Browsing articles in "Makaleler"

Usta Bir Konuşmacı Olmanın Yolu; Medeni Cesaret ve Özgüven – Özlem Aktaş NLP Koçu, Eğitmen

Bundan 20 yıl sonra yapamadıklarınızdan dolayı duyduğunuz hayal kırıklığı , yaptıklarınızın verdiği hayal kırıklığından çok daha büyük olacak. Öyleyse halatları atın. Güvenli limanlardan uzaklara yelken açın. Yelkenlerinizi güçlü rüzgarlarla doldurun. Araştırın. Hayal kurun . keşfedin.

Mark Twain

Başarılı bir konuşmacı  yada etkileyici bir iletişimci olmak istiyorsanız asla korkularınızdan tavsiye almayın. Korkular, sizi adım atmaktan alıkoyar. Bir çok insan bize gelir ve derler ki ‘Ben yapamam çünkü benim diğerleri gibi yeteneğim yok.’  Bunu nereden biliyorsun diye sorarız. Sıklıkla kendileri ile ilgili sınırlayıcı yargılarından dolayı bu şekilde konuştuklarını farkederiz. İstediklerini elde etmek için belki bir kere , yada en fazla iki üç kere deneyerek vazgeçmişlerdir ve yeteneksiz olduklarına karar vermişlerdir.  Bu yeteneğin sende olduğunu bir düşün neler yapardın? Neleri değiştirirdin? Sence bu konuda ki yeteneğini geliştirmek için yapman gereken neler var ? diye çözüm getirici sorular sorarız. Çözüm getirici sorular zihnimizin zincirlerini bir ölçüde kırmaya yardımcı olur. Etkili konuşabilmek , doğuştan gelen bir yetenek değildir. Sonradan kazanılmış bir beceridir. Kimse doğuştan başarılı konuşmacılar olarak doğmaz . Usta konuşmacı olmak, medeni cesaret ve özgüven ile gelişebilen bir beceridir. Günümüz siyasetçilerine bakın . Daha özgüvenli görünen, enerjik , kendinden emin tavırlar sergileyip, beden dilini etkin kullanan siyasetçilerin halk üzerinde etkisinin yüksek olduğunu farkedersiniz. Ayrıca hitabet becerisinin kitleler üzerinde yarattığı önemi  anlayarak üzerinde çalışmalar yapan siyasetçilerimizin yıllar içindeki gelişimleri gerçekten göz kamaştırıcıdır. Bu konuda gösterilecek istikrarlı çaba önemlidir.  Örneğin Amerika’dan bir örnek verelim . Size bundan on yıl önce,  Kenyalı, Müslüman ve zenci bir baba ile Hristiyan ve beyaz bir annenin oğlu  olan genç bir adam Amerika Birleşik Devletleri’nin en popüler başkanı olacak deselerdi ne düşünürdünüz? Muhtemelen gülüp geçerdiniz. Ancak bugün durum ortada. Nobel Barış Ödülü sahibi Barack Obama,  pek çok kişiye göre Amerika tarihinin en iyi konuşan, en iyi giyinen ve hepsinden önemlisi kendisine en güvenilen başkanı konumunda. Onun bu başarısının sırrı ne,  hiç merak ettiniz mi? Amerika’da dezavantaj olarak görünen özelliklerine rağmen başarısının sırrı , bir iletişim ustası olması ve en önemlisi kendisine duyduğu özgüvenidir.  İnsanlar topluluk önünde konuşma kurslarına  katılarak, kendilerine güvenmeyi  öğrenmeyi  ve ikna edici  konuşma becerisini kazanmak isterler.  Bu kişilerin  genellikle ortak düşünceleri, bir yerlerde konuşmak gerektiğinde heyecanlanmadan, korkmadan kendine güvenerek, sakinlikle konuşabilme becerisi elde etme istekleridir. Ortak istek ve amaç,  sakin , kendinden emin ve cesurca bu işi yapabilmektir. Peki sizi arzuladığınız sonucu almaktan alıkoyan  ne? Kendiniz ve kendinize koyduğunuz sınırlayıcı düşünce yapısı ve engelleriniz.  Birileri zor görünen koşullardan çıkarak en zirve noktalara çıkabiliyorsa bunu birçok kişi de başarabilir. Nlp ‘nin en etkin varsayımlarından biri, biri dahi bir şeyi yapmayı başardıysa bunu herkes başarabileceği gerçeğidir. Doğuştan bu bilinçle doğarız , bu sebeple yapılması gereken içimizdeki potansiyeli görünür kılmaktır. Daha önce yapmış olduğunuz  başarılı eylemleri  düşünün.  Nasıl başarmıştınız? Sizi başarıya götüren güçlü kaynağınızı , potansiyelinizi farkedin ve şunu düşünün bundan sonra ; neyi farklı yapmak ve kim olmak istiyorsunuz? Zor koşullarına rağmen zirveye çıkan sayısız lideri düşünün . Onları zirveye taşıyan bir numaralı özelliklerinin cesaretleri ve her türlü olumsuz koşullarına  rağmen  kendilerine duydukları güven olduğunu  hatırlayın. Bu güç sizin de  içinizde var, ancak uyur vaziyette duruyor , sizin çıkarmanızı bekleyerek.

