Browsing articles in "Makaleler"

Birlikte Başarabilirsiniz!Çocuğunun Koçu Sen Ol

May 4, 2015   //   by admin   //   Eğitimler, Makaleler  //  No Comments


Bu eğitimle yalnızca çocuklarınıza iyi bir gelecek sağlamak için Koçluk ve NLP becerilerini edinmekle kalmayacak, kendi hayatlarınızda da büyük olumlu değişiklikler yaratacaksınız.

Kimler Faydalanabilir?

-Eğitim hayatı boyunca çocuklarına verimli bir şekilde destek olmak isteyen tüm anne babalar

Neler Kazanacaksınız?

-Çocuğunuzla Nasıl Daha Etkili İletişim Kurabilirsiniz?
-Doğru Soruları Nasıl Sorabilirsiniz?
-Hedeflerini Belirlemesine Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz?
-Stratejik Adımları Nasıl Oluşturabilirsiniz?
-Nasıl Motive Edebilirsiniz?
-Birlikte Nasıl Planlama Yapabilirsiniz?
-Zaman Yönetimi,Kaygı Yönetimi,Stres Yönetimi Anlamında Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz?
-Korkularını nasıl giderebilirsiniz?
-Nasıl daha yapıcı ve güçlendirici inançlar oluşturabilirsiniz?
-Nasıl Olumlu Bir Tutuma Sahip Olabilirsiniz?
-Walt Disney Mükemmellik Çemberini, Başarı Çemberini, Çapa, Swish ve Alt Modalite Tekniklerini Nasıl Kullanabilirsiniz?
-Sınavlara Hazırlanırken Nasıl Destek Olabilirsiniz?
-Hayalleri Nasıl Gerçeğe Dönüştürebilirsiniz?
-Mantıksal Aşamaları Nasıl Kullanabilirsiniz?
-Bilinçaltı ile İletişim ve Telkin Metodunu Nasıl Kullanabilirsiniz?
-Konsantrasyon ve Hafıza Geliştirme Tekniklerini Nasıl Kullanabilirsiniz?

Eğitmenler: İnci & Özlem Aktaş (Profesyonel Koç & Eğitmen ve Konuşmanızla Hipnoz Edin ve Çocuğun Koçu Sen Ol Kitaplarının Yazarları)

Bilgi için lütfen bize ulaşın.

info@akademiplena.com
Tel: (224)2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Eğer 20 Yıl Sonra 25 Kilo Fazlanız Olacağını Bilseydiniz…İnci Aktaş

Mar 16, 2015   //   by inciaktas   //   Kişisel Gelişim  //  No Comments

Basitçe hesaplayalım. Günde 3 gr. Kilo aldığınızı ve bu kilonun bedeninize kalıcı olarak yerleştiğini düşünün. 3 gram ne kadar eder? Çok küçük değil mi? Hatta ileri gidelim ayda 100 gram aldığınızı ve bu kilonun kalıcı olarak yerleştiğini düşünelim. Çok az değil mi? Ayda 100 gram..Peki yılda kaç kilo eder? 1,2 kilo..Bir şey değil değil mi?

Peki böyle giderse 20 yıl sonra kaç kilo olacaksınız? Şu anki kilonuzdan 24 kilo fazla..Bu çok üzücü bir tablo ama herkesin göz önünde bulundurması gerekir. Bize hipnozla zayıflamaya gelen kişilerden bazıları, yıllar içinde aldıkları kiloyu bir ayda vermeyi hedefliyorlar. Onlara ilk söylediğimiz şey şudur. Bu kiloyu bir anda almadınız ve zayıflamak istiyorsanız sabırlı olmalısınız.

Kilo vermek, sabırlı olanlar için oldukça basit bir iştir. İster kendi kendinize sağlıklı beslenme programı uygulayın, ister hipnozla zayıflama programına katılın kabul etmeniz gereken ilk şey şu, hedefiniz için kendinize 6 ay vermiş olsanız bile, o aylar öyle ya da böyle geçecek..Kaldı  ki kilo verme süreciniz aldığınızdan daha hızlı olacaktır.

