Browsing articles in "Makaleler"

Koçluk Eğitimi Neden Almalıyım? – Özlem Aktaş

Haz 27, 2014   //   by admin   //   Kariyer, Kişisel Gelişim, Koçluk Eğitimi Neden Almalıyım?, Makaleler  //  No Comments

Çağımızın yeni gelişen, popüler mesleği; Koçluk. Türkiye’de belki son on yılda hiç olmadığı kadar önemli olmaya başladı. Popülerliliğini farklı birşeyler yapma arzusu içerisindeki insanların sayısının her geçen gün artmasından kaynaklanmakta. Farklı bir şeyler yapma  ve yardım etme, hizmet etme arzusu; kişileri “Ne yapabilirim, kariyerimde hangi değişikliği yaparsam mutlu olurum?” sorusunu sormaya yöneltiyor. Tabiki soru varsa cevap da vardır. İnsanlara hizmet ederken aslında kendi hayatını değiştirebilme gücünü kazanabileceğini öğrenmek, kişilerin koçluk eğitimlerini talep etmelerine sebep olmaya başladı. Koçluk, yüreğinizi ortaya koyarak, insanlara farklı bakış açıları kazandıracak, yollarına ışık olarak yapmak istedikleri değişiklikleri yapma konusunda farkındalık kazandırma sürecidir. Koçluğun ve koçluk eğitimlerinin cazibesi, insanın kendini arayışında bir araç olabilme ümididir. Olabileceğimizin en iyisi olma yolculuğunda bir koç sizin yanınızdadır. Koçluk, çağın kabul gören bir mesleği, bir o kadar heyecanlı ve bir o kadar kirletilmeye açık maalesef. Kirletilmeye açık çünkü yeterince eğitim almadan  ve emek olmadan piyasanın cazibesine kapılan çok sayıda koçlar piyasada yer almakta. Her meslekte olduğu gibi bu meslekte de bir haftada koç olunamaz. Eğitim bir süreçtir, her geçen  gün eğitimde aldıklarınız ile gelişir, önce kendi hayatınızın dönüşüm yolculuğunda ilerlersiniz; sonra başkalarının hayatında bir katalizör olursunuz. Çünkü kendi hayatının dümenini yönetemeyen kişi kimseye farkındalık kazandıramaz. Toplumumuzun genel sorunu kıra süreli çözümler arayışı ve kısa sürede birşeyler olma arzusu. Kısa sürede elde ettiğimiz herşeyi çok kısa sürede tüketiyoruz ve kısa sürede aslında hiçbir şey olamadığımızı fark ediyoruz. Uzmanlık, profesyonellik; emek, zaman, çaba harcamayı, çalışmayı gerektirir. Bir hevesle çıkılan yolculuklar hüsranla sonuçlanır. Eğer gerçekten bu işe yüreğinizi koyup, emek, zaman, çaba harcarım diyorsanız bu zorlu ve bir o kadar keyifli yolculuğa başlayın derim. Bu yolculuk, sizin önce kendi farkındalığınızı geliştirip yaşam denge ve doyumunuzu ve tatmininizi arttıracak, hem de başka insanlara nasıl katkı sağlayacağınızı keşfedecekseniz. Ömür boyu gelişmenin, öğrenmenin, insanlığa hizmet etmenin keyfini, tatminini yaşayabileceğiniz keyifli bir meslek koçluk. Ancak söylediğim gibi yüreğinizi işinize koyup, kendinizi bu sürece adamanız koşuluyla. Hayatta hiç bir başarıya tesadüfen, çalışmadan  ve bir anda ulaşılamaz. Koçlukta da bir haftada uzman olur ve çok paralar kazanırım ümidi içinde olanlar yanılacaktır. Eğitim, öğrenme, ömür boyu süren bir süreçtir. Koçluk eğitimleri size, yolu ve araçları gösterir; gerisini sizin çabanız, pratikleriniz ve adanmışlığınız belirleyecektir. Dünyaca ünlü yaşam koçu Anthony Robins; “Ustalaşmanın süresi size bağlıdır, ne kadar çok pratik yaparsanız  o kadar ustalaşırsınız” der. Çalışmak, pratik, emek sizi hayatınızın en keyifli mesleğini yaşamanızı sağlayacaktır.  Eğer ben de yaşamımda bir dönüşüm aşamasındayım, önce kendime, çevreme katkı sağlayıp, farkındalık kazandırmak istiyorum; sonra da yeni bir meslek edinip, insanlığa hizmet etmek

istiyorum  diyorsanız koçluk işi size göredir diyebiliriz.

Sevgiler,

Özlem Aktaş – Profesyonel Yaşam Koçu&Eğitmen&Yazar

(224)2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Evlilik Ve Parasal Durum ‘Dar boğaz ‘ ve ‘Bolluk’ – İnci Aktaş

Haz 27, 2014   //   by inciaktas   //   Makaleler  //  No Comments

Bireyin gelişim evrelerini anlattığım yazılarıma bugün de evlilikte parasal durum ile devam etmek istiyorum.  Milton Ericson’un tanımladığı gelişim evrelerinde bu evre geniş bir yer tutar.