Hitabet konusunda yeteneklerinden şüphe duyan kişilerin uzman oldukları konuları anlatmalarını isteriz. Kolayca anlatırlar , bir kişiye karşı bu kadar rahatken konu iki kişi olduğunda yani küçük bir topluluk olduğunda ; kolayca anlatabildiğimiz bir şeyi aktarırken niye heycan yaparız öyleyse ? Niye kalbimiz küt küt atmaya  başlar? Bu heyecanın , stresin, paniğin, kaygının , korkunun sebebi sizce nedir?  Sebebi , daha öncede söylediğim gibi kendimize koyduğumuz engeller,  sınırlayıcı inançlar ve yeteneklerimize ve kendimize karşı duyduğumuz güven azlığıdır. Sıklıkla korkunun nedeni; toplulukları zihnimizde canlandırma şeklimiz,  varlıklarını değerlendirme biçimimizdir. Onların da sizin gibi bir insan olduğunu düşünmek , onlara dostlarınız gibi yaklaşmak bir ölçüde sizi rahat hissettirecektir. Burada sormamız gereken soru ;  peki bütün bu korku yaratan nedenleri nasıl aşabiliriz? Önce önlenemeyen bir istek ve yapabileceğimize güçlü bir arzu duymalısınız. Arzunun ve isteğin gücünü asla küçümsemeyin . Hiç bir başarı içinde yeterli arzu barındırmazsa elde edilemez. Bu yeteneğin doğuştan değil çalışmayla, çabayla , kararlılık ve istekle  geliştirileceğini hatırlamalısınız. Aslında size küçük bir sır vereyim;  kendinize güven duymak , bu konudaki medeni cesaretinizi kazanmak, bir gruba hitap ederken sakin ve kendinden emin olmak, düzgün düşünüp, düzgün hitap edebilmek hayal edebildiğinizden çok daha kolaydır. Bir eylemin kolay ya da zor olacağına siz karar verirsiniz. Konuşmalar yapmak , hitap etmek eylemine  nasıl baktığınız önemli. Olaya kolay ya da zorluk çerçevesinden bakabilirsiniz. Siz hangisinden bakmayı seçiyorsunuz?  Usta bir konuşmacı olmayı nasıl değerlendirmeyi seçiyorsunuz? Bir şeyin kolay olabileceğini düşünmek bu durumun kolaylaşmasını sağlar , ancak ne kadar zor olacağını düşünür ve buna inanırsanız her geçen an kolay olabilecek bir şeyi dahi zorlaştırırsınız. Hatırlayın ki, konuşma yeteneği sadece bir kaç kişiye bahşedilmiş  yetenekler değildir. Eğer yeterince istekliyseniz, potansiyel kapasitenizi istediğiniz düzeye çıkarabilirsiniz. Pek çok usta konuşmacı , bir dinleyici grubunun varlıklarının uyarıcı olduğunu , ilham verip zihinlerinin daha keskin çalışmalarına neden olduğunu savunmaktadırlar. Eğitim,  kendinize güven,  kendinizi  bu konuda geliştirici kaynakları okumak, sık sık bir grubun karşısına geçmek size  kalıcı bir casaret  ve özgüven getirecektir. Bu konudaki cesaretinizi ve özgüveninizi geliştirmek için bol bol pratik yapmalısınız. Her bulduğunuz yerde konuşun.

Ünlü politikacılar , başarılı bir çok profesyonel konuşmacılar da  ,  ilk konuştukları zamanlarda,  inanılmaz korkular , özgüvensizlikler, utangaçlıklar yaşamışlardır. Kalabalıkların karşısına çıktıklarında dizleri titremiş, dilleri tutulmuş hale gelmiştir.  Kendilerini sefil durumda hissetmişlerdir. Oraya çıkmaktansa ölmeyi tercih edecekleri hale geldiklerini sıklıkla duyarsınız.  Konuşma yapmadan önce heyecan ve kaygı duymamızın nedeni nedir? Nedeni basittir aslında, çünkü hitabette her zaman bir sorumluluk vardır. Bu sebeple birinin karşısına çıkıp fikirlerinizi paylaşmanız gerektiğinde  sadece bir kaç kişi dahi olsa belli bir gerilim , şok, heyecan taşınır ancak bu normaldir. Hatta konuşmacıların ne kadar profesyonel olduğunun da önemi yoktur, çünkü  ne kadar profesyonel olurlarsa olsunlar başlamadan hemen önce bu gerginliği yaşarlar ancak bir kaç saniye engeç bir kaç dakika sonra bu durum kaybolur. Bunun farkındalığında olmak , konuşmaya başladıktan belli bir süre sonra geçeceğini biliyor olmak sizi bir an olsun rahatlatacaktır. Usta bir konuşmacı olmanın yolu;  güçlü , kararlı  bir istek ve coşku  ile başlamaktır. Bu konuda ki istek düzeyiniz çok önemlidir. İstek yoksa başarı da yoktur.  Başarmayı ne kadar istiyorsunuz?

Başarı, amacı uğrunda büyük bir kararlılık gösterenlerin olacaktır. Michael Jordan ,  Bill Gates  gibi kişiler daha çok küçükken başarılı olmayı kafalarına koymuşlardı.  Sen ne istiyorsun?  Yüreğine bir bak,  geçmişte başardıklarına bir bak,  yine yapabilirsin .  Hayalini gözünde canlandır,  içini coşku  kaplıyorsa ,  bil ki doğru yoldasın.  Hedeflerin seni coşkulandırmıyorsa ,  istek uyandırmıyorsa ,  bir yerde eksik var demektir.  Gerçekten başarmak istediğin şeyi istiyor musun ?  İyi bir konuşmacı olmak, başarılı bir konuşmacı olmak seni heyecanlandırıyor mu?   Önce yüreğine bak , ne kadar istediğine ,  ulaşmak için ne kadar arzu duyuyorsun bir bak.  Sonra hedefine giden adımları tespit et. Yeterince istersen ,  her şeyi ama her şeyi başarabilirsin .  Hedefine giden yolda kendine şu soruları sor.  Hedefime ulaştığımda ne olacak ,  ben nasıl biri olacağım ,  neler hissedip,  neler görüp,  neler işitiyor olacağım?  Hangi adımları atarak bu hedefe ulaşabilirim ?  Beş yıl sonra kendimi nerede görüyorum ?  Bu soruların cevaplarını hayal edebiliyorsan bil ki başarabilirsin. Başarılı konuşmalar yaptığınızı hayal edemezseniz başarmanız çok zor. Önce hayal gelir, sonra güçlü bir istek. Başarı ve mutlulukla dolu bir hayat sizin  elinizde bunu bilin. İsteğinizin gücü başarınızın ne kadar olacağını belirleyen bir faktördür. Başarma isteğiniz yapabileceklerinizin sınırını gösterecek , varacağınız yer ile ilgili size ilham verecektir. İstek başarmanın yarısıdır. İstek cesurca bir adımın ilk yoludur. İstekle atmış olduğunuz adımda , eylemce güçlenirsiniz ve sarsılmaz bir güven geliştirirsiniz. Özgüven kazanmanın yolu , cesurca atılmış adımları yaşamımızda çoğaltmaktır. Zihninizdeki sizi başarmaktan alıkoyan korku bariyerini kaldırın , yaratabileceklerinizin sınırını bu uğurdaki gösterdiğiniz cesurca atılmış kararlı adımlar belirleyecektir.

