"Usta Bir Konuşmacı Olmanın Yolu; Medeni Cesaret ve Özgüven" kategorisindekiler

Usta Bir Konuşmacı Olmanın Yolu; Medeni Cesaret ve Özgüven – Özlem Aktaş NLP Koçu, Eğitmen

Bundan 20 yıl sonra yapamadıklarınızdan dolayı duyduğunuz hayal kırıklığı , yaptıklarınızın verdiği hayal kırıklığından çok daha büyük olacak. Öyleyse halatları atın. Güvenli limanlardan uzaklara yelken açın. Yelkenlerinizi güçlü rüzgarlarla doldurun. Araştırın. Hayal kurun . keşfedin.

Mark Twain

Başarılı bir konuşmacı  yada etkileyici bir iletişimci olmak istiyorsanız asla korkularınızdan tavsiye almayın. Korkular, sizi adım atmaktan alıkoyar. Bir çok insan bize gelir ve derler ki ‘Ben yapamam çünkü benim diğerleri gibi yeteneğim yok.’  Bunu nereden biliyorsun diye sorarız. Sıklıkla kendileri ile ilgili sınırlayıcı yargılarından dolayı bu şekilde konuştuklarını farkederiz. İstediklerini elde etmek için belki bir kere , yada en fazla iki üç kere deneyerek vazgeçmişlerdir ve yeteneksiz olduklarına karar vermişlerdir.  Bu yeteneğin sende olduğunu bir düşün neler yapardın? Neleri değiştirirdin? Sence bu konuda ki yeteneğini geliştirmek için yapman gereken neler var ? diye çözüm getirici sorular sorarız. Çözüm getirici sorular zihnimizin zincirlerini bir ölçüde kırmaya yardımcı olur. Etkili konuşabilmek , doğuştan gelen bir yetenek değildir. Sonradan kazanılmış bir beceridir. Kimse doğuştan başarılı konuşmacılar olarak doğmaz . Usta konuşmacı olmak, medeni cesaret ve özgüven ile gelişebilen bir beceridir. Günümüz siyasetçilerine bakın . Daha özgüvenli görünen, enerjik , kendinden emin tavırlar sergileyip, beden dilini etkin kullanan siyasetçilerin halk üzerinde etkisinin yüksek olduğunu farkedersiniz. Ayrıca hitabet becerisinin kitleler üzerinde yarattığı önemi  anlayarak üzerinde çalışmalar yapan siyasetçilerimizin yıllar içindeki gelişimleri gerçekten göz kamaştırıcıdır. Bu konuda gösterilecek istikrarlı çaba önemlidir.  Örneğin Amerika’dan bir örnek verelim . Size bundan on yıl önce,  Kenyalı, Müslüman ve zenci bir baba ile Hristiyan ve beyaz bir annenin oğlu  olan genç bir adam Amerika Birleşik Devletleri’nin en popüler başkanı olacak deselerdi ne düşünürdünüz? Muhtemelen gülüp geçerdiniz. Ancak bugün durum ortada. Nobel Barış Ödülü sahibi Barack Obama,  pek çok kişiye göre Amerika tarihinin en iyi konuşan, en iyi giyinen ve hepsinden önemlisi kendisine en güvenilen başkanı konumunda. Onun bu başarısının sırrı ne,  hiç merak ettiniz mi? Amerika’da dezavantaj olarak görünen özelliklerine rağmen başarısının sırrı , bir iletişim ustası olması ve en önemlisi kendisine duyduğu özgüvenidir.  İnsanlar topluluk önünde konuşma kurslarına  katılarak, kendilerine güvenmeyi  öğrenmeyi  ve ikna edici  konuşma becerisini kazanmak isterler.  Bu kişilerin  genellikle ortak düşünceleri, bir yerlerde konuşmak gerektiğinde heyecanlanmadan, korkmadan kendine güvenerek, sakinlikle konuşabilme becerisi elde etme istekleridir. Ortak istek ve amaç,  sakin , kendinden emin ve cesurca bu işi yapabilmektir. Peki sizi arzuladığınız sonucu almaktan alıkoyan  ne? Kendiniz ve kendinize koyduğunuz sınırlayıcı düşünce yapısı ve engelleriniz.  Birileri zor görünen koşullardan çıkarak en zirve noktalara çıkabiliyorsa bunu birçok kişi de başarabilir. Nlp ‘nin en etkin varsayımlarından biri, biri dahi bir şeyi yapmayı başardıysa bunu herkes başarabileceği gerçeğidir. Doğuştan bu bilinçle doğarız , bu sebeple yapılması gereken içimizdeki potansiyeli görünür kılmaktır. Daha önce yapmış olduğunuz  başarılı eylemleri  düşünün.  Nasıl başarmıştınız? Sizi başarıya götüren güçlü kaynağınızı , potansiyelinizi farkedin ve şunu düşünün bundan sonra ; neyi farklı yapmak ve kim olmak istiyorsunuz? Zor koşullarına rağmen zirveye çıkan sayısız lideri düşünün . Onları zirveye taşıyan bir numaralı özelliklerinin cesaretleri ve her türlü olumsuz koşullarına  rağmen  kendilerine duydukları güven olduğunu  hatırlayın. Bu güç sizin de  içinizde var, ancak uyur vaziyette duruyor , sizin çıkarmanızı bekleyerek.

