyin. Dinlerken ya da konuşurken dikkatinizi yalnızca görüşmecilere verin, kollarınızı bağlamayın, başka şeylerle uğraşmayın. Elinizde bir dosya, ürün ya da kalem yoksa ellerinizi sabit bir yere koyun. Ve anlattıklarınızın gidişatına göre el hareketleri ve yüz mimikleri kullanabilirsiniz.

Başarılı görüşmelerin bir sırrı da, karşıdakine kendini önemli hissettirmektir. Karşınızdaki sizin kendinizi öveceğinizi düşünürken övgü alması size bakış açısını değiştirir.

Övgünüzde cömert ama samimi olun. Kesinlikle abartmayın.

Son olarak teşekkürü de unutmayalım. Satışınızı yaptığınız ya da yapamadığınız anda yapılan teşekkür iyidir. Ve olması gerekendir. Ama akılda kalmak, diğerlerinden bir adım öne geçmek istiyorsanız elinizden geldiğince kendi el yazınızla teşekkür mektubu göndermek, bu olasılıksızsa mail ya da telefonla teşekkürünüzü ayrıca iletmelisiniz.

Bol satışlı başarılı görüşmeler dileğiyle…

İnci AKTAŞ

(0224)2434314

Sayfalar:12»

Ara

Kategoriler