Bir tırtılın muhteşem bir kelebeğe dönüşmek için   bu hayata bir çaba borcu  vardır , tıpkı bizler gibi. Çabalarınızın sonunda bir gün sadece kendiliğinden başarılı bir konuşmacı olduğunuzu farkedeceksiniz.

Sevgiyle kalın.

Özlem Aktaş – NLP Koçu ve Eğitmen

(224) 2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

İş ve Özel Hayatınızda Güven Kazanmanın Yolları

İş Ve Özel Yaşamınızda Güven Kazanmanın Yolları

Güven nedir? TDK’ya göre: Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat…Güven, iyi bir ilişkinin tanımıdır. Stephen Covey’in dediği gibi; Dünyadaki tüm kurumlar, buna evlilik kurumu da dahil, ilişkiler temeline yani güvene dayanır. Peki güven olmadığında bu ilişkilerde iletişim nasıl olur?Birisine onu sevdiğinizi söyleyebilirsiniz. Ama bunu davranışlarınızla göstermediğinizde lafta kalacaktır. “Ben güvenilirim” diyebilirsiniz, “İşleri zamanında bitiririm” diyebilirsiniz, işler sürekli aksadığında bu sözünüzün ne önemi olacaktır? Saatlerce neler yapacağınızı anlatabilirsiniz ama gerçekten yapmadığınız sürece bu güven sağlamaz, aksine güven üzerinde yıkıcı bir etkisi vardır.

NLP ( Neuro Linguistic Programming) ‘İnsanların sözlerine önem verin ama davranışlarına daha çok önem verin. İkisi arasında bir çelişki varsa davranışlarına önem verin’ der. Bu davranış “seni seviyorum” derken gözlerinizi kaçırmak gibi mikro bir davranış da olabilir, sarılmak gibi makro bir davranış da…

Neticede güveni ancak davranışlarınızla sağlayabilirsiniz. İş hayatınızda ya da özel hayatınızda güveni nasıl sağlayabilirsiniz? Güven konusundaki şu benzetmeyi severim. Güven kazanmak büyük bir su kovasını doldurmak gibidir. Her güven verici davranışınızda bir damla su dolar kovaya. Ancak bir gün bir güven kırıcı davranış sergilersiniz ki, o da kovaya tekme atıp devirmek gibidir. 25 yılda damla damla oluşturduğunuz güveni 1 dakikada yerle bir edebilirsiniz.

Şimdi güven kazandıracak davranışları inceleyelim;

–          Sadık olun : Birlikte çalıştığınız insanlar ya da aile üyeleriniz yanınızdayken söylemeyeceğiniz şeyleri, onlar yokken farklı ortamlarda söylemeyin. Size destek olanların başarılarınızdaki katkılarına sadık olun ve bunu dile getirin. Onları bol bol takdir edin, teşekkür edin. Yanınızda olmayan kişiler hakkında savunmasını gerektirecek şekilde konuşmayın. İş hayatında, oradakilerden biri kalktığında diğerleri hemen onun arkasından konuşmaya başlar. Bazıları bundan zevk alır. Ama gözden kaçırdığı şey, o kalktıktan sonra da kendi arkalarından konuşulacağıdır. Bundan böyle birisi hakkında konuşacaksanız bile sanki yanınızdaymış gibi konuşun. Dedikoduya karışmayın.

–          Daima Doğruyu Söyleyin : Doğruyu söyleyin ve doğru anlaşıldığınızdan emin olun. Doğruyu söylemek ile doğru anlaşılmak farklı şeylerdir. Doğruyu söyleseniz bile yanlış anlaşılmış olabileceğinizden, iletişim yeteneğinizi geliştirin. Dürüst olmak, olanları olduğu gibi anlatmak, gerçekleri çarpıtmamak güven oluşturmak için oldukça önemlidir.

–          Saygılı Olun : Konfüçyüs der ki: “Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapma.’ Eğer saygı ve ilgi göstermezseniz, bu hem iş hem özel hem de sosyal hayatınızda büyük bir sorun yaratır. Bazı kişiler tanırım yalnızca çıkarı olan kişilere saygı ve ilgi gösterirler. Oysa bir kişinin karakterini, kendisine yararı veya zararı olmayacak kişilere davranışlarından anlayabilirsiniz. İnsanlara karşı saygı ve ilginizi göstermek için; takdir edin, teşekkür edin, gülümsemelerini sağlayın ve en önemlisi kendilerini önemli hissetmelerini sağlayın.

