" çocuk gelişimi" etiketliler

Çocuğunun Koçu Sen Ol ! Anne Babalar İçin Koçluk Eğitimi

Şub 9, 2016   //   Yazar: admin   //   Eğitimler, Makaleler  //  22 Yorum

aileBu eğitimle yalnızca çocuklarınıza iyi bir gelecek sağlamak için Koçluk ve NLP becerilerini edinmekle kalmayacak, kendi hayatlarınızda da büyük olumlu değişiklikler yaratacaksınız.

Kimler Faydalanabilir?

-Eğitim hayatı boyunca çocuklarına verimli bir şekilde destek olmak isteyen tüm anne babalar

Neler Kazanacaksınız?

-Çocuğunuzla Nasıl Daha Etkili İletişim Kurabilirsiniz?

-Koçluk Becerilerinden; Etkin Dinleme, Etkili Soru Sorma, Yansıtma ve Geri Bildirimi nasıl kullanabilirsiniz?
-Doğru Soruları Nasıl Sorabilirsiniz?
-Hedeflerini Belirlemesine Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz?
-Stratejik Adımları Nasıl Oluşturabilirsiniz?
-Nasıl Motive Edebilirsiniz?
-Birlikte Nasıl Planlama Yapabilirsiniz?
-Zaman Yönetimi,Kaygı Yönetimi,Stres Yönetimi Anlamında Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz?
-Korkularını nasıl giderebilirsiniz?
-Nasıl daha yapıcı ve güçlendirici inançlar oluşturabilirsiniz?
-Nasıl Olumlu Bir Tutuma Sahip Olabilirsiniz?
-Başarı Çemberini ve Alt Modalite, Sembolik Metaforlar Tekniklerini Nasıl Kullanabilirsiniz?
-Sınavlara Hazırlanırken Nasıl Destek Olabilirsiniz?
-Hayalleri Nasıl Gerçeğe Dönüştürebilirsiniz?
-Mantıksal Aşamaları Nasıl Kullanabilirsiniz?
-Bilinçaltı ile İletişim ve Telkin Metodunu Nasıl Kullanabilirsiniz?
-Konsantrasyon ve Hafıza Geliştirme Tekniklerini Nasıl Kullanabilirsiniz?

Eğitmenler: İnci & Özlem Aktaş (Psikolojik Danışman & Profesyonel Koç & Eğitmen ve Konuşmanızla Hipnoz Edin Kitabının Yazarları)

Eğitim Tarihi: Hafta içi gündüz, hafta sonu gündüz ve hafta içi akşam tarihleri için bize ulaşabilirsiniz.
Süre: 12 Saat

 

Bilgi için lütfen bize ulaşın.

Tel: (224)2434314

 

Çocuğunun Koçu Sen Ol! Birlikte Başarabilirsiniz

Oca 13, 2016   //   Yazar: admin   //   Kişisel Gelişim  //  0 Yorum

aile

Geçmişe bir sünger çekip yeni bir hayata başlamak istiyorsunuz. Bu sizi çok heyecanlandırıyor. Başlangıç için bir tarih bile belirliyorsunuz. Pazartesi…Ama unutmayın, yeni gözler geliştirmediğiniz sürece farklı bir hayat yaşayamayacaksınız. Yine aynı evde aynı yatakta uyanacaksınız. Yine aynı işyerine gidip yine aynı kişilere günaydın diyeceksiniz. Yine aynı kişi olacak yanınızda yatan eşiniz. Onlar değişmeyecek, siz değişeceksiniz. Ve hayatınızın değişmesini istiyorsanız, artık yeni manzaralar aramakla kalmak yerine, yeni gözler geliştireceksiniz..

Osho şöyle der: ‘Hiç bir çocuğun hiçbir amaç gütmeden sadece koştuğunu,bağırdığını, dans ettiğini ve güldüğünü gördünüz mü? Çünkü onun hiç bir şeyi yoktur. Eğer ona; ‘Niçin bu kadar mutlusun?’ diye sorarsanız sizi yanıtlayamayacaktır. Size şaşırmış bir şekilde bakacaktır.. Mutlu olmak için bir nedene ihtiyaç var mıdır? Çocuk ‘neden’ sorusu ortaya atıldığı için çok şaşıracaktır. O, omuzlarını silkecek, kendi yoluna gidecek ve yeniden şarkı söylemeye ve dans etmeye başlayacaktır. Çocuğun hiç bir şeyi yoktur. O, henüz bir başbakan değildir, bir doktor bir avukat değildir, evi veya arabası yoktur. Onun hiç bir şeyi yoktur.. oyuncaklarından başka, belki onlar da yoktur…zaten mutlu olmak için nedene ihtiyaç yoktur.’

