Hipnoz Nedir?

“Hastalar kendi bilinçaltları ile uyumu yitirdikleri için hasta olurlar … Hastalar aşırı programlamadan geçmiş insanlardır – dış programlama o kadar fazladır ki kendi benlikleriyle bağlantıları kopmuştur”

                                                                                                            – Milton Erickson, 1976

     Hipnoz literatürde şöyle tarif edilir. “Amaçlarımız açısından kişinin o andaki gerçeğin farkında olmasına rağmen ondan ayrı olduğu hissine sahip yoğun fiziksel ve zihinsel bir rahatlama durumudur.”

Hipnoz; uyku, bilinçsiz bir durum, aldanma, zayıf zihinlilik, başkası tarafından kontrol edilme, kişisel kontrolü kaybetme değildir. Uyanık bir rahatlama durumu, hayalinizde canlandırma, zihin alıştırması, bilinçdışınızla uyum, gerçek kontrolün sergilenmesi durumudur.

Hipnoz, insanları kontrol altına alma süreci değildir. Hipnoz, insanların normal koşullarda sahip olmadıkları bir geri bildirim sağlayarak, kendilerini denetlemelerinin kapısını açan bir süreçtir. Yani hipnoz kişinin kendi bilinçaltını kontrol etme sürecidir.

Hipnoz, bireyin içinde bulunduğu durumu değiştirmesi deneyimi ve sürecidir. Hipnozda,  spesifik olarak içe dönülür. Bu süreçte tüm dikkati kişinin içine odaklanır, bu nedenle de dışarıdan bakan biri kişinin uyuduğunu ya da kendinden geçtiğini düşünebilir. Aslında kişi yalnızca, bir durumdan diğer bir duruma geçmiştir.

Günlük hayatımızda da; ne zaman tüm dikkatimizi belirli bir iş üzerinde yoğunlaştırsak, ya da son derece etkileyici bir konuşmacının anlattıklarına, ya da sürükleyici bir filme kendimizi kaptırsak, ya da bir otoyolda direksiyonun başında gündelik hayallere dalsak, bu tür zihin durumlarına gireriz. Bizi derinden etkileyen bir öykü, bunu gerçekleştirebilir.  Keza, medyatik türden dedikodular da.  Hipnotik durumlar hiç de tuhaf olaylar değillerdir; ne esrarengiz, doğa ötesi, ya da şeytani olaylardır, ne de yalnızca belirli bir azınlığın sahip olduğu özel birtakım yetenekleri gerektirirler.

Bilinçdışı zihin çoğu zaman kontrolü elinde tutar.

Trans, kişinin deneyiminin (genellikle dışsal olan) alışılmış yönlerinin daha az canlı ve fark edilebilir olduğu ve (genellikle içsel olan) başka bir uyarıcının kişinin dikkatini meşgul ettiği durumdur. Birisiyle konuşurken bile sizi dinlemediğini gösteren boş bir bakışla karşılaştığınız zaman  söz konusu kişi transa girmiş demektir.

 Çoğu zaman ;Ya söylemek istemediğim şeyleri hipnoz altında söylersem? Ya istemediğim şeyleri yaparsam?’ gibi sorularla karşılaşmaktayız. Oysa hipnoz halindeyken bilinçaltınız daha aktif olduğundan 1000 lerce kez daha dikkatlisinizdir. Araba örneğini tekrar verecek olursak, araba kullanırken daldınız! Biz bu duruma da hipnoz diyoruz. Siz bu haldeyken başkasına istemediğiniz bir şeyi söyler misiniz? Elbette söylemiyorsunuz. Buna rağmen dalmış bir halde araba sanki yolu biliyormuş gibi, sağ salim eve gelmiyor musunuz?

 Bunun yanında bilinçaltı her zaman insanın özünü korur ve onun değerlerine aykırı ve yapmak istemediği hiçbir şeyi yapmasına izin vermez.

Ara

Kategoriler