Çabuk kilo vermek için uygulanılan şok diyetler, ya da şok diyet olmasa bile eşinizin çoluğunuz çocuğunuzun yediğinden farklı hazırlanmış yağsız light yiyeceklerle hazırlanmış beslenme programları, birden kilo vermenize sebep olsa bile, bıraktıktan kısa bir süre sonra eski beslenme tarzınıza döndüğünüz anda verdiğiniz kiloları geri alırsınız.

Kişiler belli saatlerde yemeğe oturmak zorunda kalmasalardı, masaya oturduklarında değil acıktıklarında yemek yeselerdi, duygusal açlıklarını bastırmak için tıka basa yemeyip doyduğunda bıraksalardı kilo almazlardı. Vücudunuz neyi ne zaman ve ne kadar yemesi gerektiğiniz bilir. Onu dinleyin..

Sevgi ve sağlıkla kalın;

İnci AKTAŞ

Profesyonel Yaşam Koçu & NLP Uzmanı

(224)2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Kobi ve Kurumsal Firmalarda Koçluğunun Önemi – Özlem Aktaş Kurumsal Koç

Şub 19, 2015   //   by admin   //   Kişisel Gelişim, Liderlik, Makaleler, Yöneticilik  //  No Comments

Kobi ve Kurumsal Firmalarda Koçluğunun Önemi – Özlem Aktaş – Yönetici Koçu ve Kurumsal Koç