–          Olduğunuz gibi görünün, göründüğünüz gibi olun. Güven yaratmak için, açık, samimi ve içtenlikle davranın. Doğruyu söylemek ve olduğunuz gibi görünmek hızla güven oluşturur, yapmacık tavırlarla kişileri yanıltmaya çalışmak, sahte bir dünya yaratmak güveni ve insanları kaybettirir. İnternet, saydamlığın en güzel örneğidir. Her şeye açıkça ulaşabilirsiniz. Aynı zamanda sahte dünyalara, takma adlarla yaşanılan hayatlara da tanık olabilirsiniz. bir psikoloğun bir gazetedeki yorumunu okumuştum bir gün. Danışanlarının facebook’taki sahte dünyalara ve mutluluk resimlerine dayanamayıp depresyona girdiğini söylüyordu. Güven yaratmak için olduğunuz gibi görünün.

–          Hatalarınızı Telafi Edin ve Ders Alın : Bir hata yaptığınızda hemen kabul edip özür dilerseniz ve hemen ardından telafi edecek adımları atarsanız, insanların size güveni artar. Eğer güven kovasına tekme atmak istiyorsanız örtbas etmeye çalışın. Eğer hiç hata yapmasaydık hiçbir şey öğrenemezdik. eğer hiç hata yapmıyorsak hiçbir şey yapmıyoruzdur, ki bu daha kötü bir şeydir. Hata iyi bir şeydir, tabi kabul edip ders almanız ve telafi etmeniz koşuluyla.

–          Sonuç Üretin : Eğer iş yerinizde veya ailenizde, kaybolmuş bir güveni yeniden yaratmak ya da ilk defa başladığınız bir işte hıza güven kazanmak istiyorsanız, en hızlı yol sonuç üretmektir. Dilimizde “laf çok, icraat yok” gibi sonuçların gözükmediğinden dolayı güvensizlik yaratılmış olduğunu ifade eden deyimler vardır. Hızla üretilen sonuçlar, hakkınızda oluşan olumsuz kanıları da ortadan kaldırır.

–          Sözünüzü Tutun : Asla tutamayacağınız sözler vermeyin. Bir söz verdiyseniz mutlaka tutun. Tutamadığınız sözler için mutlaka özür dileyin ve telafi edin. Bir söz verirken gerçekçi olup olmadığına bakın.  Bazen veremediğiniz sözler karşınızdakini hayal kırıklığına uğratabilir. Yine de önceden hayal kırıklığına uğramak, sözünüzü tutmadığınız için güven kaybı yaşamaktan daha iyi olabilir.

Ve son olarak siz de insanlara güvenin.‘Her zaman güvenip bazen hayal kırıklığına uğramak, sürekli güvensizlik içinde olup bazen haklı çıkmaktan iyidir.’-Neal A. Maxwell

İnci Aktaş

Profesyonel Koç & Eğitmen & ‘Konuşmanızla Hipnoz Edin’ Kitabının Yazarı

(224) 2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Hipnozla Sigarayı Bırakma

Ağu 19, 2013   //   by admin   //   Hipnozla Sigarayı Bırakma, Makaleler  //  7 Comments

Sigara içmek için her şey bahane olabilir. Sosyal ortamların tadını çıkarmak, stresle başa çıkmak… Belki bugüne kadar diğer teknikleri uygulayıp bırakma konusunda yaşadığınız başarısızlıklar…

Nikotin en hızlı bağımlılık yapan maddedir.Ve bir sigara bile bağımlı olmanıza yeter. Sigara bir bağımlılıktır. Bağımlılık size ne ifade ediyor?

Tiryaki sigarasını söndürdükten sonra kandaki nikotin miktarı hızla azalır. Ve huzursuz hissetmeye başlanır. Yani kişi sigara içmeyen biri gibi hissetmek için sigara içer..

Seanslarımızda sigaranın ne işe yaradığına yani size ne sağladığına odaklanıp, kök nedeni yok ediyoruz. Sigara bağımlılığı bir belirtidir. İçinizde değişmesi gereken bir şeyler olduğunun belirtisi.

Sizi sigaraya bağımlı kılan nikotin olmasına rağmen bırakmak çok kolaydır. Çünkü bağımlılığınızın %1 i fiziksel %99 u zihinseldir. Çünkü beyniniz; sigaranın sizi rahatlattığını, size özgüven sağladığını, stresinizi azalltığını, onsuz yaşayamayacağınzı söyleyen telkinlerle yıkanmıştır. İyi haber ‘sigarayı bırakmak kolaydır.’ Sigaranın tek yaptığı, sizi öldürmek.

Seanslardan sonra, zihninizde sağlıklı yaşama dair bir programlama oluşacaktır. Amaç sigarayı düşündüğünüz zaman bir sigara yakmayı istemek ve yoksunluk duymak yerine, sigara içmeyi arzu etmediğiniz için mutlu olmanızdır.

Tek bir kararla sigarayı bırakarak hayatınızı değiştirebilirsiniz. Alışkanlığı zihinden silip atmada hipnoz iyi bir aracıdır ve hipnoz yolu ile sigara bıraktırılabilmektedir.

Çalışmalar göstermiştir ki; Hipnozu kullanarak sigara alışkanlığından vazgeçmek kolayca ve süratli bir şekilde mümkün olmaktadır.

Merkezimizde, sigarayı bırakma programında, hipnoz, nlp teknikleri, sağlıklı yaşam koçluğu, psikolojik danışma teknikleri ve eft (duygusal özgürleşme tekniği) ile desteklenmektedir. Hipnozla Sigarayı bıraktırma  programı toplam 8 ile 10  seans arasında  sürmektedir.

(224) 2434314

mail: info@akademiplena.com

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Problemin Çözümü

Ağu 6, 2013   //   by admin   //   Kişisel Gelişim, Makaleler, Problemin Çözümü  //  No Comments

“Karşılaştığımız problemler onu yarattığımız bilinç düzeyinde çözülemezler” dediğinde Einstein, neyi kastetmiş olduğunu derinlemesine düşündünüz mü hiç, yoksa bunu duyduğunuzda sadece hem fikir olduğunuzu mu düşündünüz.