Öyleyse çocuklarımıza en iyi olmak gibi belirsiz hedefler koymak yerine belki de sorumluluk sahibi ve dünyaya faydası olan bir insan olmasını sağlamalıyız.

Bunu da asla hap şeklindeki bilgilerde bulamayız. Bugün artık biliyoruz ki danışmanlık yapmak ve bir kişiyi iyi anlamak için derin bir psikoloji bilgisine ihtiyaç yoktur. Doğru soruları sormak ve dinlemek, terapistlerin en çok kullandığı iletişim unsurudur.

Bu eğitim; çocuğunuza öğrenci koçluğu, sınav koçluğu kısacası, yaşam koçluğu yapabilmeniz ve çocuğunuzun sizi danışman olarak seçmesi için hazırlandı.

Çocuklarınızla doğru iletişim kurmak,

Ergenlik sorunlarıyla başedebilmek,

Çocuğunuzun potansiyelini performansa çevirmek,

Sınav kaygısını, sınav stresini ortadan kaldırıp sınavlarda başarı elde edebilmesini sağlamak

En önemlisi de sorumluluk sahibi, mutlu ve huzurlu çocuklar yetiştirebilmek için çocuğunuzun koçu siz olun…Çünkü birlikte başarabilirsiniz.

Sevgiyle kalın,

İnci AKTAŞ & Özlem AKTAŞ

Öğrenci Koçu & Psikolojik Danışman & Yazar

Çocuğunun Koçu Sen Ol-Anne Babalar İçin Koçluk Eğitimine katılmak ve bilgi almak için lütfen bize ulaşın.

Tel: (224)2434314

bilgi@aynadanismanlik.net

Not: Eğitmenlerimiz ‘Konuşmanızla Hipnoz Edin’ kitabının yazarlarıdır. Ayrıca Çocukların sınav başarısı ve okul başarısı hakkında akademik çalışmalar yürütmektedirler.

16 Yaşına Kadar Çocuklar Ne Yaşar? Nasıl Davranılmalı?

Doğduğumuz andan 2 yaşına kadarki evre biyolojik güvenlik ve temel güven evresidir. 0-2 yaşları arasındaki bebek; beslenme, fiziksel bakım ve çevresinde etki yaratma yollarını öğrenmek için anneyle (bakan kişiyle) bir ortak yaşam geliştirir. Bebek bu süreçte şeyleri kontrol etmeyi, onlara karşı durmayı ve kendi kendine beslenmeyi öğrenip ortak yaşamayı bitirmelidirler.

Çocuk 2-7 yaşlarında diğerlerinin duygularını hesaba katmayı, konuşmak ve soru sormak için uygun zamanlamayı yapmayı öğrenmelidir. Çocuk bu dönemde fikir uyuşmazlıklarının normal olduğunu öğrenmelidir. Bu süreçte çocuk başkalarına karşı sevgi geliştirir. Başkalarıyla sahip olduğu şeyleri ve duygularını paylaşmayı öğrenir.

7-12 yaşlarında çocuk akran ilişkilerini geliştirir. Gelişmiş etkileşimler kurar, daha erken dönemlerde geliştirdiği rahatlık duygusunu başkalarının yanlarında olduğu anlara da yayar. Bu evrede çocuğun tanışma, mücadele etme, başarma, karşılıklı konuşma, şaka yapma ve başkalarından aldığı sözsüz duygusal cevapları yorumlama konusunda becerileri daha da gelişir.

12-16 yaş arası girişimcilik ve kimlik evresidir. Bu evrede çocuk, yarı çocuk yarı yetişkin olabilmeyi öğrenmelidir. Uygun bir cinsel kimlik ve kendilik imgesi geliştirmelidir. Öyle bir görüş geliştirmelidir ki, başkalarıyla ortak işler başlatma becerisini kabul etmeli ve kapsamalıdır. Bireye bu evrede bir tutum belirlemesi konusunda yardımcı olur. Çünkü bu evrede geliştirebileceği ve geliştirmesi gereken bir tutum belirlemelidir. Bu tutum genellikle merak ve ilgi yönünde olmalıdır. Merak bir şeyler öğrenme konusunda olmazsa olmazdır. Kendisi değişken olan bir bedende merak ve ilgi barındırmanın sağlıklı olduğu yönünde bir tutum geliştirmelidir. Bu bireyin hem kendisi hem de yaşıtları için geliştireceği bir tutumdur.

Bu evreler modern hipnozun babası Psikiyatrist Milton Erickson’un tedavilerinden yola çıktığı, karşısındaki kişinin sosyal ve gelişimsel ihtiyaçlarıyla ilgili gelişim evreleridir.