Günümüzde koçluğun artan ihtiyaçlara yönelik hızla yaygınlaşması ile birlikte özellikle üzerinde durulması gereken bir Koçluk alanı var ki belki de en çok can damarı olacak bir alan . Kurum, işletme ya da small business, kobi Koçluk gibi isimleri olan küçük , orta ölçekli ve büyük kurumlara yapılan koçluktan bahsediyorum. İşletmeler , özellikle küçük işletmeler ekonominin can damarı . Ancak bir çok firma ekonomik koşulların getirdiği zorlamalarla  baş etmekte güçlük çekmekte, yüksek finansal borçlar , organizasyon sorunları yaşayan bir sistem , insan kaynağına yeterli önemin verilmemesi , işleyen bir performans sisteminin olmayışı yada firmaların güçlü yanlarının , geliştirmesi gereken yanlarının  farkında olmamaları , dışarıdaki var olan  fırsat ve tehtidlerin farkında olunmaması firmaları zorlayıcı bir kısır döngünün içerisine sokmamadır. Bu noktada ihtiyaç duyulan şey firmanın farkındalığının arttırılması ve stratejik yönetim anlayışını yerleştirecek bir Koçluk yapısına ihtiyaç duyulmasıdır. Kurumsal Koçluk, firmalarda stratejik bir yönetim anlayışı yerleştirmeyi amaçlayan bir yapıdır. İşletme koçluğu ile , geleceği gören, hedef odaklı, esnek, dinamik,çok boyutlu düşünen, ekip ruhuna sahip , etkili iletişim kuran  ve sürekli öğrenen bir organizasyon geliştirmek asıl amaçtır. Günümüzün organizasyonları ,  kazan kazan, sinerjik, biz ruhu, çözüm ve kalite odaklı , hızlı , teknolojiye hakim, yaratıcı, esnek, yenilikçi, iletişimi güçlü, yüksek performanslı olmayı gerektirmektedir. Bunun için neye ihtiyaç vardır? Sorusunun karşılığı ise kurum koçluğu mantığının işletmelere yerleştirilmesidir. Bunun için sistemleri , işletmeleri , firmaları büyütecek , hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olacak Lider koçlara ihtiyaç vardır. Peki Koçluk nedir  ? Koçluk kişiyi , kurumu bulunduğu noktadan hedeflediği , arzu ettiği noktaya ulaştıran yapılandırılmış bir süreçtir. Yapılandırılmış bir süreç, çalışanların kendilerini geliştirebilecekleri donanım, çalışanların güçlü yönlerine odaklanılması, beceri ve yeteneklerin arttırılması , problemlerin çözümlerini bulmalarına yardım etmektir. Kurumsal Koçluk neden gerekli? Çünkü Kurumsal Koçluk alınan bir firmada çalışanların beklentileri netleştir, beklentileri netleşen çalışan kendisine yol haritası çıkarabilir, hedeflerini bilen ve hedeflerine nasıl ulaşacağını bilen çalışan iş hayatı içerisinde daha fazla  sorumluluk alır. İşletme koçluğu ile amaç ve çalışan rollerinin netleşmesi ,  dayanışmanın artması ve ekip ruhunu arttırılmasıdır. İşletme kurum koçluğu ile iletişim çatışmaları önlenir, yapılan geri bildirimler sayesinde eksik yönler geliştirilir ve şirkette motivasyon artar. Kurumsal koçluğunun kuruma sağladığı faydalar, yeni bir vizyon oluşturma ve  vizyon geliştirme, yetkilendirmede gelişim , verilen taahhütlerin arttığı bir ortam  sağlanırken , genel performans artar. Şirket için kısa , orta, uzun vadeli hedefler belirlenir ve hedeflere ulaştıracak yol haritaları çıkarılır. Şirket içinde tüm çalışanlar arasında zaman yönetimi, çatışma çözümü, öğrenme, değişim sağlanır, verimli bir geri bildirim sistemi performans değerlendirme sistemi kurulur. Koçluk ve işletme günümüzdeki adı ile small business koçluğu kazandırır . Eğer şirket sahibi , yöneticisi iseniz ve bu soruların cevaplarını merak ediyorsanız Koçluk firmanıza yeni bir nefes kazandıracaktır.Sizce kimler iş hayatında daha başarılı, bunların farkı ne? Küçük şirketler büyüklerden , büyükler küçüklerden ne öğrenebilir? Mükemmel işletme stratejisi nasıl oluşur? Nasıl daha verimli ve istikrarlı büyüme sağlanır  ?  Işletmelerde Koçluk programı nasıl çalışır, nasıl adapte edilebilir  ? Çalışılmaya başlanan firmanın güçlü yönlerini keşfetmesinin sağlanması, kritik açıkların farkına varılması , hedefleri gerçekçi stratejilerde ulaşılabilir kılmak,  hedeflere bağlanmak, tutkuyla yolda kalmak. Mutlak güven ve işbirliği, sonuçları ölçülebilir bir süreç yönetiminin yerleştirilmesidir. Kurum koçluğu yerleştirilen bir firmada , kurumda motivasyon, iş tatmini , kalite artışı , özgüven, çalışanların  kuruma bağlılığı, müşteri tatmini ve karlılık artışı sağlanır. Koçluk tamamen tüm ekibin ve koçluk firmasının birlikte yürüttüğü  işbirliğine dayalı bir  ilişkidir. Tamamen kazandıran koçluk sisteminin faydaları, yaratıcılık, hedefe ulaşma, ilişkilerin zenginleşmesi, sonuçlara ulaşmada kolaylık, daha akıllıca çalışıp, heyecan yaratmaktır. Firmalar ne zaman bir koçluk yapısına  ihtiyaç duyar? Şirkette  bir şeyler eksiktir, boşluk vardır, mucizeye ihtiyac duyulduğunda , yeni ürün geliştirip değer katmak, maliyetleri kısıp , gelir artışı sağlamak istediklerinde ihtiyaçlar artar. Koçluk hedefi,süreçte şirkete vizyon, misyon , hedef belirlemede ve stratejik planın uygulanmasında yardımcı olmak ,ekip ruhu oluşturmak , herkesi işin içine  katıp, çözümün parçası haline getirmektir. Bunun için  önce analiz çalışması yapılacak, psikolojik ölçeklerle sorunlar ve  çözümler belirlenecek, vizyon, misyon, iş analizi ve iş profili çıkarılacak,eğitim , performans değerlendirme sistemi kurulacak, organizasyon yapısı geliştirilecek, değişim desteklenecek , yönetim , insan kaynakları, pazarlama , organizasyon, sistemler  stratejisi belirlenecektir. Kurumsal Koçluk sonuçları niteliksel ve niceliksel ölçülebilen , firmalara kazandıran güçlü bir sistemdir. Yol boyunca da güçlü eğitimlerle desteklenilmesi halinde büyüyen , kar eden , kazanan bir firma haline gelmek kaçınılmaz bir sonuç olacaktır.