Konu üzerinde derinlemesine düşünmek istiyorsanız, lütfen size bir çalışma önermeme izin verin. Elinize bir sayfa kağıt alın ve bunu yatay olarak 3 bölüme ayırın. İlk bölüme geçmiş, ikinciye şimdi ve üçüncüye de gelecek başlığı koyun. Ve şuanda içinde bulunduğunuz  bir problemi düşünün. Geçmişte bu konu hakkında neler düşündüğünüzü lütfen yazın. “Şimdi” bölümüne ise, konu hakkındaki şimdiki düşüncelerinizi yazın ve iki bölümü karşılaştırın. Neredeyse aynı olduğunu göreceksiniz. Bu alıştırmayı yapınca problemi neden çözemediğiniz açıkça ortaya çıkıyor değil mi? Einstein sonra eklemiş; “Delilik hep aynı şeyi yaparak farklı sonuçlar elde etmeyi ummaktır.” Eğer hala bu düşünce düzeyiyle problemi çözebileceğinizi düşünüyorsanız iyi şanslar…

Eğer bir şeylerin zor olduğunu düşünmeye başlarsanız onlar da zor olur. Bir şeyi neyin imkansız hale getirdiği üzerinde çalışmaya başlarsanız onu bulursunuz. Ve işte bu bilinç durumunda takılıp kalırsınız. Bu yüzden eğer kendinizi nasıl farklı hissedeceğinizi öğrenmeye başlarsanız geleceğinizi bir kerede ve tamamen değiştirirsiniz.

Şimdi, önünüzdeki sayfanın gelecek bölümüne ne yazacağınızı merak ediyor olabilirsiniz. Öyleyse hemen kalemi elinize alın ve geleceğinizi elinize alın. Olumlu düşüncelerle dolu ve sizi motive eden bir liste hazırlayın. Örneğin sorununuz maddi bir sıkıntıysa, paranın bolca ve kolayca size geleceğine, ihtiyacınız olan insanların kendiliğinden size geleceğine, ödemelerinizi zamanında yapabileceğinize inanmaya başlayabilirsiniz. Ayrıca sorunun çözümüne ilişkin aklınıza gelen tüm alternatifleri yazıp aynı zamanda çok kolay çözüleceğine inanmaya başlayabilirsiniz. Bütün bunları yazdıktan sonra, elinizden geleni yapmak için adımlarını atın. Eğer biraz daha dayanabilirseniz ilerde bir yerde ışıltılı bir şeyler belirir, karanlık bulutlar dağılır, eğer tutunmayı becerebilirseniz güneş yeniden doğacaktır. Tek yapmanız gereken sabretmektir.

Son söz olarak, 5 yaşındaki Zeynep’in öğretmeninin sorusuna verdiği cevapla yazımı noktalamak istiyorum. Öğretmeni sınıftaki öğrencilerine sorar, “Sınıftaki herkes aynı anda ağlamaya başlarsa ne olur?” Tüm çocuklar farklı farklı cevaplar verir, “sınıf yıkılırdı, ağlamaya başlardım, vb…” Zeynep şöyle der; “Problemi çözemezlerdi!”

Sevgilerimle,

İnci AKTAŞ – Profesyonel Yaşam Koçu

(224) 2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Dünya Nereye Gittiğini Bilene Daima Yer Açar – Özlem Aktaş NLP Uzmanı ve Yaşam Koçu

Ağu 5, 2013   //   by admin   //   Dünya Nereye Gittiğini Bilene Daima Yer Açar, Kişisel Gelişim, Makaleler  //  No Comments

Nereden geldiğinizi , nerede olduğunuzu , nereye varmak istediğinizi biliyor musunuz?  Yaşam bir soru ile başlar, hayatımın amacı ne ? Yaşam amacını sorgulamak farkındalık için atılan ilk adımdır. Bilinçlenmeye doğru başlayan yolculuğun ilk durağıdır. Bir çok insan maalesef yaşamda neyi gerçekleştirmek istediğini bilmeden ve amacına adım atmadan bu hayattan göçer.  Yaşam amacını bilmeden yaşamak küreksiz bir kayıkla yolculuk yapmaya benzer. Eninde sonunda bir yere çarpar ve parçalanırsınız ya da oradan oraya bilinçsizce sürüklenirsiniz.  Nereye gittiğini bilmeyen kişiye hiç kimse bir şey yapamaz.  İnsanlar, başarılı insanların o muazzam başarılarını, şans ile elde ettiğini düşünürler. Oysa ki her büyük başarıya imza atan kişi bilir ki , o muhteşem başarılar bir amacın sonucunda elde edilmiştir.  Yaşamda amacını belirleyen % 3 ‘lük kesimin içine girmek için ne istediğinizi düşünün.  Şuan ki gerçekliğinizi siz yarattınız. Memnun değilseniz hemen bir amaç belirleyin. Bir amacın varlığı, kişiyi en zorlu zamanlarda bile bir kutup yıldızı gibi takip edecektir. Dünya, nereye gittiğini bilene daima yolu açar. Nereye gittiğinizi biliyor musunuz? Yoksa kaderiniz nasıl olsa sizi bir yere götürecek mi?  Yaşam her an verdiğimiz büyük küçük kararlar neticesinde şekilleniyor.  Bu kararların isabetli olması ve bizi doyumlu bir yaşama götürmesi için bir amacımızın olması gerekir. Bir amacımız yoksa başkalarının bizim için belirlediği yaşamları, kaderleri yaşamaya mahkum oluruz. Zihninizi bir amaca odakladığınızda evrendeki her şey ama her şey onu oldurmak için el birliği ile çalışır. Dünya önünüzü açar, engelleri nasıl aşacağıınıza dair bir bilinç geliştirirsiniz. İçinizdeki güç ve potansiyel bir amaç ile açığa çıkar. Nereye gitmek istediğinizi belirleyin. Bir yönünüz olmazsa oradan oraya savrulur ve “neden doyumsuz ve mutsuz bir yaşam yaşıyorum” diye merak eder durursunuz. Yaşamınızın kontrolünü ele almak önce yaşam sorumluluğunu ele almakla gelir. Yaşam sorumluluğunu ele almak, yarattığınız sonuçları bilinçli yaratmak ve sonuçlarını kabul etmek demektir. Sonuçlarınızı bilinçli yaratmak için yaşam amacınızı bilin. Yaşamda neyi amaçlıyor , neyi oldurmak istiyorsunuz? Durun ve gerçekten düşünün.    Yaşam amacı bir günde belirlenmez. Oturun ve sizi nasıl bir hayatın mutlu edeceğini, nasıl doyumlu olacağınızı, ne yaparsanız bu yaşama katkı sağlamış hissedeceğinizi düşünün. Sezgileriniz, bilinciniz bu sorularla açılmaya başlayacak ve sizi bulmak istediğiniz cevaplara götürecektir. Sadece günü kurtarmaktan daha fazlasını hak ediyorsunuz. Yaşam bundan çok daha fazladır.  Amaçlı, bilinçli, farkındalıklı günlere…

