Browsing articles tagged with " İNCİ AKTAŞ"

Söyleyin Ustam, Yaşamın Anlamı Nedir? İnci Aktaş – Profesyonel Koç, NLP Uzmanı

Eki 10, 2013   //   by admin   //   Kişisel Gelişim, Makaleler, Yaşamın Anlamı Nedir?  //  No Comments

“Konuştuğumuz bu şeyi aramakla bulamayız, ama onu ancak arayan bulabilir.”

-Bir Sufi Deyişi

‘Neden intihar etmiyorsunuz?’  Logoterapinin kurucusu Psikiyatrist Viktor E. Frankl, hayatlarından sürekli yakınıp duran hastalarına bu soruyu sorar. Amacı, hastaların hayata tutunma nedenini öğrenmektir. Değerlerimiz ve amaçlarımız bizi hayata bağlar. Eğer yaşamınızın anlamını bulabilirseniz, ruhsal ve fiziksel tüm hastalıklarınızdan kurtulabilirsiniz.

Değerlerimiz söz konusu olunca Nietzche’nin sözleri ayrıca önem kazanır. “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıl’a dayanabilir.”

İnsanlar, hayatları boyunca yaşamın anlamını soracakları bir bilge kişi ararlar. Oysa farkında olmaları gereken şey; bu sorunun muhattabı sadece kendileridir. Yaşamın anlamı saatten saate bile farklılık gösterir. Yaşamın anlamını bulmak için soyut bir arayışa gerek yoktur. Çünkü herkesin yaşamında özel bir görevi, uğruna çaba harcayacağı bir misyonu ve sevebileceği kişiler vardır. Bu nedenle kendinizi sorgulayın. “Neye karşı, ne için, kime karşı sorumluyum?”

Bizler sorumluyuz ve yaşamın anlamını gerçekleştirmemiz gerekiyor. Yaşamın gerçek anlamını sadece içine dönüp aramak yerine gerçek dünyada keşfetmeliyiz. Kişi kendini ne kadar çokhizmet edeceği bir davaya ya da seveceği bir insana adarsa, o kadar çok kendini gerçekleştirir. Bununla birlikte kendini gerçekleştirme o kadar da basit bir iş değildir.

Önce kendinizi adayacağınız görevi bulun. Bu mesleğiniz de olabilir, toplumsal bir hizmet de. Yüzyıllar boyu, keşiş olarak, yogi olarak ya da aç susuz kalarak kendini gerçekleştirmiş olan insanoğlu, şimdi günümüz dünyasında çok zor şartlar altında hayatının anlamını bulmak zorundadır.  Bir sufi deyişi der ki; konuştuğumuz bu şeyi aramakla bulamayız, ama onu ancak arayan bulabilir. Hayatın anlamını bulmak için sevin. İçinizi sonsuz karşılıksız sevgiyle doldurun. Kendinizi sevmeye adayın. Ve son olarak; umutsuz bir durumla karşılaştığınızda, asla değiştiremeyeceğiniz bir kaderle yüz yüze geldiğinizde, ne olursa olsun yaşamda bir anlam bulacağınızı asla unutmayın. ‘Hayat böyleyse yaşamanın anlamı ne?’ demeyin, ‘ Böyle bir hayat yaşayacaksam ölmemin anlamı ne olacak?’ diye sorun.

Ölüm döşeğindeyken hayatınıza şöyle bir baktığınızda, anımsamak istedikleriniz mali başarılarınız olmayacak, işinizden ve insanlığa sağladığınız faydadan aldığınız hazzı, sevgileriniz ve kişisel bir trajediyi zafere nasıl dönüştürdüğünüzü hatırlayacaksınız..

Anlamlı bir hayat dileğiyle,

Sevgiyle Kalın

İnci Aktaş – Profesyonel Koç, NLP Uzmanı

(224) 2434314

Problemin Çözümü

Ağu 6, 2013   //   by admin   //   Kişisel Gelişim, Makaleler, Problemin Çözümü  //  No Comments

“Karşılaştığımız problemler onu yarattığımız bilinç düzeyinde çözülemezler” dediğinde Einstein, neyi kastetmiş olduğunu derinlemesine düşündünüz mü hiç, yoksa bunu duyduğunuzda sadece hem fikir olduğunuzu mu düşündünüz.