Özlem Aktaş – Yönetici Koçu ve Kurumsal Koç

(224)2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

İşe Uygun Çalışanın Başarılı Şirket Olma Yolundaki Önemi – Özlem Aktaş , Kurumsal Koç

Şub 9, 2015   //   by admin   //   Eğitimler, Kişisel Gelişim, Liderlik, Makaleler, Yöneticilik  //  No Comments
İşe Uygun Çalışanın Başarılı Şirket Olma Yolundaki Önemi - Özlem Aktaş,Kurumsal Koç

Her şirketin ana konusu iştir ve neyi niçin yaptığı ve kimlerin yaptığı aldığı sonuçları etkileyecek faktördür. Kişiye göre iş yaratma çabası çoğu küçük ölçekli firmaların temel sorunları olup artık şirketi zor duruma düşüren bir etken olmaktadır. Tanıdık çevreden eleman bulmak şirketlerin temel işgören  bulma yöntemi olmakla beraber bazen firmayı zor durumda bırakabilmektedir. Şirketin işin gereklerini tespit edip, o işin gerektirdiği yetenek ve beceriyi tanımlayıp , beklenen becerileri kullanabilecek bir eleman bulmak şirketin geleceği için daha kritik önem taşımaktadır. İşin nitelikleri net  tanımlanmayan görevlere yerleştirilen çalışan zaman içinde kendisinden beklenenin ne olduğunu anlayamadığı  için günü kurtarmaya yönelik çalışacaktır. Bu da şirket için en önemli kaynak olan işgücü kaynağının verimiz kullanılmasına sebep olarak , mutsuz çalışan ve verimsiz iş sonuçlarına sebep olacaktır. Artık piyasadaki rekabet şartları , çok fazla üniversite mezunu gençlerin varlığı iş dünyasının verimli düzeyde yönetilmesini gerekli kılmaktadır. Özellikle de en önemli kaynak olan insan gücünün  tatmini ve verimliliği önemlidir. Tatmin çalışanlardan oluşan bir şirket haline gelmenin ilk koşulu işletmede hangi iş ve görev tanımına ihtiyaç duyulduğunu tespit edip , görev tanımının net bir şekilde tanımlanmasıdır. Tanımlanan görev, iş  tanımını gerçekleştirecek iş gücünün hangi özellikleri taşıması gerektiğine karar verip o yönde eleman alımına gidilmesi gerektiğidir. Ne  beklediğine, ihtiyaçlarını karşılayacak iş tanımını gereçekleştirebilecek  elemanı almak isteyen firma burada tanıdık zihniyetinden çok iş yapabilirlilik özelliklerini dikkate alarak işe uygun eleman seçimine özen göstermesi gelecekte memnun çalışanlar için önemli bir koşuldur.   İşe alınmasına karar verilen çalışana iş gereklerinin iyi açıklanması diğer önemli bir koşuldur. Detaylar, işin gereklilikleri ve yapılması beklenenler ve şirketin amacının ve vizyonunun kişiye iyi açıklanarak ,  kişiye şirketin parçası haline getirecek biz duygusunun oluşturulması aidiyet duygusunu yaratacaktır. Kendini bir yere ait hisseden kişi , gelecekle ilgili uyumlu vizyona sahipse kendisini şirketin geleceğinde görebiliyorsa daha tutkuyla  işin gereklerini  yerine getirecektir. İşinin sürekli büyümesini arzulayan  bir işletme , hangi görev ve iş tanımlarına ve bu iş tanımlarını yönetecek nasıl bir iş gücüne ihtiyaç duyduğunu sürekli sorgulamalıdır. Kendini yenilemeyen bir işletme geride kalmaya mahkumdur. Öncelik ise bir şirket için ana kaynak olan işgücünün iyi yönetimi ve doğru istihdamın sağlanması becerisidir. Çalışanlar bir şirketin ilerlemesi ve gerilemesine de sebep olabilir . Bunu bilerek çalışanına yatırım yapan ,ihtiyaçlarını anlayan , gelişmesine önem veren , bunun için çalışanının kişisel gelişimine sürekli katkı sağlayacak eğitim ve gelişim programlarına önem veren şirketler güçlü motivasyonla çalışan işgücü ile rakipleri arasında fark yaratabilecektir. Çalışanının gelişimi , beklentisini dikkate alan işletmeler  hastalık izninlerinin azaldığını , çalışanların daha motive çalıştıklarını gözlemleyebileceklerdir ve ne iş yaptığını bilerek ve yeteneklerine uygun işlerde çalışan mutlu çalışanlar , mutlu, istikrarlı  büyüyen , başarılı işletmeler yaratacaktır.

