Browsing articles from "Nisan, 2013"

Kaliteli Yaşamın Sırrı Doğru Sorulardır- NLP Uzmanı ve Yaşam Koçu Özlem AKTAŞ

Nis 26, 2013   //   by admin   //   Makaleler  //  No Comments

Kendinize nasıl sorular soruyorsunuz? Hiç düşündünüz mü? Sizi güçsüzleştiren mi yoksa harekete geçiren sorular mı var hayatınızda? Kendinize sorduğunuz sorular yaşam biçiminizi etkileyecektir. Doğru soru sorabilmek , kaliteli ve doyumlu bir yaşamın anahtarıdır. Doğru sorular bir anda odağınızı değiştirir. Odağınız kaygılı bir durumda ise; “Bu durumun içerisinden çıkmam için ne olması gerekiyor?” diye sormak bir anda çözümü karşımıza getirecektir. Güçlü soru sorabilmek , etkin olmak, proaktif olmak , yaşamının  sorumluluğunu almak demektir. Yaşamının sorumluluğunu üstlenen kişi, “Neden bunu bana yaptı, neden beni üzdü, neden mutsuzum, neden bu benim başıma geldi?” diye sormaz. Etkin bir insan olmak, çıkış yolunu aramaktır, şikayet etmek değil. ‘Neden’ diye sormak bize bir yarar sağlamaz. Daha çok geçmişe takılıp kalmamıza, her zaman sorunları görmemize sebep olur. Sadece sorunları görerek bir yere varamayız. Sorunlarınızı düşünmek için zamanınızın %10‘undan fazlasını harcamayın, zamanınızı % 90 ‘ını sorunlarınızın üstesinden gelecek çözüm yollarını bulmak için kullanın. Yaşam, sorunlara takılı kalmak için çok kısa. Hemen şimdi içinizdeki durumları değiştirebilme gücünüzü elinize almanız gerekir. Bunu, farkındalığı yüksek doğru sorular sorarak yapabilirsiniz. Doğru soru sorabilmek, çekici doğru yere vurabilmektir. Tam olarak gitmek istediğimiz yere götürür bizi, tabi ki çözüm bulma arayışındaysak eğer. Doğru sorular, ruh halinizi de bir anda değiştirir. “Neden mutsuzum?” diye sormak yerine “Nasıl şu andaki ruh halimi değiştirebilrim, ne yaparsam mutlu olurum, mutlu olmamın yolu ne?” gibi sorular çıkış yoluna sizi götürecektir. Kendinize acımak yerine eğer çözüm arayışı içindeyseniz kendinize doğru soru sorma alışkanlığı edinin. Doğru ve kaliteli soru “ne” ve “nasıl” sorularıdır. Bir eyleme geçmekte kararsızsanız, adım atamıyorsanız, şu güçlü soruları sorun; “Yaparsam ne olur? Yapmazsam ne olur?”. Bu sorular size olası acı ve mutluluk senaryolarını gösterecektir. İnsanlar ya acıdan kaçmak için ya da keyfe ulaşmak için karar verir.  Eğer bir şeyi yapmak size keyif veriyor, yapmamak acı veriyorsa bu davranışı değiştirecek güdüleri harekete geçirebilirsiniz, tek bir soruyla bunu yapabilirisniz. Örneğin; “Bu tatlıyı da yersem ne olur? Hedefim için adım atmazsan ne olur? Eşime yalan söylersem ne olur? Bana zarar veren alışkanlıklarımı değiştirmezsem ne olur? Aileme zaman ayırmazsam ne olur?” Bu soruları istediğiniz kadar çoğaltılabilirsiniz. “Ne olur?” sorusunu sormazsak, ödeyeceğimiz bedel ve sonuçlar hakkında net olamayız. Net olamazsak yanlış kararlar verebilir, istemediğimiz sonuçlara katlanmak zorunda kalabiliriz. Doğru soru sormak, gerçeklerle yüzleşmenize yardım edecektir. Kendinize soru sorun, eleştirmeden, yapıcı ve sizi sonuca götürecek adım atmanızı sağlayacak sorular sorun. Bu cesaretinizi arttıracak ve önünüzü görmenizi sağladığı için harekete geçmenizi kolaylaştıracaktır. Merak etmeyen, yaşamını sorgulamayan gelişemez, değişemez. Yaşamınıza meraklı olun, kendinizi geliştirecek soruları sormayı alışkanlık haline getirin. Kendinize mazeretler üretmekten vazgeçmek için sorun. Koşulların değişmesini beklemek yerine, etkin olun ve sorumluluğu alın. “Koşullarımı değiştirmem ve istediğim sonuçları yaratmam için ne yapmalıyım?” diye sorun. Size ilhamı koşullar vermez, güçlü sorular verir. Güçlü sorular,  yaratıcılığınızı ve bakış açınızı genişletir. Size yeni ufuklar ve dünyalar yaratır. “Bundan 20 yıl sonra nasıl biri olmak istiyorum? Yaşamımın kontrolünü elime almak için ne yapmalıyım? Daha huzurlu, dengeli bir hayat yaşamak için kim olmalıyım? Bu hayatta ki amacım ne? Rüyam ne? Benim için ideal ilişki nasıldır? Peki ya ideal bir kariyer? İdeal kariyere ulaştığımda benim için ne değişmiş olacak?…” Güçlü soru, kaliteli sorudur ve sizin elde etmek istediğiniz hayata ulaşmanıza yardım eder. Sorun ve yaşamınızın ne kadar değiştiğini farkedin.