Konu üzerinde derinlemesine düşünmek istiyorsanız, lütfen size bir çalışma önermeme izin verin. Elinize bir sayfa kağıt alın ve bunu yatay olarak 3 bölüme ayırın. İlk bölüme geçmiş, ikinciye şimdi ve üçüncüye de gelecek başlığı koyun. Ve şuanda içinde bulunduğunuz  bir problemi düşünün. Geçmişte bu konu hakkında neler düşündüğünüzü lütfen yazın. “Şimdi” bölümüne ise, konu hakkındaki şimdiki düşüncelerinizi yazın ve iki bölümü karşılaştırın. Neredeyse aynı olduğunu göreceksiniz. Bu alıştırmayı yapınca problemi neden çözemediğiniz açıkça ortaya çıkıyor değil mi? Einstein sonra eklemiş; “Delilik hep aynı şeyi yaparak farklı sonuçlar elde etmeyi ummaktır.” Eğer hala bu düşünce düzeyiyle problemi çözebileceğinizi düşünüyorsanız iyi şanslar…

Eğer bir şeylerin zor olduğunu düşünmeye başlarsanız onlar da zor olur. Bir şeyi neyin imkansız hale getirdiği üzerinde çalışmaya başlarsanız onu bulursunuz. Ve işte bu bilinç durumunda takılıp kalırsınız. Bu yüzden eğer kendinizi nasıl farklı hissedeceğinizi öğrenmeye başlarsanız geleceğinizi bir kerede ve tamamen değiştirirsiniz.

Şimdi, önünüzdeki sayfanın gelecek bölümüne ne yazacağınızı merak ediyor olabilirsiniz. Öyleyse hemen kalemi elinize alın ve geleceğinizi elinize alın. Olumlu düşüncelerle dolu ve sizi motive eden bir liste hazırlayın. Örneğin sorununuz maddi bir sıkıntıysa, paranın bolca ve kolayca size geleceğine, ihtiyacınız olan insanların kendiliğinden size geleceğine, ödemelerinizi zamanında yapabileceğinize inanmaya başlayabilirsiniz. Ayrıca sorunun çözümüne ilişkin aklınıza gelen tüm alternatifleri yazıp aynı zamanda çok kolay çözüleceğine inanmaya başlayabilirsiniz. Bütün bunları yazdıktan sonra, elinizden geleni yapmak için adımlarını atın. Eğer biraz daha dayanabilirseniz ilerde bir yerde ışıltılı bir şeyler belirir, karanlık bulutlar dağılır, eğer tutunmayı becerebilirseniz güneş yeniden doğacaktır. Tek yapmanız gereken sabretmektir.

Son söz olarak, 5 yaşındaki Zeynep’in öğretmeninin sorusuna verdiği cevapla yazımı noktalamak istiyorum. Öğretmeni sınıftaki öğrencilerine sorar, “Sınıftaki herkes aynı anda ağlamaya başlarsa ne olur?” Tüm çocuklar farklı farklı cevaplar verir, “sınıf yıkılırdı, ağlamaya başlardım, vb…” Zeynep şöyle der; “Problemi çözemezlerdi!”

Sevgilerimle,

İnci AKTAŞ – Profesyonel Yaşam Koçu

(224) 2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Ölümsüz Olan Tek Şey Umuttur – İnci Aktaş Kurumsal Koç, Eğitmen

Ağu 2, 2013   //   by admin   //   Liderlik, Makaleler, Ölümsüz Olan Tek Şey Umuttur  //  No Comments

“Liderler İçin Bir İnanç”

Çalkantılı ve zor zamanlarda insanları yönetmenin tek yolu onlara gideceği yolu göstermektir.

Başarı beklentisi bir anda düştüğünde ya da artık kimsenin inancı kalmadığında, liderler için en önemli şey çaresizliğin ve umutuzluğun çekiciliğine kapılmamaktır. Kurban rolü oynamak kolaydır. Ama bir kez kurban psikolojisine girdiğinizde bu durum bütün kuruma bir virüs gibi yayılır.

“Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben umudumu hiç kaybetmedim,” derler. Atatürk, işte tam bundan bahsediyordu. Savaşın ortasında 3 dakikalık dinlenme molalarında, dil kitapları okurdu. Silah arkadaşları “Paşam ne yapıyorsunuz? Dinlensenize!” dediklerinde; “Bu savaş elbet bitecek, bittiğinde bu milletin konuşacak bir dile ihtiyacı var.” demiştir. O, bir liderin, dahası bir insanın sadece zihin ve bedenden oluşmadığını, ona umut veren bir içsel kaynaktan beslendiğini de biliyordu. O kaynak da ruhumuzdur. Çünkü insan, manevi bir varlıktır.

Eğer birazcık dayanabilirseniz köşe başında bir ışık belirir, kara bulutlar dağılır, eğer tutunabilirseniz elbet güneş doğacaktır. Ve bu aşamada yapabileceğiniz tek şey umutla beklemektir. Akıllı bir lider zor zamanda umutla beklemesi gerektiğini bilir. Çünkü ölümsüz olan tek şey umuttur.

