Çözüm yanıbaşımızda olabilir mi?
Yeni Bir Başlangıç yapmak neden zordur? Bilinçaltındaki korkularımız, kaygılarımız ; bizi yeni bir şeyler denemekten eyleme geçmekten alıkoymak için olumsuz bir sabotajcı ses yaratır.
Oysa ki her şey yeni bir başlangıç alanı olabilir .Ama bunun için yapacağımız şey bulunduğumuz yerden başlamayı kabul edip seçmektir. Bizi engelleyen iç sesimiz çeşitli koşulların oluşmasını beklememiz gerektiğini, dış koşulların yeterince iyi olmadığını sorumluluk almak için çok geç yada çok erken olduğunu ve daha birçok nedeni sayabilir. Oysa ki bu engelleri doğru değerlendirdiğimizde gerçek bir engel olmadığını fark edebiliriz. Sadece korkularımızın bizi yönlendirmesi ile bazı durumların gereğinden fazla abartılmış bir hayalden başka bir şey olmadığını fark ederiz. Aslında kendi önümüze kendimiz duvar koyarız , durumları algılayışımız sonuçlarımızı doğrudan değiştirdiği için zihinsel tutumları değiştirmeye öğrenmeye ihtiyaç vardır. NLP , Koçluk ve Birçok psikolojik danışma tekniği zihinsel duygusal ve davranışsal hatalarımızı fark edip bunları dönüştürmemize yardım eder.
Psikoterapistler , psikolojik danışmanlar, psikologlar, koçlar, ruh sağlığı çalışanları bunların her biri birer rehberdir , sizin madenci edası ile içinde bulunduğunuz durumu doğru idrak edecek bilinç yaratımını göstermek için oradadırlar. Çünkü bizler sorunlara hep aynı şekilde bakarak aynı şekilde davranarak farklı olmayı umarız . Oysaki bu çılgınlıktır. Şöyle düşünün evinizdesiniz ansızın size rahatsızlık verecek derecede üşümüş hissetmeye başladığınızda , kalın bir şeyler giyiyorsunuz ama ısınmanıza yardımcı olmuyor, ısıtıcının derecesini yükseltiyorsunuz ama bir türlü titremekten kurtulamıyorsunuz acaba hastalanıyor muyum diye korkup ilaç alıyorsunuz, neredeyse doktorunuzu aramak üzeresiniz ancak birden fark ediyorsunuz ki perdelerin arkasındaki pencerenin hafif aralık olduğunu , soğuğun oradan geldiğini. Isınmak için çözüm sadece camı kapatmaktır , bazen çözüm önümüzde durur ancak biz bunu görmek istemeyiz , çözümün bu kadar basit olduğunu kabullenmek de istemeyiz. İşte bu zihin blokajlarından kurtulmak mümkün , Yeter ki kendimi tanımak kendimizi bilmek için istekli olup, adım atacak sorumluluğu gösterelim . Sevgiyle.
Online eğitimler için www.plenahuman.com adresimizi ziyaret edebilirsiniz. Online eğitim programlarına kayıt olduktan sonra istediğiniz yerden istediğiniz zaman eğitimlerimize katılabilirsiniz.
Bireysel online seanslar için ise, 02242434314 nolu telefondan bize ulaşabilirsiniz.
Aile Danışmanı, İlişki Terapisti, Psikoterapist, hipnoterapist, Eğitmen Özlem Aktaş
02242434314
05335179512
Kaygıdan özgürleşmek
Özgürlük nedir?
Ruhunuzdan; yıldızlara bakıp, güzeli görüp , haz almanın doyumunu kim alabilir ki elinizden ? Sana sürekli boyun eğdiren korkunun tutsağı degilsen eger, özgürlüğünü elinden ne alabilir? İnsanı zayıf yapip köleleştiren şey; sürekli kaygıyı yaratan zihin durumunu kendi içimizde yaratmaktır. Belki acının mutsuzluğun güçlendirdiğini düşünebilirsin , evet bazen manevi zorluklara direncini arttırsada , sürekli hissedilen kaygı ve korku tüm yaşam direncini ve anın içinde tüm koşullara rağmen mutlu ve özgür olabileceğin inancını elinden alir. O zaman gerçek özgürlük nedir? Yaşadığın anın tek gerçek olduğunu bilip, anda farkındalıkla yaşamaktır. Farkındalıkla yemek yemek, farkındalıkla kitap okumak , farkındalıkla sohbet etmek farkındalıkla eylemde olmaktır. İşte o zaman sadece derin bir huzur var olur.
Bireysel online seanslar için ise, 02242434314 nolu telefondan bize ulaşabilirsiniz.
Aile Danışmanı, İlişki Terapisti, Psikoterapist ve Danışman Özlem Aktaş
Panik mi? Şükür mü?