Sevgiyle kalın…

Özlem AKTAŞ – NLP Uzmanı, Yaşam Koçu

(224) 2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Ölümsüz Olan Tek Şey Umuttur – İnci Aktaş Kurumsal Koç, Eğitmen

Ağu 2, 2013   //   by admin   //   Liderlik, Makaleler, Ölümsüz Olan Tek Şey Umuttur  //  No Comments

“Liderler İçin Bir İnanç”

Çalkantılı ve zor zamanlarda insanları yönetmenin tek yolu onlara gideceği yolu göstermektir.

Başarı beklentisi bir anda düştüğünde ya da artık kimsenin inancı kalmadığında, liderler için en önemli şey çaresizliğin ve umutuzluğun çekiciliğine kapılmamaktır. Kurban rolü oynamak kolaydır. Ama bir kez kurban psikolojisine girdiğinizde bu durum bütün kuruma bir virüs gibi yayılır.

“Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben umudumu hiç kaybetmedim,” derler. Atatürk, işte tam bundan bahsediyordu. Savaşın ortasında 3 dakikalık dinlenme molalarında, dil kitapları okurdu. Silah arkadaşları “Paşam ne yapıyorsunuz? Dinlensenize!” dediklerinde; “Bu savaş elbet bitecek, bittiğinde bu milletin konuşacak bir dile ihtiyacı var.” demiştir. O, bir liderin, dahası bir insanın sadece zihin ve bedenden oluşmadığını, ona umut veren bir içsel kaynaktan beslendiğini de biliyordu. O kaynak da ruhumuzdur. Çünkü insan, manevi bir varlıktır.

Eğer birazcık dayanabilirseniz köşe başında bir ışık belirir, kara bulutlar dağılır, eğer tutunabilirseniz elbet güneş doğacaktır. Ve bu aşamada yapabileceğiniz tek şey umutla beklemektir. Akıllı bir lider zor zamanda umutla beklemesi gerektiğini bilir. Çünkü ölümsüz olan tek şey umuttur.

Bekleyiş çok uzun da sürebilir. Yine de liderler olarak yapmanız gereken şey umudu canlı tutmaktır. Vazgeçtiğiniz anda moraller çökecektir.

Her lider test edilecektir. Zorlu şartlar, iş hayatı, özel hayat… Ama en etkili lider bu zor zamanlarda üzüntü ve çaresizliğin; ruhunu ve kalbini kanatmasına izin vermez.

Son olarak, bir lider kötümser olmaz, karanlığa küfretmez. Bir lider, sadece iyimser de değildir, oturup bir ışık yanacağını ummaz. Bir lider, iyimser gerçekçidir. Gider ve bir ışık yakar. Çünkü bilirki umut bir yöntem değildir, ölümsüz enerjisiyle yönetimi buldurur.

İnci Aktaş – Kurumsal Koç, Eğitmen

(224) 2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Kararsızlık Yıkıcı Bir Alışkanlıktır – Özlem AKTAŞ Nlp Kocu, Eğitmen