Bekleyiş çok uzun da sürebilir. Yine de liderler olarak yapmanız gereken şey umudu canlı tutmaktır. Vazgeçtiğiniz anda moraller çökecektir.

Her lider test edilecektir. Zorlu şartlar, iş hayatı, özel hayat… Ama en etkili lider bu zor zamanlarda üzüntü ve çaresizliğin; ruhunu ve kalbini kanatmasına izin vermez.

Son olarak, bir lider kötümser olmaz, karanlığa küfretmez. Bir lider, sadece iyimser de değildir, oturup bir ışık yanacağını ummaz. Bir lider, iyimser gerçekçidir. Gider ve bir ışık yakar. Çünkü bilirki umut bir yöntem değildir, ölümsüz enerjisiyle yönetimi buldurur.

İnci Aktaş – Kurumsal Koç, Eğitmen

(224) 2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

İş Geliştirme – Girişimci Eğitimine Neden İhtiyaç Duyuluyor? İnci Aktaş – Eğitmen ve Kurumsal Koç

İş Geliştirme Eğitimine ihtiyaç duyulmasının sebebi Ticaret, esnaf odaları rakamları ve araştırma sonuçları, yeni kurulan işletmelerin % 80’ inin 2 yıl içinde kapandığını gösteriyor. Güçlü sermaye yapısı olan küçük ve orta ölçekli işletmeler ayakta kalmayı başarsa da, işverenler ve çalışanlar gittikçe daha çok çalışıyor ve daha mutsuz hale geliyorlar.

Patrondan kurtulmak için girişimci tarafından kurulan işyerleri, müşterinin patrona dönüştüğü verimsiz yerler haline geliyor. Küçük işletme sahipleri girişimciler çok sevdikleri işlerinde önce 8 saat sonra 10, sonra 16 saat çalışmaya başlıyorlar. Ve bir sabah ağızlarından şöyle bir cümle dökülüyor; “Artık oraya gitmek istemiyorum.”

Bu aşamadan sonra yapacağınız çok az şey vardır. Ya büyük umutlar ve emeklerle kurduğunuz işyerinizin kapısına kilit vurursunuz ya da canınızı dişinize takarak ne pahasına olursa olsun savaşırsınız. Bu en dramatik olandır. Çünkü, tüm personeli çıkarmış, tüm makineleri satmışsınızdır. İşte sadece  bir makine ve siz varsınızdır. Bilmedikleri şey ise, “tekrar küçülen iş ölür”

İşler bu aşamaya gelmeden, işyeriniz büyüme aşamasındayken bir iş geliştirme ve girişimcilik eğitimi almak faydalı olur. Çünkü, artık tüm girişimciler biliyor ki, işin sadece teknik yanlarını bilmek, onun organize edilmesinden anlamak anlamına gelmez. Vizyon, misyon, yönetim stratejisi, organizasyon stratejisi, pazarlama stratejisi, insan kaynakları stratejisinin oluşturulması için bu anlamda danışmanlık almak gerekli ve önemlidir.

Şimdi Türkiye’deki tüm küçük ve orta ölçekli işletmelere yeniden hayal kurdurma zamanı. Çünkü vizyonun olmadığı yerde insanlar mahvolur.

İnci Aktaş – Eğitmen, Kurumsal Koç

(0224) 2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Nasıl Öğrendin Unutmayı? – NLP Uzmanı ve Yaşam Koçu İnci AKTAŞ

Nis 25, 2013   //   by admin   //   Makaleler  //  No Comments

 

Bu sabah radyoda Kolpa’nın “Nasıl Öğrendin Unutmayı?” diye yana yakıla soruşunu duyunca, bir de üstüne “birikti her acı içimde kendime yer kalmadı” deyince , hem unutmak hem de kendimize yer açmak için bir yazı yazmak istedim.

Yeni nesil cep telefonlarıyla fotoğraf çektiğinizi ya da bilgisayarınıza fotoğraf yüklediğinizi düşünelim. Resmi daha iyi görebilmek için büyütmeyi, resmi beğenmek ve kendimizi daha iyi hissedebilmek için düzenleyi tıklayıp parlaklaştırmayı hepimiz çok defa gerçekleştirmişizdir. Bütün bu işlemlerin sonunda amaç resme bakıp duyguyu yoğunlaştırmak ve kendimizi iyi hissetmek değil midir? Evet, öyledir.

Öğrenmenin 5 yaşında son bulduğunu söyleyenler var. Oysa bir fobiniz varsa sizi tebrik ederim. Çok hızlı öğreniyorusunuz demektir. Beyin, sanıldığının aksine çok hızlı öğrenir. Düşünün ki bir kişi trafik kazası geçirerek yıllarca sürecek bir araba fobisi edinebiliyor.