Evliliklerde her şey her zaman istendiği gibi gitmeyebilir. Hayal edilen pembe panjurlu evler satın alınamayabilindiği gibi, eşler maddi açıdan dar boğaza da girebilirler.

Bu evrede maddi açıdan dar boğazda olan çiftler, birbirlerinin mükemmel olması gerekmediğine dair bir tutum geliştirmelidirler. Asla içinde bulunduğunuz durum için birbirinizi suçlamayın. Bu işlerin daha fazla ters gitmesine sebep olur. Birbirinizi destekleyin. Elinizde olanları değerlendirmek ve fırsata çevirmek için çaba harcayın.

Bu durumda çiftler istedikleri takdirde bir evlilik danışmanı, yaşam koçu ya da psikolojik danışmandan yardım alabilirler. Ayrıca bu durum sayesinde maddi veya duygusal geçici tersliklerin, kişisel başarısızlık göstergesi olmadığını anlayabilirler.

Herkes zor zamanlardan geçer.  Eşler bu zor zamanların onları daha iyiye taşıyacak basamaklar olduğunu bilmelidir. Karşılarına çıkan engelleri düşman olarak görmek yerine dost ve yardımcı olarak görün.  Böyle zamanlarda canlı tutulması gereken en önemli şey umuttur. Eğer biraz sabredebilirseniz ileride mutlaka ışıltılı bir şeyler belirecektir. Bu durumda tek yapmanız gereken şey çözüm odaklı olup beklemektir.

Eşler çözüm bulma konusnda azimli olmalıdır. Karşılaşılabilecek zor zamanlarda gururu elden bırakıp dışarıdan yardım isteyebilirler ya da farklı işler öğrenebilirler. Terzilik gibi. Zor zamanlar için özellikle önemli olan ikinci şey gururu elden bırakmaktır. Çiftler karşılaştıklarını düşündükleri haksızlıklara, azimle karşı durabilmelidirler.

Zor zamanlarda umudu canlı tutun, birbirinizi destekleyin, gururu elden bırakın ve çözüm odaklı olun. ‘Bunu nasıl çözebiliriz?’ gibi doğru soruları sorun. İçinde bulunduğunuz durumu yazın. Olası çözümleri listeleyin. İçlerinden birini seçin ve ilk adım için karar verin.

Yarın çocukların evden ayrılması konulu yazımla devam edeceğim. Şimdilik sevgiyle kalın.

İnci Aktaş

Profesyonel Yaşam Koçu & Nlp Uzmanı & Eğiten & Yazar & Psiklojik Danışman

(224)2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Ergenlikte Çatışma ve Kontrol – İnci Aktaş

Haz 26, 2014   //   by admin   //   Ergenlikte Çatışma ve Kontrol, Kişisel Gelişim, Makaleler  //  No Comments

Bu dönemde aile genç üzerinde  kontrol kurma, ortaya çıkabilecek çatışmalar ve aile dışından kimselerin genç üzerindeki etki kurması konularını başarılı bir şekilde yoluna koyabilmelidir. Aile bir yandan çocuğu korumaya devam ederken bir yandan da ondaki bağımsızlık duygusunu beslemelidir.

Onu korumak için koyduğumuz kurallar, bağımsızlığını engellediğinde büyük çatışmalara yol açabilir. Onu korumaya çalıştığımızda neden koruduğumuza dair net bir görüşe sahip olmalıyız. Bu korumacılık ona karşı güvensizliğimizden mi yoksa inançsızlığımızdan mı kaynaklanıyor? Yoksa bir çocuğun korunması gerektiği kadar mı koruyoruz? Bu denge için gerekirse profesyonel bir koç veya danışmanla görüşebilirsiniz.

Ailenin çocuklarında gördükleri yüzlerce alışkanlık (Çocuğun kendine bakabilmesi, kelime seçimi, sosyalleşme..vb.) onların başarılarının bir göstergesi olur ve bunları görmek, ailede çocuktaki eksikliği görmekten çok daha fazla fayda sağlar.

Eğer çocuk matematikten 90 aldıysa, bunu görün. Tabi ki 100 almak bir hedef olabilir ama 90 alışını da gözardı etmemelisiniz. Matematikle sorun yaşayan 12 yaşındaki danışanımın tek derdi ailesinin doksanın altında not aldığında onunla dalga geçmesiydi. Ailesi onunla 72’lik diye dalga geçiyordu. Bu da çocuğun daha sorumsuz ve tembel olmasına yol açıyordu. Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim. Çocuk, başarmaya çalıştığı yaşta, başarısızlığından dolayı eleştirilirse bu tembelliğe yol açabilir.

Gençler, cinsellik, uyuşturucu, politik ve kültürel değişim gibi konularda bilgilendirilmeli, bu şekilde onlarla gerçekliklerle ilgili konuşmalar yapılmalıdır. Bununla birlikte gencin özeline saygı duyulmalıdır. Bu konuda bir ebeveyn koçundan yardım alabilirsiniz.

Bekar bir ebeveyn ise bu becerilerin yanında bir de ikinci bir ebeveynin destek ve yardımı olmadan çocuk yetiştirmeyi başarmak durumundadır. Ebeveyn eşler ise, disiplin ve yumuşaklık arasındaki dengeyi  kurarken ve izin verilecek hususlarda karar verirken kullanacakları metotlar üzerinde dostça bir anlaşmaya varmalıdırlar.