Yağmurun tenine dokunması hala içini huzurla doldurabiliyorsa hala umut vardır ve yaşıyorsun demektir. Zor günlerde en çok bizi yıpratan gelecekle ilgili duyduğumuz kaygı, korku ve stres düzeyinin yüksekliğidir. Sürekli en kötü senaryonun içerisinde olduğumuzu düşünmek ve en kötü şeyleri beklemek, tedbirli olmakla panik olmayı karıştırıp sürekli stres yapmak bağışıklığımıza ciddi zarar verir, peki ne yapabiliriz ?
En büyük Korkumuzla yüzleşmekle işe başlarız , korkumuzu yok saymak kaçmak işi daha da içinden çıkılmaz hale getirir. Olumsuz tutum yerine şu an daha iyi ne yapabilirim nasıl çözüm bulabilirim? Benim yapabileceğim ne var ? her şeyden önce şükür edebileceğim hala neler var? diye sormak daha huzurlu ve sakin kalabilmemize ve süreci daha iyi yönetebilmemize yardım eder. Önce kendimi ve dünyadaki diğer insanları düşündüğüm bütünsel bir bakışla tedbirimi alıp, icinde bulunduğum koşulda güzeli görebilen zihin yapısı daha canlı hissetmemize ve içimizde umudu yeşertmemize yardım eder. Koşullar belki şu ana kadar karşılaştığımız en zor anlar olabilir. Bu zorlu koşullara alışkın olmayan bilinçaltımız dünyanın sonu geldiği mesajını yaratarak bizi büyük bir stres altında hissettirebilir. Evet gerçekleri görelim ancak Tüm bu gerçeklere rağmen hala hayattayız ve yapabileceğimiz Hala bir şeyler var. Sağlığımızı korumak insanlığa örnek olmak elimizden geldiğince birlik olmak , insanlığımızı sevgi ve saygıyı unutmamak ve şu an sahip oldugumuz en küçük seye şükretmek gibi daha yapacak bir çok şeyimiz var. Şükretmek bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Sevgi ve Umuttur insanlığı yaşatan. Bunu her zaman hatırlamak dileğiyle .
İstanbul ve Bursa’da Yüzyüze Bireysel ve Tüm dünyada online seanslar için ise, 02242434314 nolu telefondan bize ulaşabilirsiniz.
Özlem Aktaş
Psikoterapist, Aile Danışmanı, İlişki Terapisti ve Danışman Özlem Aktaş
02242434314
05335179512
#psikoloji #psikolojikdanışma #onlineterapi #onlineeğitim #terapi #olumlututum #plenahuman #koçluk #koçlukbursa
Hayatla Barışık Olmak
Hayatımdaki problemlerle başa Çıkamıyorum, Birçok yerde dengeyi kaybettim, gerçekten benim için anlamlı ve değerli olan nedir ?yaşamdan yeterince Keyif alamıyorum, bütün bu sorular aslında bir varoluşsal boşluğun ve anlamlı ve değerlerine uygun yaşanmamış bir hayatın sonucu olabileceği gibi sadece bazı yerlerde dengeyi şaşırmış olduğumuz ve bazı küçük değişikliklere ihtiyaç duyduğumuz anlamına da gelebilir. Bazen yaptığımız tercihlerin nereden geldiğini ve kaynağına anlamadan otomatik hipnozda yaşadığımızı dahi fark edebiliriz , hipnozda davranıyoruz çünkü Eğer bir davranışı gerçekten bilinçli olarak neden yaptığınızı bilmiyorsanız bilinçaltımızdaki yerleşmiş kalıpların hipnozların etkisi altındayızdır diyebiliriz ve en derin hipnozlarımızdan biri değersizlik inancımız ve duygumuzdur. Bizler daha iyi şeylere sahip olduğumuzda daha lüks evlerde ve daha markalı giysilere sahip olduğumuzda daha iyi bir görüntüde olduğumuzda, sevileceğimizi ve değerli olacağımızı sanırız ,işte bu durum bizi farkında olmadan anlamı olmayan seçimler yapmamıza nedenlerini açıklayamadığımız taleplerde bulunmamıza sebep olabilir . Gerçekten bir eylemde bulunurken bu eylemin benim hangi değerimle ilgili olduğunu biliyor muyum? Sadece içimdeki değersizlik duygusunu kapatmak için mi daha lüks bir araba satın alıyorum? yoksa aradığım şey gerçekten güvenlik Konfor mu ve daha fazlasına her zaman neden ihtiyaç duyuyorum? Bu ve benzeri sorulara bazen cevap bulamadığımızda bir varoluşsal boşluk içinde olduğumuzu fark ederiz. Bu boşluk hayatımıza anlam arayıp bulamamaktan kaynaklanır, gerçek anlamlı ve değerli yaşam ne ile ilgilidir? Gerçek anlamlı Hayat , yaşamaya değer , hem kendime hem de Başka insanlara değer kattığım bir yaşamdır diye biliyorsak doğru yolda olduğumuz anlamına gelebilir.