Gelelim konumuza; Nasıl Öğrendin Unutmayı? Şimdi gözlerinizi kapayın ve mutlu olduğunuz bir anınızı düşünün, sanki o “an” bir fotoğrafla ölümsüzleştirilmiş ve siz o fotoğrafa bakıyorsunuz. O resme bakarken resmi iyice parlaklaştırın tıpkı telefon ya da bilgisayarınızdaki gibi. Şimdi de büyütün ve duygularınızın değişip değişmediğine dikkat edin.  Şimdi aynı resmi soldurun ve neredeyse  vesikalık resim boyutunda olacak şekilde küçültün. Duygularınızın değişip değişmediğine dikkat edin.

Hemen hemen herkesin zihnindeki resim parlaklaşıp büyüdüğünde duygu yoğunluğu artar, parlaklık azalıp görüntü küçüldüğünde duygu yoğunluğu azalır.

İnsanların duygu yoğunluğunu arttırmak ya da azaltmak için, zihindeki bir resmin parlaklığını kasten arttırmak ya da azaltmak kimin aklına gelirdi ki?

Bizi en çok şaşırtan şey ise, insanların kötü anılarını büyük, parlak, panaromik ve 3 boyutlu resimler halinde zihinlerinde canlandırıp sonra da “Nasıl unutacağım?” diye sormaları; mutlu anıları ise neredeyse küçük, soluk resimler halinde hatırlamalarıdır.

Bu tekniği şimdi de kötü bir anınızla deneyin. O anıyı gözünüzde bir resim olarak tasavvur edin. Ve resmi soldurup küçültün sonra da dokunmatik ekran misali dokunup ekranı uzağa itin. Eğer kötü bir anınızı yeteri kadar soldurabilirseniz, ondan sonsuza dek kurtulursunuz ve o sizi bir daha rahatsız edemez. “Nasıl öğrendin unutmayı?” sorusunun yanıtını bulur, birikmiş anıları temizler ve kendinize yer açarsınız. Bunu bir NLP Eğitimine katılarak yapabileceğiniz gibi, evde kendi kendinize de kolaylıkla uygulayabilirsiniz.

İyi anıların daima sizinle olması dileğiyle…

Sevgiyle kalın.

NLP Uzmanı İnci AKTAŞ

(0224) 2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Nedir Bu Yaşam Koçu Dedikleri…

Eki 24, 2012   //   by inciaktas   //   Kişisel Gelişim  //  No Comments

Yaşam Koçu Nedir?

İnci Aktaş Yaşam Koçu NLP Uzmanı

Modern Hipnozun babası M.Ericson çok küçük bir çocukken, kaybolmuş bir at bulur. Atı alır ve yola çıkarır.  At önden Ericson arkadan yürür. Sonra at acıkır, çayıra iner bir süre gelmeyince Ericson onu tekrar yola koyar. At önden Ericson arkadan yürür. At susar, su içer ama geri gelmez. Ericson atı yola koyar, at önden Ericson arkadan devam ederler. At bir evin önünde durur. Ericson kapıyı çalar. Kapıyı açan çiftçi şaşkınlıkla Ericson’a bakar. ‘Aman Tanrım. İki gün önce kaybolmuştu. Onu buraya nasıl getirdin?’ Ericson gülümser. ‘Onu buraya ben getirmedim. Ben onu sadece yolda tuttum.’

Ericson’un bu hikayesi yaşam koçluğunu çok iyi açıklar. Oysa hala bazı kişiler tarafından, yaşam koçları hiçbir lisans eğitimi olmadan kişilere hayat dersi ya da akıl veren kişiler olarak tanımlanıyor.

Oysa, Yaşam Koçları herkesten daha iyi bilmezler hatta kimseden daha iyi bilmezler. Onlar danışman ya da terapist değildir sadece hedefe giden yolda yol arkadaşlığı yaparlar. Hiçbir hastalığı iyileştirme iddiaları yoktur. Tek hedefleri faydalı olmaktır. Onlar madencidirler, insanların içinde zaten varolan elması ortaya çıkarmalarına yardım ederler.

Çoğu zengin ailelerde doğmamıştır. Evlerinde 140 ekran LCD tv, kapıda jeep varken bir köşkte doğmamışlardır. Doğanları da vardır elbet. Bu da onların yaşam dengesi konusunda koçluk yapamayacağını göstermez. Kimseye hayat dersi vermezler. Hiç acı çekmeden bugünlerine gelmemişlerdir.