Hitabet konusunda yeteneklerinden şüphe duyan kişilerin uzman oldukları konuları anlatmalarını isteriz. Kolayca anlatırlar , bir kişiye karşı bu kadar rahatken konu iki kişi olduğunda yani küçük bir topluluk olduğunda ; kolayca anlatabildiğimiz bir şeyi aktarırken niye heycan yaparız öyleyse ? Niye kalbimiz küt küt atmaya  başlar? Bu heyecanın , stresin, paniğin, kaygının , korkunun sebebi sizce nedir?  Sebebi , daha öncede söylediğim gibi kendimize koyduğumuz engeller,  sınırlayıcı inançlar ve yeteneklerimize ve kendimize karşı duyduğumuz güven azlığıdır. Sıklıkla korkunun nedeni; toplulukları zihnimizde canlandırma şeklimiz,  varlıklarını değerlendirme biçimimizdir. Onların da sizin gibi bir insan olduğunu düşünmek , onlara dostlarınız gibi yaklaşmak bir ölçüde sizi rahat hissettirecektir. Burada sormamız gereken soru ;  peki bütün bu korku yaratan nedenleri nasıl aşabiliriz? Önce önlenemeyen bir istek ve yapabileceğimize güçlü bir arzu duymalısınız. Arzunun ve isteğin gücünü asla küçümsemeyin . Hiç bir başarı içinde yeterli arzu barındırmazsa elde edilemez. Bu yeteneğin doğuştan değil çalışmayla, çabayla , kararlılık ve istekle  geliştirileceğini hatırlamalısınız. Aslında size küçük bir sır vereyim;  kendinize güven duymak , bu konudaki medeni cesaretinizi kazanmak, bir gruba hitap ederken sakin ve kendinden emin olmak, düzgün düşünüp, düzgün hitap edebilmek hayal edebildiğinizden çok daha kolaydır. Bir eylemin kolay ya da zor olacağına siz karar verirsiniz. Konuşmalar yapmak , hitap etmek eylemine  nasıl baktığınız önemli. Olaya kolay ya da zorluk çerçevesinden bakabilirsiniz. Siz hangisinden bakmayı seçiyorsunuz?  Usta bir konuşmacı olmayı nasıl değerlendirmeyi seçiyorsunuz? Bir şeyin kolay olabileceğini düşünmek bu durumun kolaylaşmasını sağlar , ancak ne kadar zor olacağını düşünür ve buna inanırsanız her geçen an kolay olabilecek bir şeyi dahi zorlaştırırsınız. Hatırlayın ki, konuşma yeteneği sadece bir kaç kişiye bahşedilmiş  yetenekler değildir. Eğer yeterince istekliyseniz, potansiyel kapasitenizi istediğiniz düzeye çıkarabilirsiniz. Pek çok usta konuşmacı , bir dinleyici grubunun varlıklarının uyarıcı olduğunu , ilham verip zihinlerinin daha keskin çalışmalarına neden olduğunu savunmaktadırlar. Eğitim,  kendinize güven,  kendinizi  bu konuda geliştirici kaynakları okumak, sık sık bir grubun karşısına geçmek size  kalıcı bir casaret  ve özgüven getirecektir. Bu konudaki cesaretinizi ve özgüveninizi geliştirmek için bol bol pratik yapmalısınız. Her bulduğunuz yerde konuşun.