Sevgiyle kalın.
Psikoterapist, Aile Danışmanı, İlişki Terapisti ve Danışman Özlem Aktaş
İletişim 05335179512
İstanbul ve Bursa’da Yüzyüze ve tüm dünyada online seanslar için ise, 02242434314 nolu telefondan bize ulaşabilirsiniz.
Evlilik Korkusu
Evlilik korkusu, günümüzde özellikle belli bir statü ve yaştaki insanların yaşadığı bir duygu diyebiliriz. Peki bu Korku nasıl yenilir? Öncelikle kişinin kendisine ve başkalarına karşı Güven geliştirilmesi , evlilik hakkındaki yargılarını doğru bir çerçeveye oturtması önemlidir. Gerçekten ne istediğini bilmek tüm belirsizlikleri ortadan kaldırmak Ve evlilikten ne beklediğimizi net bir şekilde ortaya koymak önemlidir. Anlamsız ve sıradışı beklentiler mutsuzluğun en önemli nedenidir Oysa ki insanlar gerçekten mutluluğun peşinde olsalar illaki bir yol bulurlar. Her kaygı ve korku da olduğu gibi Öncelikle bize bu duyguları hissettiren şeyin ne olduğunu fark etmek gerekir, geçmiş deneyimlerimiz, Çevremizdeki insanlardan edindiğimiz telkinler, toplumun bu konudaki yargıları, bunların her biri bilinçaltımızda önemli yer tutar ,öyleyse kendini bilmek ve tanımak bu tarz duygularla başa çıkabilmenin ilk yoludur diyebiliriz. Çıkış yolu bulunamadığınız noktalarda ise Koçluk, terapi, psikolojik danışmanlık gibi uzmanlık alanlarından yararlanılabilir. #plenahuman #kişiselgelişim #koçluk #ailekoçluğu #ilişkiler #psikolojikdanışmanlık #evlilik #evlilikterapisi #evlililikkorkusu
Psikoterapist, Aile Danışmanı, İlişki Terapisti ve Danışman Özlem Akta
İstanbul ve Bursa da Yüzyüze seanslar ve tüm dünyada online seanslar için ise, 02242434314 ve 05335179512 nolu telefondan bize ulaşabilirsiniz.
İlişkilerde kıskançlık Zararlı bir Duygu mudur?
Erkek ve kadın kıskançlık duygusunu farklı yaşarlar, ilişkiye zarar veren duygular değil, davranışlarımızdır. kıskançlık zayıflık olarak görülür ve erkek ve kadının Cephesi’nde farklı şekilde ifade bulur .Oysaki iki tarafta neden kıskançlık hissettiğini doğru yorumlayarak karşıdakine yargılamadan ve suçlamadan duygusunu gösterebilir, kıskançlık hislerinin doğru davranışlara dönüşmemesi karşı tarafa öfke ve düşmanlık biriktirmeye sebep olur ve sürekli artan güvensizlik ilişkiye daha büyük zararlar verir, duyguyu ve hislerimizi karşı taraftan intikam almak ya da zarar vermek için ifade edersek dönüşü olmayan yaralar açabiliriz. Oysaki bu duygunun çok daha sağlıklı ifade şekli vardır, duygumuzu ifade etmenin küçük duruma düşmek ile ilgisi olmadığını korkularımız yüzünden çarptığımız duygularımızın Aslında daha çok ilişkimize zarar verdiğini fark ettiğimizde duygularımızı ifade etmeye daha istekli olabiliriz, hepimiz değerli hissetmek istiyoruz, ihtiyaçlarımızı karşılamak istiyoruz ama kıskançlık üzerinden bunu yapmaya çalışmak ilişkiye daha çok zarar verir .kendimizi değersiz hissettiğiniz durumları belirleyip bunu doğru bir biçimde ifade ettiğimizde ilişkiye zarar vermek yerine ilişkimizi büyütmenin geliştirmenin yolunu açarız. Korkularla hareket etmek yerine duygularımızla yüzleşmek sağlıklı bir birey olmanın yoludur.
Psikoterapist, Aile Danışmanı, İlişki Terapisti ve Danışman Özlem Aktaş
İletişim 05335179512
İstanbul ve Bursa’da Yüzyüze seanslar ve tüm dünyada online seanslar için ise, 02242434314 nolu telefondan bize ulaşabilirsiniz.
