"Söz Ola Kestire Başı" kategorisindekiler

Söz Ola Kese Savaşı, Söz Ola Kestire Başı – Hicran İpekbağlar

Ara 28, 2013   //   Yazar: admin   //   Kişisel Gelişim, Makaleler, Söz Ola Kestire Başı  //  1 Yorum

 

Dildir insanı abâd eden,  dildir insanı berbad eden!

Sözüme çok sevdiğim değerli bir büyüğümün deyişiyle başlamak istedim.

Evet, insanoğlunun en temel iletişim aracıdır; “SÖZ”.

Asırlardır insanlar  sevgisini, aşkını, öfkesini, nefretini diliyle ya kusmuş, ateş püskürmüş ya da güller saçmış, gülistan olmuş.

Duygunun kaynağı olan kalb ve onun tercümanı konumundaki dil, sözün değerini belirler. Bu yüzden insanlık tarihinde sözün ayrı bir önemi vardır. Zihnimizle kalbimiz birleşir; düşünce, duygular doğar ve ancak dille ifade edilir. Sözümüz, “ÖZ” ümüz dendir.  Kendini bilmek, tanımak isteyen önce kullandığı dile baksın. Sözü, özüne “AYNA”dır.

Bir rivayete göre, Davud (a.s) Lokman Hekimden bir koyun keserek en  iyi  iki parçasını getirmesini ister.  Lokman Hekim ona kestiği koyunun dil ve yüreğini götürür. Aradan birkaç gün geçince Davud (a.s) yine Lokman Hekimden bir koyun keserek bu sefer en kötü yerini getirmesini ister. Lokman Hekim yine koyunun dili ve yüreğini götürür. Davud (a.s) bunun hikmetini sorunca, Lokman Hekim şöyle cevap verir: ” Bu ikisi iyi olursa bunlardan daha iyisi, kötü olursa da daha kötüsü  bulunmaz “der. Yani bu dünyadaki hayatımızı “Kalp yazar, dil okur.” Sözlerimiz ilim, irfanımızı ya da noksanımızı ortaya serer.  Bu yüzden ilim sahipleri söz söylemeyi bilmeyenlere sükûtu tavsiye eder. “Biliyorsan konuş ibret alsınlar, bilmiyorsan sus adam sansınlar.” Bu deyişler bizim medeniyetimizin incileridir. Güzel konuşmak, önce susup dinlemeyi bilmekten geçer. Yüce Allah dinlemenin faziletini, yaratılış mucizesinde ne güzel göstermiş, insana “iki kulak, bir ağız vermiş”.  Sözlerimiz ok gibidir, ağızdan çıktıktan sonra bir daha geri dönmez.

Kişi sözü söylemeden önce ona  hakimken, söyledikten sonra ona mahkum olur.  Söylenen sözün manası kadar,  yerinde söylenmesi de önemlidir. Yerinde söylenen söz ciddi etkiler yaratır. Bu anlamda sevgili Yunus Emre bakın ne demiş?

“Söz ola kese savaşı/ söz ola kestire başı.

Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede.

Önemli olan her sözü her yerde değil, anlayanların bulunduğu yerde söylemeyi bilmektir. Anlamayanlara söylenen sözün değeri düşer, ayaklarda pul olur. “Her sözün vakti, her nüktenin yeri vardır. Dilsizin dilinden ancak anası anlar.” Sözü  anlayabilmek içinse göz ve kulaktan çok, kalp ve gönül lazım. Kalpten çıkan söz, kalbe ulaşır, ağızdan çıkan söz ise kulak duvarına çarpar bir türlü aşamaz.  Sözü dinleyen de,  söyleyen kadar önemlidir.  Satıcının güzelliği, alıcıdan gelir. Kalpten gelen söz,  girecek bir gönül mutlaka bulur.  Eşrefoğlu Rumi şöyle der:

“Dil dudak debreşmeden, sözden anlayan gelsin!”

Anlayana beden dili,  yüz ifadesi,  göz,  kaş hareketi bile yeter. Bütün mesele sözü doğru söyleyecek ve söyleneni doğru anlayacak insan bulmakta.  Bu tüm insanlığın özlemidir.

Namık Kemal için şöyle bir hikâye anlatırlar. Rivayete göre Magosa’ da zindandayken yanına bir mahkum gelir.  Üstad şiirler yazar ve yazdıklarını zindan arkadaşına okurmuş. O da bu şiirleri ağlayarak dinlermiş. Namık Kemal de bu durumdan çok etkilenir,”Ne kadar duygulu ve hassas insan” dermiş. Hatta dışarıdaki arkadaşına şöyle bir mektup yazmış: “Zindandayım,  ama çok mutluyum. Çünkü burada beni anlayan birine rastladım. Ben söylüyorum o ağlıyor, o ağlıyor ben söylüyorum.” Namık Kemal bir gün zindan arkadaşına “Ben şiirlerimi okudukça, sen hep ağlıyorsun neler hissediyorsun bana anlatır mısın?” diye sorar. Zindan arkadaşı Namık Kemal’e “Sen yazdıklarını okudukça, sakalın sallanıyor. Ben de sakalın sallandıkça, köyümdeki keçimi hatırlıyorum.  Onu çok severdim, özlüyorum. ” diye cevap verir.

İşte,  Mevlana’nın da dediği gibi,”Siz ne anlatırsanız anlatın, anlattıklarınız karşınızdakinin sizi anladığı kadardır.

Öyleyse nasıl duyurmaya çalışıyoruz sesimizi,  kime anlatmaya çalışıyoruz bildiklerimizi? Anlattıklarımız ve bildiklerimiz, diğerlerinin anladığı ve bildiği kadar. Belki de bazınız, çoktan bıraktınız bu makaleyi okumayı. Eğer buraya kadar okuduysanız,  gönülden gelen sözlerim delmiştir kulak duvarını,  inmiştir kalbinize…

SEVGİYLE KALIN.

Hicran İpekbağlar

Kişisel Gelişim Uzmanı – Yaşam Koçu

 

 

Ara

Kategoriler