Çocuk yetiştirme söz konusu olduğunda aynı taraftasınız. Ne olursa olsun tek istediğiniz çocuğunuzu iyi yetiştirmek ve mutlu olması. Örneğin; eşlerden biri bir konuda aşırı gevşek davranabilirken, diğer çok sert davranabilir. Bu durumda bir anlaşmaya varabilmelisiniz. Çocuğunuzda vardığınız anlaşmaya uymak durumundadır.

Bunun yanında eşler başarıyı paylaşmayı bildikleri gibi karşılaştıkları zorlukların getirdiği sorumluluğu da paylaşmalıdırlar. Hepimizin bildiği gibi bazı ailelerimizde, çocuk iyi bir şey yaptığında benim kızım/oğlum, toplumca kabul edişlemeyen bir şey olunca senin kızın/oğlun olmaktadır. Çocuk ne yaparsa yapsın sizin çocuğunuzdur, sorumluluk da sizindir.

Çocuk yetiştirirken karşılaşılabilecek çatışmalar ve kontrol konulu yazımı burda bitirirken, konuyla ilgili önceki yazılarıma aşağıdaki linklerden ulaşabileceğinizi eklemek isterim.  Yarın evlilik ve parasal durumla devam edeceğim. Şimdilik sevgiyle kalın.

İnci Aktaş

Profesyonel Yaşam Koçu, Ebeveyn Koçu, Nlp Uzmanı, Eğitmen, Yazar

(224)2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Topluluk Önünde Konuşma Korkunuzu Önemseyerek Aşın – Özlem Aktaş

 

Bugün yazmak istediğim konu,  dünyadaki en önemli korkuyu aşmak üzerine. Korkularımız, hayatımızı istediğimiz yönde ilerletmemizi engelleyen, yaşam enerjimizi alan duygusal sınırlarımızdır. Hepimiz hayat yolculuğunda ilerlerken bazı korku ve hayal kırıklıkları yaşarız. Belki de bunlardan en acısı birilerinin karşısına çıkıp, korkunç bir son ile karşılaşmaktır. Peki sizi başarılı bir şekilde konuşmaktan alıkoyan nedir? Hiç düşündünüz mü? Bu konuda en son yaşadığınız hayal kırıklığı neydi? Size ne kadar başarısız olduğunuzu söyleyen gözler mi? Peki sorun neredeydi ? Kendiniz en son ne zaman bu kadar çaresiz, kötü, mutsuz olduğunuzu hatırlamıyor musunuz? Evet birilerinin karşısına çıkıp gerçek benliğinizi ifade edememenin ne kadar zor olduğunu anlayabiliyoruz ve biliyoruz çünkü herkes bir şekilde buna benzer olumsuz bir deneyim yaşamıştır.

Birilerinin karşısında kendimizi kötü hissetmemizin, başarısızlık algısına kapılmamızın bazı nedenleri vardır. Örneğin; hepimiz bazı gereksinimler içerisindeyizdir. Birilerinin karşısında çıktığımızda önemsenmek isteri , birilerinin anlattıklarımıza saygı duymasını bekleriz. Kaygıya, korkuya kapılmamızın en temel nedenlerinden biri önemsenmeyeceğimiz korkusudur. Ya elalem bizi beğenmezse, ya bizi yeterince iyi bulmayıp, dinlemeye değer görmezlerse düşüncesi paniğe kapılmamıza sebep olur. Bizi yeterince önemsemeleri de yetmez; takdir edilmek isteriz, onaylanmak, iyi bir şeyler yaptığımızın onayını almak isteriz. Eğer yeterince beğenilmek, takdir edilmek istiyorsak, potansiyelimizi açığa çıkarabilmeli ve kullanabilmeliyiz. Yaptığımız işte kazanmak istediğimiz saygınlık arzusu, onaylanma, beğenilmek arzusu kişiyi başarılı iş çıkarmak için çalışmaya zorlar ve belli disiplin, tekrarlar, pratikler sonucunda almak istediğiniz sonuçları daha kolay almaya başladığınızı fark edersiniz. Çünkü başarılı konuşmacı olmanın yolu, karşımızdakini önemsemek, değer vermek ve faydalı bir şeyler yapmayı arzulamaktır. Bu arzu sizi başarı, tatmin ve usta konuşmacı olmaya götürecek, korkularınızın üstesinden gelmenizi sağlayacak  olan bir etkendir. Önemsenmek istiyorsak, önce biz önemsemeliyiz. Her ne yapıyorsak yapalım, farkındalık, kattığınız değer, yaptığınız şeyi önemsemek, sevgi, paylaşma arzusu size başarıyı kolaylıkla getirecektir. Başarının ve korkuları aşmanın yolu;  yaptığınız, uğraştığınız adandığınız her ne ise, severek, önemseyerek yapmaktır. Başarı sadece bazen bir adım ötededir  hatırlayın, bu sebeple korkularınızın üzerine onları da önemseyerek ve kolay hale gelinceye kadar çaba sarf ederek gitmeyi hayat felsefesi haline getirirseniz başarı sizindir.