#kıskançlık #ilişkiler #ailedanışmanlığı #hipnoterapi #plenahuman
Ebeveyn ve Aile Danışmanlığı
Çocuklarının gelişimine olumlu katkıda bulunabilmeleri, ilişkilerinin sağlıklı gelişimi ve olası zorluklarla baş çıkabilmeleri için aileyle bire bir görüşülerek verilen danışmanlık hizmetidir. Anne babalar, diğer aile büyükleri ve mesleği gereği çocuklarla ilişkisi olan kişiler bu hizmetten yararlanabilirler.
Aile danışmanlığı yöntemi ile ebeveynlere, çocuklarının çok yönlü gelişimlerini desteklemelerini amaçlayan bir model sunar. Çocukların doğuştan gelen potansiyellerini açığa çıkartıp geliştirmelerini, mutlu ve sağlıklı olarak büyümelerini, kendilerine yeten, öz güven sahibi, başarılı ve doyumlu bireyler olarak yetişmelerini hedefler. Aile danışmanlığı; ebeveynleri, öz farkındalıklarını kazanmaları, ne tür ebeveynler olduklarını keşfetmeleri ve değişip gelişme yönünde ilerlemeleri için destekler. Çocukların anne babalarıyla olan sevgi bağlarının ve aile içindeki iletişimin güçlenip gelişmesini sağlar. Ebeveynlik çocukları ile daha doyumlu sağlıklı iletişim içinde olmalarını sağlar.
Küçük çocukları olan ya da bebek isteyen aileler doğum öncesini, doğumu ve sonraki yılları kapsayan aile koçluğundan yararlanabilirler. Daha büyük olan çocukların ruhsal, bedensel ve fiziksel sağlıklarını desteklemek isteyen ebeveynler, tek başına çocuk yetiştiren ebeveynler, eşinin çocuklarına anne babalık yapmak isteyenler, özel ihtiyaçları olan ve özel bakım isteyen çocukları olan aileler, çocuklarıyla iletişim sorunu yaşayan ebeveynler bu aile danışmanlığı hizmetini alabilirler.
Görüşmeler ihtiyaca göre haftada bir ya da iki haftada bir sürdürülür.
Aile Danışmanı, İlişki Terapisti, Psikoterapist Özlem Aktaş
Bize Ulaşın
Tel : 0 (224) 243 43 14
Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.
Aşkın ve Sevginin Dili – Aile Danışmanı, İlişki Terapisti, Psikoterapist Özlem Aktaş
Aşkın ve Sevginin Dili –
Aile Danışmanı, İlişki Terapisti, Psikoterapist Özlem Aktaş
Aşık olmak belki de dünyanın en güzel duygusudur. İnsanın aşık olunca ayakları yere basmaz olur, sanki hep bulutlarda geziyordur. İçi pır pır eder, yüreği susmak bilmez, aşkını düşünür, uykuya dalarken, sabah kalktığında akılda hep o aşık olunan kişi vardır. Onunla birlikteyken kendimizi cennetin eşiğindeymişiz gibi hissederiz. Elini tuttuğumuzda kanımız birlikte akıyor gibidir. O kişiye sarıldığımızda ayaklarımız yerden kesilir. Kimi bu duygularla beraber evlilik hayali kurar. Kimi aşık olduğunun en mükemmel insan olduğuna inanır.
Hepimiz evlenmeden önce mutlu bir evlilik hayali kurarız. Başlarda diğerleri gibi aşkımızı kaybetmeyeceğinizden o kadar inanırız ki… Biz diğerleri gibi birbirimizi kırıp incitmeyeceğizdir, ilişkimizi yıpratmayacağızdır, buna inanırız. Ne yazık ki aşkın ömrünün 2 yıl olduğu psikologlar tarafından kanıtlandı. Sonuçta gözümüz açılır, ayaklarımız yere basar ve karşımızdakini istediğimiz gibi değil olduğu gibi görmeye başlarız . Bir zamanlar deli gibi aşık olduğumuz insan bize kızıp eleştirmeye başlamış, bir zamanlar gözümüze büyük gözükmeyen önemsiz gördüğümüz şeyler birden çok önemli olmaya bizi rahatsız etmeye başlamıştır. Birden evliliğin gerçek hayatın içine girivermişizdir. Diş macununun nasıl sıkıldığından, kirli çamaşırlara kadar her şey gözümüze batmaya başlar ve bir zamanlar deli gibi aşık olanlar düşman oluverirken evlilikte savaş alanı oluverir. Gerçek şu ki insan aşık olmanın çılgın durumunda çok uzun süre kalması imkansızdır. Aşık olunca her şey ikinci planda kalır, hatta önemsiz hale gelir. Hedefler, iş,isteklerimiz, hayallerimiz… Sadece aşkımızla ilgili hayallerimiz vardır. Düşünsenize böyle bir durumda olsaydık hepimiz bu dünyanın hali ne olurdu ?