Onlar da geçmişte eşlerinde ya da sevgililerinden ayrılmışlardır. Aldatılmışlardır. Çalıştıkları işlerden ayrılmışlardır… Hasta olmuşlardır. Parasızlık çekmişler, uykusuz geceler geçirmişlerdir. Para kazanmanın ne demek olduğunu da bilirler, acı çekmenin de ağlamanın da… Önemli olan bu gidişatı nasıl tersine çevirdikleri, nasıl hayatlarının her alanında dengeyi yakalamak için pozitif olarak odaklandıklarıdır. Başlarına ne gelirse gelsin olumlu tutumu nasıl koruduklarıdır.

Onlar toz pembe hayatlarda doğmaz, insanlara da hayatı toz pembe göstermezler. Herkesin içinde kendilerini gerçekleştirecek bir güç olduğuna inanır ve bu gücü ortaya çıkarabilmelerine destek olmaya çalışırlar.

Kendi kendine koçluk yapamayan, hayatının her alanında dengeyi yakalayamamış, bu işi sadece ticari amaçla yapmaya çalışan, kötüye kullananlar olmayacak mı? Her meslekte, en kutsal mesleklerde örneğin doktorlukta da olduğu gibi yaşam koçluğunda da olacak.  Bu konudaki tavsiyem, anlattıklarını kendi hayatında uygulayan kişilerden destek alınması yönündedir.

Ve asla unutulmamalıdır ki koçluğun değeri açıkça kişinin değişmeye dair yeteneğine bağlıdır.

Çimenlerin her yönünün, yeşilin farklı bir tonunda olduğunu biliyor musunuz?

Bu soru size çok mu saçma geldi? Bugün bir bakın. Çimenlerin kaç farklı renk tonunda olduğuna değil, bunun üzerinde daha önce düşünüp düşünmediğinize…

Yaşam koçluğu sahip olduğunuz ama farkında olmadığınız, yeteneklerinize ve hayata karşı farkındalığınızı  arttırmak için vardır.

Hepimiz doğduğumuz andan itibaren ölmeye başlarız. Bazıları bunu diğerlerinden daha hızlı yapar. Yapabileceğimiz tek şey hayatın tadını çıkarmaktır.

M.Ericson

Sevgilerimle

İnci AKTAŞ-Yaşam Koçu NLP Uzmanı

(0224) 2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Ruh Halinizi Nasıl Değiştirirsiniz? NLP Uzmanı İnci AKTAŞ

May 8, 2012   //   by inciaktas   //   Kişisel Gelişim, Makaleler  //  No Comments

Ruh halimiz, sürekli değişken bir seyir izleyerek daima bizi şaşırtır. Bir bakarız mutlu, beş dakika sonra mutsuz olmuşuz. Bunun sebepleri var elbette, etrafımız bize geçmişte yaşadığımız duygusal yoğunluğu fazla durumları çağrıştıran tetikleyicilerle dolu. Biz buna çapa diyoruz. Çapalar her yerde.

Ulusal bayrağımızı gördüğümüzde, benim gibi milli duyguları uyanan var mı? Eminim herkes böyledir… Ya sevgilisiyle ayrıldığında radyoda çalan şarkıyı her duyduğunda aynı yoğunlukta acı yaşamayan var mıdır? Mutlaka zaman içinde bunları yaşamışızdır. Bunlar hangi duygu durumuyla bağlı olduğunu bildiğimiz çapalar. Ancak günlük hayatımızda geçmiş deneyimlerimizle ilişki kurduğumuz sonra da unuttuğumuz bir çok çağrıştırıcı tarafından uyarılıyoruz ve bu nedenle ruh halimiz çabucak değişiveriyor.

Bu durumlarda bilmemiz ve farkında olmamız gereken ilk şey ruh halimizi değiştirmenin bizim elimizde olduğudur. Bu bir seçimdir. Ruh halinizi değiştirmek, daha fazla duygusal özgürlük ve daha mutlu bir yaşam için gerekli bir beceridir. Bu hiçbir zaman olumsuz ruh hali içinde olmayacağımız anlamına gelmez. Hepimiz insanız ve duygu durumumuz değişebilir. Önemli olan bunu yönetebilmektir.

Hepimiz bir çok kez kaynağı belirsiz bir olumsuz ruh durumuna gireriz o zaman bir uzmandan destek alınması doğrudur. Ama asla acınacak durumda olduğunuzu düşünmeyin. Önemli olan durumunuzu seçme hakkına sahip olduğunuzun farkında olmanızdır. İsterseniz bu ruh halini devam ettirebilirsiniz. Ama NLP bu ruh halini değiştirme imkanı sunar. Ruh halinizi değiştirmek için lütfen önce bulunduğunuz ruh halinden çıkmayı deneyin. Bunun için bir fıkra anlatın, gülümsemek hemen modunuzu değiştirir. Ayağa kalkıp yürüyün. Başınızı yukarı kaldırıp derin bir nefes alın. Fizyolojinizi değiştirin mutlaka dik oturun.