Sevgiyle kalın,

Özlem Aktaş – Kişisel Gelişim Uzmanı, Eğitmen

(224)2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Çocuk Yetiştirirken Bilmeniz Gerekenler – İnci Aktaş

Haz 26, 2014   //   by admin   //   Çocuk Yetiştirirken Bilmeniz Gerekenler, Kişisel Gelişim, Makaleler  //  No Comments

Çocuk büyüdükçe ebeveynler de bir dizi farklı davranış kazanırlar. 0‐2 yaş aralığında ebeveynler çocuklarını sakinleştirmek; çocuğun bencil davranışlarına rağmen koşulsuz pozitif ilgi göstermek ve çocuğun çıkarabileceği zorluklara rağmen çocukta güven ve
umut oluşturabilmek için beklenmeyen davranışlar geliştirmelidirler.

Örneğin hayal gücü nedeniyle eleştirilen çocuk, suçluluk duygusuna kapılabilir ve çekingenlik gösterebilir. Ebeveynler bebeğin gelişimini gerçekçi bir bakış açısıyla değerlendirebilmelidirler.

2‐7 yaş aralığındaki çocukların ebeveynleri, çocuk üzerinde disiplin kurabilmeli ve çocuğu kontrol etmek ve yardımcı olmak amacıyla takındıkları zorlayıcı tutumları bırakmalıdırlar. Böylece çocuğu bağımsızlaşmaya teşvik etmelidirler.

Çocuğun koltuğa çıkması için yardım ettiğiniz bir anda yetersizlik duygusuna kapılmasına ve bunun tüm yaşamını etkilemesine neden olabilirsiniz.

Bu yaştaki çocuklar için ebeveynler, çocukların soruşturur araştırmalarını engellememeli ve onlarla uygun bir dille ilişki kurmalıdırlar. Ebeveynler çocuklarının bitmek tükenmek bilmeyen sorularına sabırla cevap vermelidirler.

Eğer merakları bastırılırsa öğrenmezler, aynı zamanda öğrenmeye karşı heveslerini de kaybederler. Cinsellikle ilgili sordukları sorular ise son derece basit bir dille ama doğru olarak açıklanmalıdır.

Aileler çocuklarının ihtiyaçlarını giderirken aynı zamanda da onlara kendi ihtiyaçlarını
nasıl gidereceklerini öğretmelidirler. Bunu yaparken uygun örneklemeler
yapabilmelidirler.

Çocukların kendi ihtiyaçlarını gidermeye çalışırken yaşadıkları başarısızlıklar, eğer başkalarıyla karşılaştırılırsa ileride kendi ihtiyaçlarını kendileri karşılama konusunda tembelliğe yol açacaktır. Çocuklarınıza başarabileceği işler vermeniz özellikle önemli.

Ebeveynler kendileriyle ilgilenmeli, kendi ihtiyaçlarını giderebilmeli ve bunu çocuklarına gösterebilmeli ki çocuklar bu çeşit bir bencilliğin normal olduğunu öğrenebilsinler.

7‐12 yaş arasındaki çocukların ebeveynleri, çocuklarındaki farklılaşmaya ve bağımsızlaşmaya daha da anlayışlı olmalıdırlar. Aileler var olan değerlere katı bir şekilde tutunmaktansa bunlar hakkında tartışabilmeli ve bu konuda istekli
olmalıdırlar. Ayrıca çocukların kabahatleri hakkında açıklamalarını dinlemeli ve onların aile üzerinde etki yaratmalarına izin vermelidirler.

Önemli kararlarda onların da fikri alınmalı, dikkatle dinlenmeli ve fikirlerinin olumlu ve olumsuz yönlerini tartışabilmelisiniz. Fikirlerinin ciddiye alındığını bilen çocuk ileride kendini özgürce ifade edebilme yeteneğine sahip olacaktır.

Çocuk ebeveynin denetimi olmaksızın hareket ederse bu durumda ebeveyn anlayışlı davranabilmelidir. Kurallar ve sorumluluklar ne kadar belli olsa da çocuğun hatalarından ne kadar çok ders aldığını hesaba katmalısınız.

Bireylerin gelişim evreleri konulu yazılarıma yarın, genç üzerinde kontrol ve özgürlük evresiyle devam edeceğim. Önceki evrelere, www.akademiplena.com  internet sitesinden ulaşabilirsiniz.
Şimdilik sevgiyle kalın,

İnci Aktaş
Profesyonel Yaşam Koçu, NLP Uzmanı
Psikolojik Danışman, Eğitmen, Yazar

(224)2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Kontrollü ve Bilinçli Nefesin Düşünceler Üzerindeki Etkisi Nedir? – Hicran İpekbağlar

Düşünce ve nefes beraber hareket ederler. Düşüncelerimiz ya da nefesimiz arasında boşluklar yaratabildiğimizde içsel boşluğunuzu keşfedebilirsiniz. O boşluklar oluşturulmadan genellikle düşünceler tekrarlayıcı, ruhsuz, yaratıcılıktan uzak bir duruma gelir ki çoğu zaman bunun farkına bile varamayız. Ne iki nefes arasına konulan ne de düşünce arasında oluşturulabilen boşlukların uzunluğu için endişelenmek gerekmez. Bunun için birkaç saniye bile yeterlidir. Zaman içinde bu süreler kendi kendilerine uzar ve kendiliğinden gelişir. Amaç dikkatimizi uzunluklarından çok, sık sık tekrarlamak ve kalıcı olmasını sağlamaya yönlendirmek.