Yazıma kur yapma ve evlilik dönemleriyle devam edeceğim.

Şimdilik sevgiyle kalın,

İnci Aktaş – Profesyonel Koç & Eğitmen

(224)2434314

Çocuk Yetiştirmek Zor Zanaat – Yaşam Koçu İnci AKTAŞ

Haz 18, 2012   //   Yazar: inciaktas   //   Kişisel Gelişim, Makaleler  //  0 Yorum

Yaşam Koçu NLP Uzmanı İnci AKTAŞ

Belki de çocuk sahibi olmaya karar vermeden önce derin derin düşünülmesi ve planlanması gereken konu bu… Çocuğumu nasıl yetiştireceğim? Çocuk yetiştirmek ne demek?  Çocuğumun gelişimini nasıl doğru planlayabilirim?

Bir insanın zihninin programlanması, ana rahmine düştüğü anda başlar. Hipnoz çalışmaları bize göstermiştir ki, yetişkinlerde gözlemlenen bir çok kronik rahatsızlık dahi, bebeğin annenin karnındayken her şeyi duyduğunu ve hissettiğini unutmamızdan ya da bilmediğimizden kaynaklanıyor.  Artık;  “O daha bebek, anlamaz” anlayışından bir an önce vazgeçin. Çünkü ana rahmine düştüğü andan itibaren ona sağlamaya çalıştığınız ilk şey, onu çok istediğinizi hissettirmektir. Sen değerlisin, sen bizim için önemlisin…

Çocuk yetiştirme sanatının çocuğa kendini değerli hissettirmekten başka kuralı yoktur. Bebek daha annenin karnındayken onunla konuşun. Annenin duyguları doğmamış bebeği derinden etkilemektedir. Bebek doğduktan sonra annenin stresi süte geçtiğinden bebekler sütü bile reddetmektedirler.

Eğer ruhen ve bedenen sağlıklı bir çocuk yetiştirmek istiyorsanız. Sevgiyle bezenmiş, affetmeyi bilen, dostluk, paylaşım ve hayattan zevk almayı bilen bir aile ortamı yaratmaya çalışmalısınız.

Elbette kurallar koyacaksınız. Ancak çocuğunuzun gelişimi için bu kuralları hiçe saymasına, ilerisine geçmesine izin verin. Bırakın yaşayarak öğrensin. Bir musibet bin nasihatten iyidir derler. Koyduğunuz kurallar çocuğunuzun hayatı anlamasına, gerekirse yanlış yapıp ders almasına yarayacak kurallar olmalıdır.

Her birey doğuştan biri yapabiliyorsa ben de yapabilirim inancıyla doğar. Bu nedenle etrafındaki yürüyen insanları modelleyerek yürümeyi öğrenir. Ve diğer her şeyi de modelleyerek öğrenir. Eğer çocuğun öğrenme çabası kurallarla engellenirse çocuk kendini kötü, yetersiz ve değersiz hissetmeye başlar. Ne yazık ki biz çocuklarımızın yapmaya çalışıp da yapamadığı şeylerde yardımcı olarak onlara iyilik ettiğimizi sanırız. Bebeğimiz masanın üzerinden oyuncağını almaya çalıştığında elimizle ona doğru ittiririz ve bebekte hemen o an ben yardım almadan tek başıma yapamam inancı oluşmaya başlar.

Özellikle ebeveynin ikisinin de çalıştığı ailelerde çocuğa daha az zaman ayrılması durumuyla karşı karşıyayız. Daha az ilgilenilen çocuk, bir de sadece başarılı olduğu zamanlarda ödüllendirildiğinde, çocukta sürekli beklentileri karşılamaya çalıştığı için bir değersizlik inancı oluşturur.

Bırakın koltuğa kendisi tırmanmaya çalışsın, döke saça yemek yesin. Sadece başardığı zaman değil başaramadığında da çabası için ödüllendirilsin. Çocuğun bazen sadece ilginizi çekmek için yaptığı olumsuz davranışları bile, yeterince zaman ayıramamanın verdiği vicdan azabı ile yok sayıyorsanız, çocuğunuzda onarılana kadar hayatını kısıtlayan yaralar açarsınız.

Ve çocuklarınızın sizin saçma gördüğünüz şeylerle uğraşmasına engel olmayın. En büyük başarılar, insanlar tarafından saçma bulunan ve çoğu zaman dalga geçilen uğraşlardan doğmuştur. Bırakın çocuğunuz başınıza icat çıkarsın. Yaşama katkıda bulunmanın yollarını öğretin.