Ağu 1, 2013   //   by admin   //   Makaleler  //  No Comments

Karar verememek, kararsızlık başarı önündeki en büyük engellerdendir. Kararsız olmayı daha çocuk yaşlardayken öğreniriz. Ne yapmak istediğimizi bilmeden, birkaç seçeneğin ne ifade ettiğini çok idrak edemeden ve idrak etsek bile hangisinin bizi amaçlarımıza taşıyacağını bilemeden yıllarımızı heba ederiz. Hatta ortaokul, lise, üniversiteden kesin bir kararlılık olmadan geçmek kalıcı bir alışkanlık halini alır. Kararsızlık alışkanlığı öğrenciyi seçtiği meslekte de izler, tabi ki meslek seçebilirse. Genellikle okuldan çıkan bir genç kolay bulunabilecek işi tercih eder. Bulduğu ilk işe girer çünkü kararsızdır ve ne istediğini bilmiyordur. Bugün iş hayatındaki bir çok insan ne istediğini bilmediği ve yeterince kararlı olamadığı için severek çalışacakları bir işte çalışmamakta ve mevcuttaki işleri onları tatmin etmese dahi kendilerini mecbur hissettikleri için çalışmaya devam etmektedirler. Kesin kararlılık cesaret ister ve hayat cesurları sever ve yaşam rahatlık alanımızın bittiği yerde başlar. Cesur ve kararlı bir adım, bizi hayallerimize götürecek fişekleyici güç olacaktır. Bir araştırma, uzaya gönderilen araçların ilk kalkış anında harcadığı yakıtın, dünya etrafında dolaşmak için harcadığı yakıttan fazla olduğunu göstermektedir. Aslında ilk adım, ilk enerji, güç çok önemlidir. Kararlı davranmak, ne istediğini bilmek ve adım atmak işin çok büyük bir kısmını başarmamızı sağlayacaktır. Başarıyı isteyen ve bu kararlılığı gösteren kişilerin başarıya, hedeflerine ulaşmaları kaçınılmazdır. Hayatta hep bir şeyler düşünür ve fikirler üretiriz ancak yeterince kararlı olup, eyleme geçmedikçe bir anlamı olmayacaktır. Mezarlıklar eyleme geçmemiş bir sürü yaratıcı fikirle doludur maalesef. Bu sebeple özellikle öğrencilerimizin hayatları ile ilgili kararları verirken ne istediklerini, neyi amaçladıklarını bilmeleri gerekir. Nasıl bir iş onları hayallerine taşıyacaktır? Bu soruyu düşünmek ve hayalini kurmak yapılacak ilk iştir. Çünkü önce hayal gelir. Sonra hayallerden amaçlar ve hedefler oluşturulur. Koclukta özelikle öğrenci koçluğunda  gençlerimizin arzularını destekleyecek işlere, hayata kavuşmaları için aksiyon adımlarının belirlenmesi ve bu adımların atılmasında destek olunmaktadır.  Sizler yasamınızın kocu olun. Karar vermenizi kolaylaştıracak etkenleri belirleyerek işe başlayın. Kendinize güçlü sorular sorun. Neyi başarmak istiyorsunuz? Kararlılıkla arkasında durmak istediğiniz, peşinden gitmek istediğiniz hayaliniz nedir ? İlk başarısızlıkta bizi eski alışkanlığımıza çeken davranışlarımızı değiştirme konusunda kararlı olmak en önemli aksiyondur. Tıpkı bir bebeğin yürümeyi öğrendiği gibi, düşsek de kalkabileceğimizi, hatta daha da güçlü olabileceğimizi hatırlayarak yeni davranışınızın peşinden kararlı bir şekilde gidin. Kararlılık güçlü bir eylemdir. Ve ancak rahatlık alanınızdan çıktığınızda, bir şeylere ulaşma imkanını yakalarsınız. Öyleyse içinizdeki gücü fark edin , ateşi tutuşturun,  en küçük eylem bile, hareketsizlikten iyidir. Küçük kararlar vererek işe başlayın. Atılan küçük küçük adımlar gün gelecek tsunami etkisi yaratacaktır. Gün gelecek sizi hayallerinizdeki yaşama ulaştıracak o güçlü kararı verecek cesareti göstermenizi sağlayacaktır. Geçmişte mutlaka kararlar verdiniz ve istediğinize ulaştınız, yine yapabilirsiniz. Kararsızlık hastalığından kurtulmak mümkün , işin sırrı hemen küçük de olsa adım atmak. Hemen şimdi küçük bir karar verin ve harekete geçin.

Sevgiyle kalın…

Özlem AKTAŞ – Nlp Koçu, Eğitmen

(224) 2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

İletişim Eğitimi

Tem 30, 2013   //   by admin   //   İletişim Eğitimi, Makaleler  //  2 Comments

EĞİTİMİN AMACI

“Ne söylersen söyle karşındakinin anlayabildiği kadardır.”

Hz Mevlana

Nlp İle Etkili İletişim Eğitiminin amacı; anlamak, anlaşılmak ve kendini etkili ifade edebilmektir. Karşınızdakini hipnoz eden konuşmalar yapmak, yazışmalar gerçekleştirmek, beden dilini kullanarak uyumu sağlamak, iş ve özel yaşamınızda zirveye çıkmak için, iletişim eğitimi her bireyin  alması gereken bir eğitim ve kazanması gereken bir beceridir.

EĞİTİMİN İÇERİĞİ

İletişim Nedir?

Kişilerarası İletişim

Sıkça Karşılaşılan İletişim Problemleri

Etkili Konuşma

Konuşarak İkna, İkna Teknikleri

Uyum ve Bağ Kurma Becerileri

Etkili Dinleme

Etkili Yazma

İletişimde Kişilik Özelliklerini Anlamak

Meta Programlar (Kişilik Tipleri)

NLP Nedir?  Bilinçaltı işlevleri

NLP İletişimin İlkeleri

Temsil Sistemleri, Temsil Sistemleri Birleştirme, Hipnotik İletişim

Meta Model (Dildeki Silme, Genelleme Ve Çarpıtmalar)

Hipnotik Dil Kalıpları

Vücudunuzun konuştuğunu biliyor musunuz?

İş Hayatında Zirveye Çıkmanın Yolları

İletişim Çatışmalarının  Çözümü

Yeniden Çerçeveleme

Uygulamalar

Eğitimin Süresi: 8 saat

Tarih Seçenekleri: Hafta İçi/Hafta Sonu bir gün 2 şer saat şeklinde toplam 4 hafta sürmektedir.