Kişisel gelişim, aklına gelen her seferde nefesine dikkat etmektir. Bunu dikkatle ve sürekli yapabildiğimizde geri dönülmez bir yolculuğa adım atmış olarak yatay genişlemeden dikey yükselişe geçmiş olabiliriz.

Nefesimizin farkında olmak, dikkatimizi düşüncelerden uzaklaştırarak bir boşluk yaratır. Bilinç geliştirmenin tek yolu budur. Bütünsel bilinçle temas etmenin, şimdiye ve buraya getirmenin tek yolu budur. Nefesinizin farkında olmak. Nefes alıp verirken neler hissettiğinize dikkat edin. Havanın vücudunuza giriş çıkışını hissedin. Göğsünüzün ve karnınızın nasıl genişleyip büzüldüğünü fark edin. Tek bir bilinçli nefes bile kesintisizce dizilen düşüncelerin olduğu yerde bir boşluk açmak için yeterlidir. Tek bir bilinçli nefes üzerine dikkat kesildiğinizde ve bunu günde birkaç kez tekrarlandığınızda hayatınıza bir anlam kazandırmak için yeni bir başlangıç yapabilirsiniz. Birkaç saatten uzun süre meditasyon yapsanız bile aslında ihtiyacınız olan tek bir bilinçli nefestir. Uzun süreli meditasyonlarda oluşturacağınız tüm fayda, tek bir bilinçli nefesle ulaşabileceğiniz kadardır. Nefes sizin organize ettiğiniz bir şey olmasa da, olduğuna tanıklık ettiğiniz bir şeydir. Nefes alış verişlerini organize eden ve sürdüren mekanizma otonom sinir sisteminin programıdır. Sizin bütün yapmanız gereken, nefes alış verişini ve nefes alışverişlerine bağlı düşünceyi izlemek, nefesi ve düşünceyi beraberce tüm yüzü ile gözlemlemektir. Gözlemlerken dikkatinizi yönlendirmeniz gereken şey nefes verdikten sonra bir sonrakini almaya başlamadan önce oluşan aralığı da hissetmektir. Bunun için hiçbir çabaya gerek duyulmaz. Tam tersi üst bir gayret göstermek amacı engelleyebilir.

Özel bir çalışma yapılmadığı sürece herkes içinde bulunduğu şartların getirisi olarak yetersiz nefes alıp verir. Kişi nefesinin ne kadar farkında olursa, nefes alış verişlerinin kapasitesi ve nefes kalitesi o oranda gelişir. Nefes farkındalığı hayatınızda bir boşluk yaratmanın ve yeni bir bilinç oluşturmanın en etkili yollarından biri olarak en uygun içe dönme, kendini bilme ve kendini anlamlandırma çalışmasıdır.

Nefesinizin farkında olmak, sizi ‘an’da kalmaya zorlar; bu da içsel değişimin anahtarıdır. Nefesinizin farkında olduğunuz her seferinde, kesinlikle şimdide ve burada olursunuz. Nefesinizi düşünemeyeceğinizi ve sadece farkında olabileceğinizi de anlayabilirsiniz. Bilinçli nefes içsel ve gereksiz konuşmayı durdurur. Ama yarı uykuda ya da bir transta olmanın ötesinde tamamen farkında ve fazlasıyla enerjik olursunuz. Bu durumda düşüncenin altına düşmez, üzerine çıkarsınız. Nefes alış verişlerinize dikkat etmeye başladığınızda nefes ve düşünce arasındaki ilişkiyi anlamlandırmaya başlarsınız. Nefes ve düşüncenin beraber çalıştığını fark ettiğinizde şimdide ve anda kalmanın ne demek olduğunu anlayabilirsiniz.

Nefes Terapisti- Hicran İPEKBAĞLAR

(224)2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Doğru Nefes ve Beyin İlişkisi – Hicran İpekbağlar

Haz 18, 2014   //   by admin   //   Doğru Nefes ve Beyin İlişkisi, Kişisel Gelişim, Makaleler  //  No Comments

İnsan beyni evrenin en bilinmeyen, en karmaşık ve en mucizevi öğesidir. İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliği de beynini kullanabilme özelliğidir.

Beynimizin sağlıklı olarak işlevini sürdürebilmesi için, kalbimizin beyne bir günde ortalama 57 damacana kan pompalaması gerekir.
Çünkü su ve oksijene ihtiyacı var…

Beynimiz toplam ağırlığımızın %2 si kadar olmasına rağmen
gıdaların %25 i, alınan oksijenin %2O si beyin için harcanır ve beynin %80 i sudan oluşur.

Su ve oksijen kullanımının ne kadar önemli olduğunu söylemeye bile gerek duymuyorum. Aklı olan herkesin bunu anlayabileceğini düşünüyorum.