Ünlü politikacılar , başarılı bir çok profesyonel konuşmacılar da  ,  ilk konuştukları zamanlarda,  inanılmaz korkular , özgüvensizlikler, utangaçlıklar yaşamışlardır. Kalabalıkların karşısına çıktıklarında dizleri titremiş, dilleri tutulmuş hale gelmiştir.  Kendilerini sefil durumda hissetmişlerdir. Oraya çıkmaktansa ölmeyi tercih edecekleri hale geldiklerini sıklıkla duyarsınız.  Konuşma yapmadan önce heyecan ve kaygı duymamızın nedeni nedir? Nedeni basittir aslında, çünkü hitabette her zaman bir sorumluluk vardır. Bu sebeple birinin karşısına çıkıp fikirlerinizi paylaşmanız gerektiğinde  sadece bir kaç kişi dahi olsa belli bir gerilim , şok, heyecan taşınır ancak bu normaldir. Hatta konuşmacıların ne kadar profesyonel olduğunun da önemi yoktur, çünkü  ne kadar profesyonel olurlarsa olsunlar başlamadan hemen önce bu gerginliği yaşarlar ancak bir kaç saniye engeç bir kaç dakika sonra bu durum kaybolur. Bunun farkındalığında olmak , konuşmaya başladıktan belli bir süre sonra geçeceğini biliyor olmak sizi bir an olsun rahatlatacaktır. Usta bir konuşmacı olmanın yolu;  güçlü , kararlı  bir istek ve coşku  ile başlamaktır. Bu konuda ki istek düzeyiniz çok önemlidir. İstek yoksa başarı da yoktur.  Başarmayı ne kadar istiyorsunuz?

Başarı, amacı uğrunda büyük bir kararlılık gösterenlerin olacaktır. Michael Jordan ,  Bill Gates  gibi kişiler daha çok küçükken başarılı olmayı kafalarına koymuşlardı.  Sen ne istiyorsun?  Yüreğine bir bak,  geçmişte başardıklarına bir bak,  yine yapabilirsin .  Hayalini gözünde canlandır,  içini coşku  kaplıyorsa ,  bil ki doğru yoldasın.  Hedeflerin seni coşkulandırmıyorsa ,  istek uyandırmıyorsa ,  bir yerde eksik var demektir.  Gerçekten başarmak istediğin şeyi istiyor musun ?  İyi bir konuşmacı olmak, başarılı bir konuşmacı olmak seni heyecanlandırıyor mu?   Önce yüreğine bak , ne kadar istediğine ,  ulaşmak için ne kadar arzu duyuyorsun bir bak.  Sonra hedefine giden adımları tespit et. Yeterince istersen ,  her şeyi ama her şeyi başarabilirsin .  Hedefine giden yolda kendine şu soruları sor.  Hedefime ulaştığımda ne olacak ,  ben nasıl biri olacağım ,  neler hissedip,  neler görüp,  neler işitiyor olacağım?  Hangi adımları atarak bu hedefe ulaşabilirim ?  Beş yıl sonra kendimi nerede görüyorum ?  Bu soruların cevaplarını hayal edebiliyorsan bil ki başarabilirsin. Başarılı konuşmalar yaptığınızı hayal edemezseniz başarmanız çok zor. Önce hayal gelir, sonra güçlü bir istek. Başarı ve mutlulukla dolu bir hayat sizin  elinizde bunu bilin. İsteğinizin gücü başarınızın ne kadar olacağını belirleyen bir faktördür. Başarma isteğiniz yapabileceklerinizin sınırını gösterecek , varacağınız yer ile ilgili size ilham verecektir. İstek başarmanın yarısıdır. İstek cesurca bir adımın ilk yoludur. İstekle atmış olduğunuz adımda , eylemce güçlenirsiniz ve sarsılmaz bir güven geliştirirsiniz. Özgüven kazanmanın yolu , cesurca atılmış adımları yaşamımızda çoğaltmaktır. Zihninizdeki sizi başarmaktan alıkoyan korku bariyerini kaldırın , yaratabileceklerinizin sınırını bu uğurdaki gösterdiğiniz cesurca atılmış kararlı adımlar belirleyecektir.

Bir tırtılın muhteşem bir kelebeğe dönüşmek için   bu hayata bir çaba borcu  vardır , tıpkı bizler gibi. Çabalarınızın sonunda bir gün sadece kendiliğinden başarılı bir konuşmacı olduğunuzu farkedeceksiniz.

Sevgiyle kalın.

Özlem Aktaş – NLP Koçu ve Eğitmen

Ara

Kategoriler