Zaman içinde aşk bittikten sonra, ilişkiye bireysel istekler, duygular, ihtiyaçlar ve davranış kalıpları hakim olmaya başlar. Aşk sona ermiştir. Bu durumda kişiler ya birbirinden uzaklaşır, boşanır, ayrılır ya başka aşkların peşine düşer ya da ite kaka ilişkilerini sürdürmeye çalışırlar. Aşk sona ermeden önce, sevgiye dönüştürülmesi şarttır. Sevgiye dönüştürülemeyen her aşk bitmeye mahkumdur.
Aşk ile sevginin birbirine karıştırılmaması gerekir. Aşk bilinçli bir tercih değildir. Aniden umulmadık bir anda gelir. Aşk güdüsel olarak bizi tuhaf ve mantıksız şeyler yapmaya iter ve aşık olduğumuzda ulaştığımız bu mükemmel en yüksek mutluluk seviyesinin korunmasını, hiç bitmemesini isteriz. Ancak bunun sonsuza dek sürmesi mümkün değildir. Aşk bittikten sonra bunu gerçek sevgiye dönüştüremezsek eğer acı verici ayrılıkların yaşanması kaçınılmazdır. O halde aşkı olduğu gibi kabul edip eşimizle gerçek sevgiyi var etmek ve korumak için çabalayabiliriz. Böyle bir sevgi tutku içermeyebilir ancak aklı ve duyguyu birleştiren bir sevgi olur ve bu da çaba gerektirir.
En temel duygusal ihtiyacımız aşk değil, birlikte olduğumuz insan tarafından gerçekten sevilmek ve sevginin güdüsel olarak değil, akıl ve irade ile beslenip güçlendirildiğini bilmektir.
Seçimlerimizden oluşan gerçek dünyaya döndüğümüzde, iyi ve sevgimizi göstermekte cömert olmayı seçersek bunun adı sevgi olur. Eşimizin bizi kabullendiğine, bizi istediğine ve bizim iyiliğimiz için uğraştığına inanırsak kendimizi güvende ve mutlu hissederiz. Peki evlenince gözlerdeki ışıltı, cinselliğin heyecanı ne olacak diyebilirsiniz ? Ancak eşinizin gözündeki en önemli kişi olduğunuzu bilmenin güvenlik duygusu inanın hepsine bedeldir ve her şeye değer bir duygudur.
Daima sevgiyle kalın…
Aile Danışmanı, İlişki Terapisti, Psikoterapist Özlem Aktaş
İletişim 05335179512
Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.
Sevgi Deponuz Sürekli Dolu Olsun – Aile Danışmanı, İlişki Terapisti, Psikoterapist Özlem Aktaş
SEVGİ DEPONUZ SÜREKLİ DOLU OLSUN -Aile Terapisti ve Psikoterapist Özlem Aktaş
Sevgi dünyadaki yaşanılası en güzel şeydir. İnsanı canlı tutar yüreği dolu insan hayata da bir başka bakar. Sevgi büyüdükçe insanda büyür. He rşey güzelleşir parlaklaşır insanın gözünde. İnsan sevdiği kadar sevilmekte ister. Psikologlar, sevildiğini hissetme ihtiyacının diğer tüm duygusal ihtiyaçların önüne geçtiğini düşünmektedir. Sevgi olmadan zorlukların üstesinden gelinemez.
Hepimiz için sevgiyi tanımlama şeklimiz farklıdır. Kimi, ‘bunu onu sevdiğim için yaptım’ der, kimi evlilik dışı ilişkiye girer ve bunu sevgi adına yaptığını söyler. Psikologların gözünde ise bu durum ‘karşılıklı bağımlılıktır.’ Amaç duygusal sağlığımız açısından bizi doyuran sevgiyi bulmaktır.
Bir çocuğun duygusal açıdan dengeli olabilmesi için tüm duygusal ihtiyaçlarının karşılanması gerekmektedir. Bu duygusal ihtiyaçlardan hiçbiri kişinin bir yere ait olduğunu, istenip kabullenildiğini bilme ihtiyacı kadar önemli değildir. Eğer çocuk yeterince ilgi ve sevgi görür yaptığı davranışlarla onaylanırsa bilinçli bir yetişkin haline gelir. Aksi taktirde gelişiminde geri kalacaktır. Eğer çocukların sevgi depoları doldurulmazsa, çocuk yanlış davranışlara yönlenir, hatta yaramazlıkları dahi bu sevgi deposunun eksikliğinin sebebidir. Çocuklar dolduramadıkları sevgi eksiklerini başka yerlerden yanlış biçimlerde arayabilirler.
Sevgiye duyulan ihtiyaç sadece çocuklara özgü bir şey değildir. Birer yetişkin olduğumuzda, evlendiğimiz de, yaşlılığımızda dahi bu ihtiyacımız devam eder. Aşık olmak bir süre bu ihtiyacımızı karşılar.