Fiziksel sağlığımız yani, beyin ve diğer organların yeterli derecede oksijen alıp sağlıklı hücreler üretmesi için bol oksijen ve su bakımından zengin kana ihtiyaç var. Son yıllarda yapılan araştırmalar her iki kişiden birinin ciddi hastalıklarla boğuştuğunu ortaya çıkardı. Bunun en büyük sebebi insanların %30 oksijen alan akciğerin sadece ortasını kullanarak yaptığı göğüs nefesini kullanıyor olması…

Sorsanız herkes doğru nefes aldığını iddia eder. Ama gerekli testi yaptıktan sonra göğüs, hatta “köprücük” dediğimiz en kısıtlı oksijen sağlayan üst akciğer solunumu yaptığını görüyoruz.

ÖYLEYSE BİLİNÇLİ NEFESLE BEYİN KİMYASINI OLUMLU YÖNDE NASIL DEĞİŞTİREBİLİRİZ?

Düzenli şekilde ve bilinçle alınan nefes direk beyin zarı üzerinde etkisini göstermektedir, beyin zarının daha fazla kan ve dolayısı ile daha fazla oksijenle beslenmesini sağlamaktadır.
Bilinçli olarak nefes almak sinirsel gerginliklerimizi kaldırır, bedenimizin gevşemesine yardımcı olur, pozitif enerjimizi yükseltir, hastalıklara karşı vücudumuzun direncini artırır. Buna karşılık yeterli oksijenin alınmadığı zamanlarda en basitinden baş ağrısı, bitkinlik, yorgunluk ve negatif enerjinin yükselmesi ile her şeye karşı isteksizlik meydana gelir. Bunu, kapalı bir odada uzun müddet kaldığımızda kendi üzerimizde test etmemiz her zaman mümkündür.

En faydalı ve doğru nefes, her iki burun kanalından birden eşit oranda, farkındalıkla ve kontrollü olarak yavaş yavaş alınan nefestir. Ağızdan nefes alındığında oksijenden yeteri kadar istifade edilemez. Bunun nedeni nefesin vücuda girişini sağlayan kanallarının burun deliklerinden başlıyor olmasıdır.

Dikkatli bir gözlem yaparsak, insanın normal yaşamı içinde iki burun deliğinden birden eşit nefes alamadığını fark ederiz. Burun kanallarımızdan bir tanesi açık ve kullanılabilir olduğunda diğeri faaliyetini yavaşlatmaktadır, bu 60 ila 90 dakikalık aralıklarla değişme eğilimindedir. Bu değişimde bir burun deliği baskın olduğunda, o burnun boşluğundaki damarlar daralırken, burun boşluğu genişler. Bu esnada, diğer burun boşluğundaki damarlar genişlerken, burun boşluğu daralır. Oysa, ideal olan her iki burun deliğinden de yukarıda söylediğimiz gibi eşit nefes alabilmektir.

Burun mukozası altında bulunan sinir uçları, beyinle irtibatlı olduğundan, solunumdaki bu değişim, beynin normal çalışmasına ve fonksiyonlarına tesir etmektedir. Eğer sağ burundan nefes alınırsa, ki bu diğer burun tıkanarak da uygulanabilir, sol beyinde elektrikî aktivite artar ve bu beyinden elektroensefalogram (EEG) ile izlenebilir. Tersine, eğer sol burundan nefes alınırsa, sağ beyinde elektrikî aktivite artar.

Bilindiği üzere, insan beyni sağ ve sol olmak üzere iki yarım küreden yaratılmıştır. Diğer taraftan irade dışı çalışan iç organ faaliyetlerini düzenleyen otonom sinir sisteminin iki ana dalı vardır: 1- Sempatik sinir sistemi, 2- Parasempatik sinir sistemi. Sol beyin yarım küresi sempatik sinir sistemi faaliyetlerini düzenler, sağ beyin yarım küresi parasempatik sinir sisteminin fonksiyonlarını düzenler. Yani sağ burundan nefes alırken farkında olmadan sempatik sinir sisteminin, sol burundan nefes alırken de parasempatik sinir sisteminin faaliyetlerini artırmış oluyoruz.

Beyin konusunda yapılan araştırmalarda, her yarı kürenin kendine özgü karakteristik davranış kalıpları olduğu, bunların da ancak elektrik o yarı kürede merkezlenirse ortaya çıktığı anlaşılmıştır.

Enerji sol yarı kürede yoğunlaştığında kişi daha aktif, sözel, entellektüel, dışa dönük, yaratıcı olur. Bunun karşısında sağ yarı kürenin baskın olması, pasiflik, görsellik ve işitsellik, duygusal tepkiler, içe dönüklük ile kendini gösterir.

Sağ burun deliği nefes alırken sol yarı küre hüküm sürer, sol burun deliği nefes alırken sağ yarı küre. Her iki burun deliği bir anda çalıştığında beyin yarı kürelerinin her ikisi hüküm sürer. Nefes alınan burun deliğini değiştirmekle beyin yarı küresinin hakimiyeti de tersine döner, organizmadaki kimyasal reaksiyonlar değişir. Nefes almanın bilinçli kontrolü beden kimyasının da bilinçli olarak kontrol edilmesini sağlar.

İnsanın duyguları beden kimyasının bir ürünüdür. Nefes alma biçimini beden kimyasını değiştirecek ve bu da duygusal durumumuzda bir değişiklik yaratacaktır. Hastalık durumu da beden kimyasının bir sonucudur.