Çocuklar programlanmaları tamamlanana kadar doğal trans durumundadırlar. Çoğu zaman hiçbir bilgisi olmadıkları ve bilinçaltlarında herhangi bir bilginin kayıtlı olmadığı durumlarda verdiğiniz telkinler direk bilinçaltlarına ulaşır. Sizler sorumlusunuz. Her yorumunuz her konuşmanız her planınız siz bir gün unutsanız bile onun bilinçaltına kazınacaktır.

Ve huzur… Unutmayın, çocuklarınız bir kez çocuk olacaklar. Çocukluklarında tamamlanmamış bir duygu ya da yaşayamadıkları bir dönem olursa daima enerjileri eksik, mutsuz ve isteksiz bireyler yetiştirmeye devam edeceğiz.

Huzur sizinle olsun.

Sevgiyle Kalın,

İnci AKTAŞ-Yaşam Koçu NLP Uzmanı

(0224) 2434314

Duyuların Gelişimi Çocuklukta Başlar – Yaşam Koçu, NLP Uzmanı Özlem Aktaş

Eyl 4, 2011   //   Yazar: admin   //   Kişisel Gelişim, Makaleler, Mutlaka Okuyun  //  2 Yorum

 

 Duyuların Gelişimi Çocuklukta Başlar – Yaşam Koçu, NLP Uzmanı Özlem Aktaş

Hayatı algılayışımız; görme, işitme, dokunma, tatma, koku alma olan beş duyu organımızı kullanarak gerçekleşir. İletişimde, öğrenmede ve pek çok insani ilişkilerde algı sistemlerimizin etkinliği çok önemlidir. Bunlardan en önemlileri; görsellik, işitsellik ve dokunsallıktır. Hepimiz bu temsil sistemlerinin tümünü kullanırız. Ancak kimimizin görsel, kimimizin işitsel, kimimizin dokunsal duyuları gelişmiştir. Etkin öğrenmenin ve davranış kalıplarımızın bu temsil sistemlerinden hangisini kullandığımızla yakından ilgisi vardır. Daha etkin, gelişmiş, yaratıcı bir insan olmak bu duyuların hepsinin etkin bir şekilde kullanılmasına bağlıdır. Gelişmiş, yaratıcı insanların en önemli özelliği; bu duyuların hepsini etkin kullanabilmeleridir. Duyuların gelişimi için bu gereklidir. Kişiliğin gelişiminin 0-2 yaş arasında oluştuğunu düşünürsek bu süreçte anne ve babalara çok ciddi görevler düşmektedir. Dış dünya ile ilgili algılarımızın geliştiği bu dönemde çocukların bol bol görsel, işitsel ve dokunsal uyarıcılarla tanıştırılması gerekmektedir. 2-14 yaş arası bu sürecin gelişme evresidir. Çocuklarımızın tüm duyularını geliştirmeye yönelik bu çaba, algılama ve kavrama kapasitelerini yükselterek, yaratıcı zekalarını olumlu etkileyecektir. Birkaç küçük çaba ile bu kolayca başarılabilir. Aşağıdaki ufak uygulamalarla çocuklarınızın geleceği için en güzel yatırımı yapmış olacaksınız.

Çocukların işitselliğini geliştirmek için, ses değişikliklerini, ses düzeyindeki iniş ve çıkışları, hızdaki artma ve azalmaları vurgulayalım. İşitselliğini uyaracak ses kaynaklarını bulup, kullanmasını ve fark etmesini sağlayalım.

Çocukların görselliğini geliştirmek için, görsel uyaranlarla besleyerek, görüntüler ve şekiller arası, hatta renklerin tonları arasındaki farkları vurgulayalım. Ayırt edebilmesine yardımcı olalım.

Çocukların dokunsal duyularını geliştirmek için, dokundukları objeleri tüm ayrıntıları ile hissetmelerini sağlayalım. Sıcaklık soğukluk, sertlik yumuşaklık, pürüzlülük ve pürüzsüzlük gibi ögeleri hissetmesini sağlayalım. Evdeki ve dışarıdaki her şeye dokunmasını isteyelim.

Bunların dışında, duyularını aktif kullanacakları körebe gibi oyunlar oynayalım. Çocuklarımızın içlerindeki sınırsız potansiyele ne kadar ulaşabilirsek, hayatlarına olumlu olarak ne kadar dokunabilirsek ve ne kadar katkıda bulunabilirsek, anne ve babalar olarak onlar için, kişiliklerinin gelişimleri için bir şeyler yapmış oluruz. Yetenekli, potansiyelini ortaya çıkarabilen başarılı bir nesli hep beraber, çabalarımızla yaratabiliriz…

Sevgiler

Yaşam Koçu, NLP Uzmanı Özlem Aktaş

Ara

Kategoriler