Ancak aşkın o büyük coşkusu kaybolduktan sonra, sevgiye duyduğumuz asıl ihtiyaç ortaya çıkar. Varlığımızın temelindeki ihtiyaç budur. Sevme ve sevilme ihtiyacıdır.
Hepimiz eşimiz tarafından sevildiğimizin hissettirilmesini isteriz. Sevgi bekleriz bunun gösterilmesini bekleriz. Küçücük bir söz, orada var olduğumuzu gösteren, sevgiye değer olduğumuzu gösteren bir söz ve belki bir bakış bekleriz. Eğer ki sevildiğimizi bilmiyorsak sahip olduğumuz onca şeyin paranın, evin, arabanın ne kıymeti kalır ki ?
İnsan, başka bir insanla yakınlaşmak ve sevilmek ister. Evlilik, bu yakınlık ve sevgi ihtiyacını sağlıklı yollardan karşılamak için tasarlanmıştır. Evlilikte sevginin gösterilmesi çok önemlidir. Birçok çift sevgi depoları yeterince doldurulmadığı için birbirlerinin ihtiyaçlarını anlayamayıp belli bir zaman sonra aşkımız öldü, birbirimizi anlayamıyoruz, birbirimizin ihtiyaçlarına cevap veremiyoruz, birbirimize katlanamıyoruz tahammülümüz kalmadı gibi gerekçelerle psikologlara, ilişki koçlarına danışırlar. Evliliklerinde yaşadıkları acılar, kırgınlıklar, acı sözler, yaralanmalar, içlerindeki sevgi yoksunluğundan olabilir mi? Sevgi yoksunluğu doldurulabilir ise evlilikler kurtarılabilir mi acaba? Evlilik için sevgi deposunun dolu tutulması bir arabanın benzin deposuna benzer. Nasıl ki boş bir depo ile araba yürümezse, evliliklerde sevgisiz bir ortamda yürüyemez. Eğer ki sevgi deposunu dolduran kişi, 5 sevgi dilini anlayabilir ve eşimizin baskın sevgi dilini öğrenip konuşabilir ve davranışlarımızı ona göre değiştirirse sonsuza dek sürebilecek mutluluğun anahtarını eline almış olacaktır.
Sevgi deponuz sürekli dolu olsun. Sevgisiz kalmamak dileğiyle…
Sevgiyle kalın.
Aile Danışmanı, İlişki Terapisti, Psikoterapist
Özlem Aktaş
İletişim ; 05335179512
Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.
Evlenince Sevgiye Ne Oluyor? – Aile Terapisti ve Aile Danışmanı Özlem Aktaş
Evlenince Sevgiye Ne Oluyor ?
Evlenince sevgiye ne oluyor? Gerçekten bitiyor mu? İnsanların kafasını karıştıran bir konu bu. Evlenmeden önce ölümsüz sandığımız sevgimize, aşkımıza neler oluyor? İş hayatlarımızda inanılmaz başarılara imza atsak da, arkadaş ilişkilerimizde başarılı olsak da evliliklerimizde bu başarıyı sürdüremeyebiliyoruz nedense. Flört döneminde o ayaklarımızı yerden kesen aşka ne oluyor? Uçup gidiyor mu ? Hayallerimiz, umutlarımız, büyük heyecanla kurulan birlikteliklere neler oluyor? Kimileri sevgilerini aşklarını canlı tutmayı başarırken diğerleri neden başaramıyor? Boşanma oranlarının bu kadar yüksek olduğu ülkemizde de bu sorular birçok insan tarafından soruluyor. Birbirimizi birbirimizin gözlerinden göremiyor muyuz yoksa? Herkes bir yerlerde bunun cevabını arıyor.
Evliliklerde sevgiyi koruyabilmek çok önemlidir. Televizyon radyo programları ve birçok dergide evliliğin nasıl canlı tutulacağından bahsedilir. Bu konu ile ilgili bir sürü kitap yazılıyor. Peki, öyleyse evlendikten sonra sevgilerini korumayı başaran kişi sayısı neden bu kadar az? Birtakım şeyleri değiştirmeye çalışıp sonra eski hallerine dönüp her zamanki gibi yaşamaya devam etmelerinin sebebi nedir? Sebep insanlarının sevgi dillerinin farklı oluşudur. Herkes sevgisini farklı şekilde göstermeyi sever. Eğer sağlıklı bir evlilik ve ilişki kurulması isteniyorsa eşler arasında ortak sevgi dili oluşturulması şarttır ve bu sevgi dilinin iki taraf açısında anlaşılması ve ona göre davranılması ilişkiyi canlı tutacaktır.