Düzenli burun nefesi egzersizleriyle, SEMPATİK VE PARASEMPATİK sinir sistemini bilinçli olarak dengelediğimizde sağlığımızı da dengeleyebileceğimizi fark edeceğiz.

Hicran İPEKBAĞLAR – Nefes Koçu

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Lider Yöneticiler Eğitimi

Nis 21, 2014   //   by admin   //   Eğitimler, Lider Yöneticiler Eğitimi, Makaleler  //  6 Comments

LİDER YÖNETİCİLER EĞİTİMİ

‘’Üstün lider işlerin yapılmasını çok küçük hareketlerle sağlar. Emirlerini bir çok kelimelerle değil, yaptığı birkaç işle yayar. Her şeyle bilgilenir, ancak nadiren karışır. Bir katalizördür ve eğer orada olmazsa, işler o kadar da iyi gitmeyecekse bile, başardığında hiçbir övgüyü üstüne almaz ve üstüne hiçbir övgü almadığı için övgü onu hiç terketmez.”  Lao Tzu

Bugüne kadar liderlik konusunda eğitimler almış ya da kitaplar okumuş olabilirsiniz. Bildiğimiz bir şey varsa, bugün uyuyp yarın uyandığımızda ilham veren bir lider olunmadığıdır.Size önerdiğiiz program liderliğin doğasını ve uygulamasını birlikte keşfetmektir. Amacınıza ulaşmanızda yardımcı olabilmesi için içinizdeki potansiyeli birlikte ortaya çıkarabiliriz. Bu konuda birlikte kafa yormak, uygulamalar yapmak hoşunuza giderse işte eğitimimizin içeriği…

-Liderlik, Yöneticilik, Koçluk Becerileri

-Ekip Oluşturma, Yönetme Kabiliyeti

-Ekibinizin perforansını nasıl en üst seviyeye çıkartırsınız?

-Planlama, Problem Çözme Ve Yetki Devri

-Ekibinizi nasıl motive edersiniz?

-İletişim Üzerine

-Müşteri Ilişkileri Ve Profesyonel Imaj

-Zaman Yönetimi

-Çözüm odaklı toplantı yönetimi

-Koçluk ve liderlik nedir?

-Temel liderlik yaklaşımları

-Kimler liderdir?

-Liderin temel kişilik özellikleri nelerdir?

-Liderlikte temel güç odakları

-Liderlik alanları

-Maslow ve İhtiyaçlar Teorisi

-Performans problemlerine koçluk, liderlik

-Etkili takım lideri nasıl olmalıdır?

-Takım vizyonu yaratmak

-Misyon ve Değerler çalışması

-Takımın hedeflerine ulaşması

-Değişimin yönetilmesi

– Güven

-Etkili Kararlar Vermek

-Ekiptekilerin becerilerini geliştirmeye yönelik koçluk ve liderlik

-Verimi arttırmak

-Pozitif bir iş kültürü geliştirmek

-Lider olarak yol gösterici olmak

-Çalışan memnuniyeti ve işte tutma politikası

-Etkin ekip yönetimi ve liderlik

-Etkili iletişim

-Etkili Zaman Yönetimi

-Toplantı Yönetimi

-Proaktivite ve Olumlu Tutum

-Liderlik ve Yaratıcılık

-Kendini yönetmek ve kendine koçluk

-Kendinizin stratejik lideri olmak

-Problem Çözme Teknikleri

-Grupların davranış tarzları

-Farklı Kuşakların Etkili Yönetilmesi

-Farlılıkları Yönetme

-Kriz Ortamında Liderlik

-Durumsal Liderlik

-Durumsal Liderlik

Eğitim Süresi: 30 Saat

Teklif almak için bize ulaşabilirsiniz.

Tel: (224)2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Konuşmanızla Hipnoz Edin – Topluluk Önünde Hipnoz Edici Bir Konuşma Nasıl Yapılır?

Yapılan araştırmalar insanların en büyük korkusunun ölüm, ikinci korkusunun ise topluluk önünde konuşma korkusu olduğunu kanıtladı. Topluluk Önünde Konuşma ve Hitabet konusunda yıllardır yaptığımız çalışmalar bir de kitabın ortaya çıkmasını sağladı.

Bizi bu kitabı yazmaya iten şey, topluluk önünde konuşmanın yalnızca doğuştan hatip olan kişilere özgü olmaması, yeteneğin NLP ile modellenebilmesidir.

Bu kitap değişim için fırsat yaratacak, topu yuvarlamaya başlayacak ve siz ilerlerken, size adım adım rehberlik edecektir. Fakat fırsatı değerlendirecek, kendi iyiliği için gereken eforu sarf edecek ve sonunda golü atması  gerekecek olan kişiler sizsiniz.

Bir gün karşılaşmak ümidiyle…

İnci AKTAŞ & Özlem AKTAŞ

İnci ve Özlem Aktaş, Bursa’da yoğun ilgi gören Topluluk Önünde Konuşma Eğitimi’nin eğitmenleridir.