Lütfen şimdi bu alıştırmayı deneyin. Gözlerinizi kapayın ve arkanıza yaslanın. Çok hoş bir hatıranızı aklınıza getirin ve anınızın en güzel yerinde görüntüyü durdurun. Biraz parlaklaştırın. Renkleri canlılaştırın. Resmi büyütün ve kendinize yaklaştırın. Bu basit NLP tekniğiyle ruh halinizin hemen değiştiğini göreceksiniz.

İki hafta önce bir cumartesi günü işyerine gelmek için evden çıkıyordum. Önce evde köpeğimle ilgili yaşadığım bir sorun ruh halimi olumsuza çevirmişti. Bir dakika sonra arabamın lastiğinin patladığını fark ettim. Ve saatime baktığımda görüşmeme 5 dakika kalmıştı. Diğer arabaya geçtiğimde ruh halimin biraz sinirliye döndüğünü fark ettim. Ve derin bir nefes alıp tam bir NLP tekniği uygulayacaktım ki şöyle dedim; ’ Hayır ya, sinirli olmak benim de hakkım değil mi?’ Sorduğum soru karşısında kahkahalarla gülmeye başladım. Modum o anda değişmişti tabi. Ve normalde sinirli diye tabir edilebilecek bir durumu hafif bir bozulmayla atlattım. Ama gördüğünüz gibi bu bir tercih. Ben de her depresyondaki insan gibi sinirli ve mutsuz bir ruh halinde kalmayı seçebilirdim. Seçmek istemekte serbestsiniz. Ama ruh halinizi sürekli iyi tutmak elinizde…

Neden denemiyorsunuz? Değişim 1 dakika uzağınızda…

Sevgilerimle..

İnci AKTAŞ-NLP Uzmanı Yaşam Koçu Bursa

(0224) 2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Öğrenci Koçluğu – Yaşam Koçu NLP Uzmanı İnci Aktaş

Nis 6, 2012   //   by inciaktas   //   Kişisel Gelişim, Makaleler  //  1 Comment

Öğrenci Koçluğu Nedir? Tırtılın kelebeğe dönüşme hikayesidir. Her çocuğun içinde de her yetişkin de olduğu gibi uyuyan bir dev vardır ve ortaya çıkarılmayı beklemektedir.

Çocuklarımızın zihinleri de tıpkı bizler gibi ana rahmine düştükleri anda programlanmaya başlar. Bilinçaltlarımız doğru ya da yanlışı, espri ya da gerçeği ayırt etmeden her şeyi kaydeder. Yani çoğunlukla yanlış programlanır. Siz çocuğunuzu belli bir yaşa kadar harika yetiştirseniz bile, televizyon, okul ve dış etmenler çocuğunuzu tabir-i caizse adam eder. Ve bu yanlış programlanma 10 yaşına kadar devam eder. Neyse ki bilinçaltı yeniden programlanabiliyor ve öğrenme sonsuza kadar sürüyor.

Öyle olmasaydı, 10 yaşına kadar korkmayı öğrenmemiş bir çocuk bir daha asla hiçbir şeyden korkmazdı. Oysa korku tek seferde yoğun duygular bağlanarak öğrenilen bir olgudur.

Özetle hepimizin olduğu gibi çocuklarımızın da bilinçaltı yeniden programlanabilir. Öğrenci koçluğu çerçevesinde; koç ile öğrenci arasında planlı bir gelişim süreci oluşturulur. Çocuklarımız genellikle nereye gideceklerini bilmemekte çoğunlukla kendilerine dayatılan ya da yakıştırılan mesleği tercih etmekte ve yeteneklerini bastırmaktadır. Bu da yoğun sınav baskısı altındaki çocuğun motivasyonunu iyice düşürmektedir.

Öğrenci Koçluğu seanslarındaki Öğrenci Koçunun amacı, öğrencini kendini ve yeteneklerini tanıyabilmesi, gerçek ilgi alanlarını keşfetmesi, hedeflerini belirlemesi ve bu hedeflere giderken kendisini sınırlayan, olumsuz düşünce ve inanç kalıplarının kırılmasıdır.  Nlp destekli ruh halini değiştirme ve kendi kendini motive etmesinin öğretilmesi ve en önemlisi zihnini kullanmayı öğreterek zamanı yönetmesi ve etkili öğrenmesi sağlanabilmektedir.

Öğrenci koçu, öğrencinin hedefe giden yolda, profesyonel yol arkadaşıdır. Öğrenci koçluğunda bir sihir ya da öğrenci koçunda bir sihirli değnek yoktur. Çocuğunuzun kendisi mucize ve zihni sihirlidir. Farkında olmanız ve bu süreci olabildiğince mutlu ve rahat atlatmanız dileğiyle…

Sevgiyle Kalın..