Eğer sevgi iletişiminde etkili olmak istiyorsak, öncelikle eşimizin baskın sevgi dilini keşfetmek ve öğrenmek zorundayız. Bu ne demek; eğer ki eşine iltifat eden bir erkek sevgisini karısına sık sık iltifat etmekle gösteriyor ancak karısı bundan anlamıyorsa ve yeterli gelmiyorsa karısının sevgi dili farklı olabilir. Sevginin davranışlarla gösterilmesini istiyor olabilir. Sevgiyi, sıcaklığı, yakınlığı hissetmek istiyor olabilir. Kadın ve erkek genelde aynı sevgi dilini konuşmazlar yani sevgilerini aynı şekilde ifade etmezler. Aynı şekilde ifade edebilenler de zaten mutlu bir beraberliği yaşıyor olanlardır. Kendi baskın sevgi dilimiz ile konuşur ve bunu eşimizin anlamasını bekleriz. Anlamadığında, anlaşılmadığımızı düşünerek hayal kırıklığına uğrarız. Çünkü sonuç olarak eşimizin anlamadığı bir dilde konuşuyoruzdur. Eşimizin ve kendimizin baskın sevgi dilini anladığımızda uzun ömürlü ve sevgi dolu bir evliliğe sahip olabileceğiz demektir. Bunun için değer değil mi? Eşimiz için mutluluğumuz için sevgiyi gösterme şeklimizi anlayarak ve bunun için çabalayarak ortak sevgi dillerimizi bularak mutluluğu yakalayabiliriz. Biraz karşı tarafı anlama isteği bu kadar basit. Bu hareketiyle gerçekten ne demek istiyor? Beni kırmak istedi mi gerçekten? Farklı yargılar çıkarmadan önce sadece sevdiğimiz insana dikkat etmek, gerçekten ne beklediğini, ne anlatmak istediğini anlamaya çalışmak, onun programına saygı duymak, sevdiğimizin sevgiyi ifade ediş şeklini anlayıp saygı duymak ve onu anlayarak o yönde ilgili davranmak . Belki eşiniz sadece birkaç sevgi sözcüğü duyduğunda sevildiğinden emin olacak ya da belki ona bir sıcak gülümsemeniz ya da dokunmanız sevgiyi hissetmesini sağlayacak, ya da onu güzel bir yemeğe götürmeniz sizin sevginizi gösterdiğinizi anlayacak. Sadece biraz daha özen ve fark etmek. Hepimiz biraz fark edilmek ve anlaşılmak istiyoruz. Sevdiğimizi biraz olsun fark etmek, gerçekten O’ nu görmek, ne istediğini anlamak için çaba göstermek, ilişkimizi çok daha doyumlu noktalara taşıyacaktır. Nice sevgi dolu ilişkilere….
Sevgilerimle
Aile Danışmanı ve İlişki Terapisti
Özlem Aktaş
Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.
Makaleler Categories
Ara
Kategoriler
- "AYNADAKİ BEN" Bireysel Farkındalık Program Tanıtımı
- 16 Yaşına Kadar Çocuklar Ne Yaşar? Nasıl Davranılmalı?
- Acının Ta Kendisi Misiniz?
- Aile Danışmanlığı ve Aile Terapisi
- Aile terapisi
- Anlayarak Hızlı Okuma ve Dikkat Güçlendirme Eğitimi
- Bağlanma ve Yakınlaşma Gelişimsel Evreleri
- Başarı Asosyalliktir (!)
- Başarı Hayal Kurmak ve Biraz Cesaret İster
- Başarmayı Ne Kadar İstiyorsun?
- Basında Biz
- Bastırma O Zaman Teyze (!)
- Bilinçsizliğimiz Bir Gün Yok Oluşumuz Olabilir
- Bireysel Farkındalık Programı
- Bu Odadan Diğerine Kaç Farklı Yolla Gidersiniz?
- Çocuk Yetiştirirken Bilmeniz Gerekenler
- Çocukta Disiplin Niçin Önemli? Ebeveyn Koçluğu Nasıl Bir Çözüm Olur?
- Çok Önemli Bir Karar Çocuk Sahibi Olmak
- Danışan Yorumları
- Depresyona Girmenin Kolay Yolu
- Dijital Pazarlama Ve Sosyal Medya
- Dijital Pazarlama Ve Sosyal Medya Eğitimi
- DİKKAT! Konsantrasyonum Bozuk
- Doğru Meslek Seçimi Ve İş Hayatında Huzur İçin Kendinizi Tanıyın
- Doğru Nefes ve Beyin İlişkisi
- Dünya Nereye Gittiğini Bilene Daima Yer Açar
- Ebeveyn Koçluğu
- EFT İle Duygusal Özgürleşme Eğitimi
- Eğitimler
- En Büyük Sıçrama; Gerektiğinde Yardım Almak
- Ergenlik Çağındaki Gençlerin İhtiyacı
- Ergenlikte Çatışma ve Kontrol
- Erkekle Kadının Hayata Bakış Açıları ve İletişim Nasıl Olmalı?