NLP Uzmanı Bursa, Profesyonel Yaşam Koçu Bursa, Eğitmen

 

Kişisel Gelişim Uzmanlarımız İnci AKTAŞ ve Özlem AKTAŞ’ ın ‘Konuşmanızla Hipnoz Edin ‘ isimli kitabı çıktı ! Şimdilik D&R Kitapyurdu ve tüm internet kitapçılarında..Kısa bir süre sonra tüm kitapçılarda..
Aşağıdaki linklerden satın alabilirsiniz…

http://www.dr.com.tr/Kitap/Konusmanizla-Hipnoz-Edin//Egitim-Basvuru/Kisisel-Gelisim/urunno=0000000590049

http://www.kitapyurdu.com/arama/default.asp?anahtar=konu%FEman%FDzla+hipnoz+edin&ara.x=0&ara.y=0&stype=4&type=list&populer=0&aramasekli=1&exactly=ON&satis=2&x2=0

Topluluk Önünde Konuşma Eğitmi Bursa

Plena Human Bütünsel İnsan Gelişim Akademisi

(224)2434314

Çok Önemli Bir Karar Çocuk Sahibi Olmak – İnci Aktaş

Nis 2, 2014   //   by admin   //   Çok Önemli Bir Karar Çocuk Sahibi Olmak, Kişisel Gelişim, Makaleler  //  No Comments

Büyük bir şirketin pazarlama müdürü olan bir adam vardı. Günde 16 saat çalışıyor ve sürekli dünyanın her yerine iş seyahatlerine gidiyordu. Karısı onu bu yüzden terkettiğinde ülsere yakalandı. Bir süre sonra da kalp krizi geçirdi. Doktoru artık dağcılık yapamayacağını söylediğinde çok üzüldü, zira bu onun tek zevkiydi. Yine de çalışmaya devam etti. Genel müdür yardımcılığına terfi ettiği gün 17 yaşındaki oğlunun kansere yakalandığını öğrendi. Ama hırslıydı. Amacı genel müdür olmaktı. Artık bazen 18 saat çalışıyor ve oğlunu ancak haftada bir ziyaret edebiliyordu. Genel müdür olduktan 1 hafta sonra oğlu vefat etti. Cenazeden sonra işe döndüğünde sekreterine şöyle dedi; “Biliyor musun, hayatta en çok istediğim şey bir oğlum olmasıydı ve en çok değer verdiğim şey de oydu.” Ama gerçekten öyle miydi? Bir çocuk sahibi olduğumuzda çocukla birlikte bir annenin ve bir babanın doğduğunu bilmiyor muydu?

Bireylerin gelişim evrelerini Ericksoncu yaklaşımla aktardığım yazılarıma bugün çocuk sahibi olma evresiyle devam ediyorum.

Öncelikle potansiyel ebeveynler üçüncü bir kişiyi aralarına alma ve onu büyütme isteklerini ailelerinin baskısından ayırmalıdır. Özellikle “ben anne ya da baba olduğumda, daha kendim çocuktum,” diyecek çok genç yaşta çocuk sahibi olmak isteyen bireylerin, bunun iyice ayrımına varabilmesi gerekir.

Üvey çocuklara sahip olmak ise ebeveynlere çocukların muhtemel kırgınlıklarını bertaraf etmek gibi daha farklı sorumluluklar yükleyebilir. Ayrıca eşler sevgilerini genişletebilmeli, sadece biyolojik olanak onlara ait olan bir çocuğu sevme gibi narşist bir tutum içine girmemelidirler.

Ailenin kendi çocuğu olsa da olmasa da, çocuklar eve girdiği andan itibaren anne babanın şahsi zevk ve isteklerini erteleyebilmesi ihtiyacını yaratır. Buna hazır mısınız? Sırf iki küçük çocuğunuz var diye, onlar en az 3 yaşına gelene kadar tüm zevklerinizi bir kenara bırakabilir misiniz? Cevabınız “evet” olmadan bu karara varmamanızı öneririm.

Eşler çocuğa bakabilmeli, yönlendirebilmeli ve baskın ama arkadaşça bir tavırla onları idare edebilmelidirler. Kurallar olmalı ve çocuğu bu kurallara uyma sorumluluğu verilmelidir. Bir kez sorumluluk verildiğinde ise sorumluluğu yerine getireceğine güvenmelisiniz.

Bağlılık gösteren davranışlar kadar sözlü ve sözsüz sevgi ifadeleri kullanılmalıdır. Ebeveynler, çocuğun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için almaları gereken sorumluluklara dayanabilmeli, çocuğun sözsüz davranışlarıyla ilgili hemen hüküm vermekten kaçınmalıdırlar.

Ayrıca eşler çocuklarının istekleriyle, kendilerinin giderilmemiş ihtiyaçlarının getirdiği istekleri birbirinden ayırmalıdır. Kendisi doktor olamadı diye, bunun için çocuğunu zorlamamalıdır.

Çocuğu yetiştirme evresine yarınki yanımda değineceğim, şimdilik sevgiyle kalın.

 

İnci Aktaş

Evlilik Danışmanı, NLP Uzmanı & Profesyonel Yaşam Koçu, Eğitmen

(224)2434314

Sayfalar:«1...16171819202122...32»

Makaleler Categories

Ara

Kategoriler