İnci AKTAŞ-Yaşam Koçu Ve NLP Uzmanı Bursa

(0224) 2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Hipnozla Zayıflama

Mar 30, 2012   //   by inciaktas   //   Hipnozla Zayıflama, Kişisel Gelişim, Makaleler  //  10 Comments

Günümüzde fazla kilo problemi ile mücadele eden bir çok bireyin aklındaki yegane soru nasıl kilo verebilirim ve niyeti ise artık kilo vermek istiyorum cümlesidir. Öncelikle belirtmem gerekiyor ki; değişmek için bilinçaltını değiştirmek zorundayız. Çünkü biz bilinçli zihnimizle her gün bir sürü karar veririz. Mantıken bizim için en iyinin ne olduğunu çok iyi biliriz ama yapamayız. Çünkü güç bilinçaltındadır. Bilinçaltının rızası olmadan hiçbir şey yapamayız. Sinirlendiğimizde, tatmin olmak istediğimizde yemeğe saldırmaktan başka yapabileceğimiz bir şey yoksa kilo almak kaçınılmazdır. Bu duygusal açlığa işaret eder ve duyguların kaynağı bilinçaltıdır. Bilinçli zihin ise mantık beynidir.

Bu bir diyet programı değildir. Halihazırda diyetisyene giderken hipnozla zayıflama programına katılabilirsiniz. Diyetinizi sürdürememe nedenlerinizi ortadan kaldırabilir ve sağlıklı beslenme yolunda bilinçli adımlarınızı bilinçaltınızla destekleyebilirsiniz.

Bu bir terapi yani iyileşme sürecidir. Ruh zihin ve beden bir bütündür. Bu süreçte zihninizi eğitir, duygularınızı dönüştürür ve bedeninizi gerçekten ihtiyacı olan gerçek besinlerle beslersiniz.

Diyetlerin devam edememesinin en önemli sebeplerinden birisi kıtlık bilincidir. Birisi size yememeniz gereken şeyleri sıraladığında canınız daha çok yemek istemiyor mu?Diyet esnasında yemenizin yasak olduğu şeyler hayallerinizi süsler. Ve zihnin hayal daima gerçeği yener kuralı gereği hayaliniz kazanır. Kıtlık bilincinin çözümü ise formda bir vücuda sahip kişileri modellemektir. Onlar her zaman acıktığında yerler doyduklarında bırakırlar. Ama her şeyi yeme serbestisi içindedirler.

Bizler inandıklarınıza dönüşüyoruz.  Eğer asla zayıflayamam diyorsanız, sizi temin ederim ki asla zayıflayamazsınız. İnançlar kendi kendini gerçekleştiren kehanetler gibidir. Onlara inanırsınız. Sonra gerçekleşirler. Ve siz de inanmaya devam edersiniz. Ama lütfen artık bir inancınız size fayda getirmiyorsa onu değiştirin. Pek çok insan neden su içsem yarıyor diye düşünürken bir çok kişi de ne yersem kilo almıyorum diye düşünür. Her zaman için arada bir fark olacaktır.

Hipnoz ise bir telkinin kabul edilmesidir. Birisi size bir şeyi yap derse ve siz yaparsanız onun hipnozu altındasınız demektir. Yani aslında hayatımızı bir çok anında hipnoz oluyoruz. Hipnoz bir iletişimdir.

Hipnozla zayıflama süreci 10 seanstan oluşmaktadır. Kişiye özel hipnoterapi yöntemi, eft, nlp ve psikolojik danışma tekniklerinden gerekli olanlar kullanılmaktadır. Ek seans gerektirebilir.

Unutmayın, neye inanıyorsanız o olacaksınız..

Detaylı bilgi için uzmanlarımıza danışınız.

Tel: (224)2434314

05335475241

05335179512

Hipnozla zayıflama seanslarına Türkiye ve dünyanın her yerinden online olarak da katılabilirsiniz.

inciaktas@akademiplena.com

ozlemaktas@akademiplena.com

Siz Hangi Zamanda Yaşıyorsunuz? Yaşam Koçu İnci Aktaş

Mar 28, 2012   //   by inciaktas   //   Kişisel Gelişim  //  No Comments

Siz hangi zamanda yaşıyorsunuz? Gelecek zamanda mı, geçmiş zamanda mı? Ne yazık ki insanlık olarak bir türlü şimdiki zamanda yaşamayı başaramadık. Ya geleceğin planlarıyla ilgilendik ya da geçmişin başarısızlıklarıyla. Oysa unuttuğumuz bir şey vardı. Daima şimdi de yaşamayı başarabilirsek mutlu olabiliyorduk…

Günlük hayatın koşuşturmacası içinde kendimizle ve öz benliğimizle bağlantımızı yitirdik. Keşke farkında olsaydık geçmiş ve geleceğin olmadığını. Keşke anda yaşamanın bu dünyadaki cennet olduğunun farkına varsaydık.