 

Sevgiyle kalın.

NLP KOÇU Özlem AKTAŞ

(0224) 2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Nasıl Öğrendin Unutmayı? – NLP Uzmanı ve Yaşam Koçu İnci AKTAŞ

Nis 25, 2013   //   by admin   //   Makaleler  //  No Comments

 

Bu sabah radyoda Kolpa’nın “Nasıl Öğrendin Unutmayı?” diye yana yakıla soruşunu duyunca, bir de üstüne “birikti her acı içimde kendime yer kalmadı” deyince , hem unutmak hem de kendimize yer açmak için bir yazı yazmak istedim.

Yeni nesil cep telefonlarıyla fotoğraf çektiğinizi ya da bilgisayarınıza fotoğraf yüklediğinizi düşünelim. Resmi daha iyi görebilmek için büyütmeyi, resmi beğenmek ve kendimizi daha iyi hissedebilmek için düzenleyi tıklayıp parlaklaştırmayı hepimiz çok defa gerçekleştirmişizdir. Bütün bu işlemlerin sonunda amaç resme bakıp duyguyu yoğunlaştırmak ve kendimizi iyi hissetmek değil midir? Evet, öyledir.

Öğrenmenin 5 yaşında son bulduğunu söyleyenler var. Oysa bir fobiniz varsa sizi tebrik ederim. Çok hızlı öğreniyorusunuz demektir. Beyin, sanıldığının aksine çok hızlı öğrenir. Düşünün ki bir kişi trafik kazası geçirerek yıllarca sürecek bir araba fobisi edinebiliyor.

Gelelim konumuza; Nasıl Öğrendin Unutmayı? Şimdi gözlerinizi kapayın ve mutlu olduğunuz bir anınızı düşünün, sanki o “an” bir fotoğrafla ölümsüzleştirilmiş ve siz o fotoğrafa bakıyorsunuz. O resme bakarken resmi iyice parlaklaştırın tıpkı telefon ya da bilgisayarınızdaki gibi. Şimdi de büyütün ve duygularınızın değişip değişmediğine dikkat edin.  Şimdi aynı resmi soldurun ve neredeyse  vesikalık resim boyutunda olacak şekilde küçültün. Duygularınızın değişip değişmediğine dikkat edin.

Hemen hemen herkesin zihnindeki resim parlaklaşıp büyüdüğünde duygu yoğunluğu artar, parlaklık azalıp görüntü küçüldüğünde duygu yoğunluğu azalır.

İnsanların duygu yoğunluğunu arttırmak ya da azaltmak için, zihindeki bir resmin parlaklığını kasten arttırmak ya da azaltmak kimin aklına gelirdi ki?

Bizi en çok şaşırtan şey ise, insanların kötü anılarını büyük, parlak, panaromik ve 3 boyutlu resimler halinde zihinlerinde canlandırıp sonra da “Nasıl unutacağım?” diye sormaları; mutlu anıları ise neredeyse küçük, soluk resimler halinde hatırlamalarıdır.

Bu tekniği şimdi de kötü bir anınızla deneyin. O anıyı gözünüzde bir resim olarak tasavvur edin. Ve resmi soldurup küçültün sonra da dokunmatik ekran misali dokunup ekranı uzağa itin. Eğer kötü bir anınızı yeteri kadar soldurabilirseniz, ondan sonsuza dek kurtulursunuz ve o sizi bir daha rahatsız edemez. “Nasıl öğrendin unutmayı?” sorusunun yanıtını bulur, birikmiş anıları temizler ve kendinize yer açarsınız. Bunu bir NLP Eğitimine katılarak yapabileceğiniz gibi, evde kendi kendinize de kolaylıkla uygulayabilirsiniz.

İyi anıların daima sizinle olması dileğiyle…

Sevgiyle kalın.

NLP Uzmanı İnci AKTAŞ

(0224) 2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Ara

Kategoriler