- Etkili Karar Ver ve Güce Sahip Ol
- Evlilikte "İlişkiyi Yenileme"
- Gerçek Zenginlik Ve Bolluk Nasıl Elde Edilir?
- Girşimcilik
- Güzel Konuşma Ve Diksiyon Kursu
- Hakkımızda
- Hapı Yuttuk Mu?
- Hayalden Gerçeğe – Ne zaman Yaşama Koçu’na başvurmalısınız? -Plena Human Bütünsel İnsan Gelişim Akademisi
- Hicran İPEKBAĞLAR
- Hipnoterapi İle İyileşme – Değişme
- Hipnoz ve Farkındalık
- Hipnozla Sigarayı Bırakma
- Hipnozla Zayıflama
- Hizmetler
- İkinci Beyniniz Bedeninizin Neresinde?
- İletişim Bir Danstır
- İletişim Eğitimi
- İlişkiler
- İlişkiler Koçluğu
- İlişkileri Bir Şölene Dönüştürmek
- İlişklerde Nefes Almanın Önemi
- İnsan Kaynakları Uzmanlık Eğitimi
- İş Geliştirme – Girişimci Eğitimine Neden İhtiyaç Duyulur?
- İş Geliştirme Eğitimi
- İş Geliştirme Eğitimi
- İş Hayatında Egoya Dikkat !
- İş ve Özel Hayatınızda Güven Kazanmanın Yolları
- İşinizde Mutlu Musunuz?
- İşler Zorlaştığında Vazgeçme Günahının Affı Yoktur!
- Kariyer
- Kariyer Koçluğu
- Kendi Yaşamınızın Koçu Olun Eğitimi
- Kişisel Gelişim
- Koçluk Eğitimi Neden Almalıyım?
- Konsantrasyon Ve Dikkat Güçlendirme Semineri
- Kontrollü ve Bilinçli Nefesin Düşünceler Üzerindeki Etkisi Nedir?
- Konuşmanızla Hipnoz Edin – Topluluk Önünde Hipnoz Edici Bir Konuşma Nasıl Yapılır?
- Kurumsal Koçluk
- Lider Yöneticiler Eğitimi
- Liderlik
- Makaleler
- Master Certified Coach (Uzman Koçluk Eğitimi)
- Mucizeleri Yaratmak
- Mutlaka Okuyun
- Mutlu Evlilik ve Sevgi
- Nefes Eğitimi
- NEFES VE MEDİTASYON KOÇLUĞU
- NLP İle Zaman Yönetimi
- NLP İle Zaman Yönetimi Eğitimi
- NLP İleri Düzey Katılım Sertifikalı Eğitimi
- NLP Nedir?
- NLP Practitioner Sertifikasyon Eğitimi
- NLP Ve Hipnoz İle Kilo Kontrolü Eğitimi
- NLP Zihinsel Programlama İle Değişim Eğitimi
- o da ne?
- Öğrenci Koçluğu
- Okumayı Seviyorum Çünkü Anlayarak ve Hızlı Okuyorum
- Olumlu Tutum Eğitimi
- Ölümsüz Olan Tek Şey Umuttur
- Ölünmüyor Mutsuzluktan!
- Performans Koçluğu
- Problemin Çözümü
- Profesyonel Koçluk Eğitimi
- Proje Yönetimi Eğitimi
- Psikoterapi
- Satış Eğitimi
- Satış-Pazarlama
- Sensiz Bir Gelecek Düşünemiyorum!
- Sihirli İletişim – Çatışmaların Çözümü Semineri
- Sınav Koçluğu
- Söz Ola Kestire Başı
- Sporcu Koçluğu
- Sufi Nefesle Metamorfoz
- Tam Porsiyon Hayat İçin…! "Nefes" Lütfen!!
- Telefonda Etkili İletişim Eğitimi
- Terfi Mi Etmek İstiyorsunuz? İşte Yolu!
- Topluluk Önünde Konuşma Eğitimi
- Topluluk Önünde Konuşma Korkunuzu Önemseyerek Aşın
- Usta Bir Konuşmacı Olmanın Yolu; Medeni Cesaret ve Özgüven
- Yalın Yönetim Danışmanlığı
- Yaşam Koçluğu
- Yaşam Koçluğu Nedir?
- Yaşam Koçluğu Ve NLP
- Yaşam Koçu Olarak Doğulur Mu?
- Yaşamda Denge Kurabilmeyi Başarmak
- Yaşamın Anlamı Nedir?
- Yaşamınızı Nasıl Yaşayacağınızı Biliyor Musunuz?
- Yetişkin Çocuklarınızla Yetişkinliği Paylaşın
- Yıldızlar Ne Kadar Güzel!
- Yöneticilik
- Zihninizin Bağlarını Çözün
- Zor Zamanlar Gerçek Liderler Yaratır