Bir düşünün hayatınızda kaç kere eşinizle, çocuklarınızla, arkadaşlarınızla ya da patronunuzla ilişkilerinizde felaketin kıyısından döndünüz? İçinizde bir şey, sizi uyandıran ve şimdiki zamanda tutan bir şey felaketi son anda fark etmenizi sağladı. Ben ne yapıyorum diye sordunuz kendi kendinize… Hala durup düşündüğünüzde yüreğiniz ağzınıza geliyor. Peki yaklaşan felaketi niçin görmemiştiniz? Çünkü ya geçmiş zamandaydınız, ya gelecek zamanda… Asla şimdiki zamanda olamamıştınız…

Günlük hayatta insanlar transta gezerler. Geçmişi ya da geleceği düşünmek bir transa halidir. İnsanlara; ‘Şimdi senden doğduğun evi hatırlamanı istiyorum. Boyası ne renkti, kimler yaşıyordu, ne tip eşyalar vardı?’ dediğinizde, kişiyi şimdiki zamanından koparıp başka bir zaman geçirmiş olursunuz ve kişi transa girer. Yolda yürürken kaç kere bir arkadaşınızın yüzüne baka baka geçtiniz ama onu tanımadınız. İşte o anda, anda değilsiniz demektir. Transtasınızdır. Muhtemelen geçmişi, bazen de belirsiz geleceğinizi düşünüyorsunuzdur. Bu durumda fiziken yaklaşan felaket hızla gelen bir araba ve arabanın kornasının sizi transtan çıkaran sesidir. Manevi uyaran ise ruhunuzdan gelir…

Yaklaşmakta olan felaketi son anda görmek yerine sürekli içinizde bulunduğunuz anı yaşamak nasıl bir şey olurdu? Her an değişen gerçeğin farkında olabilecek kadar ayık olabilseydik…

Anın farkında olabilmek ise tüm benliğimizle kendimizi kabul etmekle başlıyor. Bizler kişiliğimizin ötesinde bir şeyleriz. Ancak kişiliğimizin ötesindeki şeyleri görmek istemeyiz. Sahiplenmek istemediğimiz bir çok özelliğimiz engellenmiş ya da içimizde bir yerlerde üstü örtülmüştür. Bu örtüyü kaldırmanın ve onları ortaya çıkarmanın kişiliğimizin zayıflığını ortaya çıkarmak olduğunu sanırız.  Bu da dünyayla başa çıkma gücümüze darbe vuracaktır.

Aldatıldığımızda ‘Ben kimseyi aldatmam.’ diyebiliriz o zaman. Biri bizim canımızı yaktığında, ‘O kötü bir insan.’ diyebiliriz rahatlıkla. Oysa insanın içinde iyilik de vardır, kötülük de… Güzellik de vardır çirkinlik de… İyi özelliklerimizle birlikte kötü özelliklerimizi de kabullendiğimizde evren bizi aynı özellikleri taşıyan kişilerle sınamaktan vazgeçer. Yani sürekli ihanet eden bir eşle sınanıyorsak, belki de kendi içimizdeki aldatma potansiyelini kabullenmeliyiz. Ben aldatmam diye bağırdıkça, bu özelliği size hatırlatacak kişilerle karşılaşmaya devam ederiz. Oysa anda olmak aynı anda her yerde olmak ve aynı anda her şey olabilmektir.

Yaşanan anda var olmak gerçek doğamızın özelliklerini kucaklamamızı sağlıyor. Kötü özelliklerinde bazı şartlarda bizde de olabileceğini kabullenip iyi özelliklerimize odaklandığımızda hem ruhumuz özgürleşiyor, hem de anın farkında olarak yaşamaya başlıyoruz.

Trans halinden çıkıp ayık bir şekilde ruhumuzu sevgiyle doldurduğumuzda, gelecekle ilgili kaygılarımız yok oluyor ve geçmişle ilgili olumsuz bağlarımız da kopuyor. Çok eski zamanlardan beri tüm öğretiler diyor ki ya birbirimizi seveceğiz ya da yok olacağız. Ve sevmeye iyi kötü tüm özelliklerimizle kendimizden başlamalıyız.

Unutmayın;  Geçmiş ve gelecek yok, sadece sonsuz bir şimdi vardır. Zaman sadece bir yanılsamadır.

Sevgiyle Kalın;

İnci Aktaş-Yaşam Koçu ve NLP Uzmanı Bursa

(0224)2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Sayfalar:«12345678»

Ara

Kategoriler