Eğitmenler: İnci AKTAŞ, Özlem AKTAŞ

(224) 2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Başarmayı Ne Kadar İstiyorsun? Yaşam Koçu ve NLP Uzmanı Özlem Aktaş

Tem 29, 2013   //   by admin   //   Başarmayı Ne Kadar İstiyorsun?, Kişisel Gelişim, Makaleler  //  No Comments

Hepimizin istekleri ,  beklentileri var bu hayatta .  Ancak ne kadarımız adım atıp ,  harekete geçiyoruz.   Şu anki durumumuzda bizi ne mutlu ediyor?  Çalışma şeklimiz ,  geleceğe ait beklentilerimiz bizi ne kadar mutlu edip , harekete geçiriyor ?  Bu sorulara cevap bulabilmek ,  farkındalığımızın artmasına ,  bizi doğru adımları atmaya sevk eder.  İçinizdeki gücü ne harekete geçirir ?  Michael Jordan ,  Bill Gates gibi kişiler daha çok küçükken zengin olmayı kafalarına koymuşlardı.  Sen ne istiyorsun?  Yüreğine bir bak,  geçmişte başardıklarına bir bak,  yine yapabilirsin .  Hayalini gözünde canlandır,  içini coşku  kaplıyorsa ,  bil ki doğru yoldasın.  Hedeflerin seni coşkulandırmıyorsa ,  istek uyandırmıyorsa ,  bir yerde eksik var demektir.  Gerçekten başarmak istediğin şeyi istiyor musun ?  Bu herhangi bir şey olabilir.  Sınav kazanmak, istediğin okulda okumak,  istediğin sağlıklı ,  fit bir fiziğe sahip olmak,  istediğin kariyere sahip olmak,  mutlu bir evlilik…  Önce yüreğine bak , ne kadar istediğine ,  ulaşmak için ne kadar arzu duyuyorsun bir bak.  Sonra hedefine giden adımları tespit et. Yeterince istersen ,  her şeyi ama her şeyi başarabilirsin .  Hedefine giden yolda kendine şu soruları sor.  Hedefime ulaştığımda ne olacak ,  ben nasıl biri olacağım ,  neler hissedip,  neler görüp,  neler işitiyor olacağım?  Hangi adımları atarak bu hedefe ulaşabilirim ?  Beş yıl sonra kendimi nerede görüyorum ?  Bu soruların cevaplarını hayal edebiliyorsan bil ki başarabilirsin.  Başarı ve mutlulukla dolu bir hayat senin elinde .

Sevgiyle kalın…

Yaşam Koçu ve NLP Uzmanı Özlem Aktaş

(224) 2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Başarı Hayal Kurmak ve Biraz Cesaret İster – Yaşam Koçu ve NLP Uzmanı Özlem Aktaş

Tem 29, 2013   //   by admin   //   Başarı Hayal Kurmak ve Biraz Cesaret İster, Kişisel Gelişim, Makaleler  //  No Comments

Bu hayatta çoğumuzun başarısızlıklarının sonucunda , bu dünyadan yok olmak istediği olmuştur. İçimizdeki gücün farkında olmadığımız zamanlardır bu anlar. Kendimizi ve doğamızı sınırlı kabul ederiz ve en ufak başarısızlıkta dipte olduğumuzu sanarız. Biraz yukarılara çıkmak istediğimizde, çevremizdekiler tarafından yapamayacağımız, başaramayacağımız ve sınırlarımız hatırlatılır; haddimizi bilmemiz gerektiği söylenir. Hayal kurma gücümüz elimizden alınmak istenir. Biz de çok şey istediğimizi düşünür, hayallerimizden vazgeçeriz ve diğer insanlar gibi olmayı, risk almadan, adım atmadan yaşamayı kabul ederiz. Bizi öğrenmeye, gelişmeye iten içimizdeki sesi susturur , başarısızlığa uğramaktan korkmak zorunda da kalmayız. Oysaki içimizdeki korkularımızla yüzleşerek , başarmak, öğrenmek için kendini duyurmaya çalışan iç sesimizi dinleyerek, hayatta yaşamak için ne çok neden olduğunu görebiliriz. Diğer insanların her gün tekrarladıkları şeyleri biz de aynen tekrarlamak zorunda değiliz. Cehaletimizi kırabiliriz,  becerilerimizi yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi özgür olabiliriz. Yaşamayı , gerçekten yaşamayı öğrenebiliriz. Geleceğe umutla bakabiliriz. Bu yaşamın amacının, her günü birbirinin aynısı, tekrarlardan oluşan bir hayat olmadığının bilincine ve gücümüzün sınırsızlığına inananarak farkına varabiliriz. Sadece gözlerimizi aralayıp birazcık ileriye bakmamız yeterli. İçimizde bizi engellemeye çalışan korku, bezginlik, umutsuz gibi duyguların bizi gelişmekten alıkoyan düşünceler olduğunun ayırdına varabilmek gerekli. İyinin mükemmelin sınırları yoktur. Düşlerini ,  hayallerini gerçekleştirmek için, şimdiden oraya vardığını görebilmeli ve kabul etmelisin. Ne yaptığını, ne istediğini bilerek hayal kuran ve kendini orda gören kişi başarmış demektir. Hayal kurmak, istemek başarmanın yarısıdır çünkü. En yükseklere gidebilen kişi , en uzağı gören ve bunun hayalini daha önceden kuran kişidir. Uzağı, varacağın noktayı görebilmelisin, yaşamalısın o anı. Uzağı görebilmek, ancak düşüncelerinin zincirlerini kırdığın sürece gerçekleşir. İstediğimiz noktada kalmak ve istediğimiz yere gitmeyi istemekte özgürüz. Özgür olarak doğduk, özgürlük doğamızda var. Hedefe varmak için, özgürlüğünü sınırlayacak her şeyi bir kenara koyabilme cesaretini gösterebilmelisin, diğerlerinin ne söylediği, gelenekler ya da herhangi sınırlayıcı inançları. Bizi sınırlayan bu düşünceleri , inançları sabırla aşmaya çalışmalıyız. Görünenlerin hepsi sınırlıdır. Hayata gerçekten anlayarak bakarak ve her zorluğun,  her kişinin içindeki güzellikleri görmeye çalışarak gerçekten sevebilir ve hayallerimizin peşinden inançla giderek onlara ulaşabiliriz.

Başarı bazen sadece bir adım ötededir. Bunu unutmayalım. Başarı ve mutluluk sizinle olsun…

Sevgilerimle…

Yaşam Koçu ve NLP Uzmanı Özlem Aktaş

(224) 2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Sayfalar:«1...20212223242526...32»

Makaleler Categories

Ara

Kategoriler