Özlem Aktaş , Kurumsal Koç

(224)2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Kilo Vermek İçin Duygusal Açlığa Son Verin..-İnci Aktaş

Şub 5, 2015   //   by inciaktas   //   Kişisel Gelişim  //  No Comments

‘Kendime hakim olamıyorum.’ ‘Stresten yiyorum’. ‘Depresyondayım.’ ‘Benimki duygusal açlık.’

Her gün kaç kişiden duyuyorsunuz bu cümleleri? Çoğumuz yeme probleminin midesiyle ilgili
olmadığını anlamış durumda. Artık duygularımız konuşuluyor. Içimizdeki sevgi, ilgi açlığı ya da
duygusal yüklerimiz belki de depresyonumuz, hayatımızdaki stres..yaşadığımız her neyse bir
şekilde çok yemekten kendimizi alıkoyamıyoruz.

Öncelikle şunu bilmeliyiz. Tüm duygular iyidir. Tüm o sıkıntılı duygularının bir nedeni vardır.
Duygularımız bize bir şeyler anlatmaya çalışırlar böylece kendimize yardım edebiliriz. Duygularımız
arabanın gösterge tablosundaki işaret ve ışıklara benzerler. Arabadaki bu gösterge ve ışıkların
orada bulunmalarının bir nedeni vardır. Arabanın düzgün çalışması için neler yapmamız gerektiğini
bize gösterirler, böylece uzun süre güvenilir bir şekilde aracımız çalışır.

Aynı geçerlilik sizin ve bedeniniz içinde söz konusudur. Duygular kendinize en iyi nasıl
bakabileceğinizi size söylemeye çalışırlar.

Eğer bir arabaya da bedeninize bakar gibi bakarsanız arabanız bir süre sonra teklemeye
başlayacaktır. Aynen şimdi sizin içinde bulunduğunuz tekleme gibi.

Arabanızın yağ lambası yanıyorsa benzin koymaya kalkmazsınız, hele daha benzin deposu dolu
gözüküyorsa. Oysa bedenimize yaptığımız tam olarak budur.

Bugüne kadar hissettiğimiz tüm duygular; sıkıntı, ümitsizlik, endişe, depresyon ya da benzeri kötü
duygular bize bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Oysa biz onları anlamaya çalışmadık belki de
anlayamadık. Onları yemek yiyerek doyurmaya ya da susturmaya çalıştık.
Eğer bugüne kadar duygularınızı yemeklerle doyurmaya kalktıysanız, bunun işe yaramadığını
görmüşsünüzdür. Anlık zevkleriniz asla sorunu çözmedi. Üstünü örttüğünüz her an bir sonraki
öğünde daha çok yediniz. Belki de kendinizden intikam alırcasına.
Arabanın yağ göstergesi yanmaya devam ettiği zaman, sürücü arabanın yağ durumunu kontrol
etmesi gerektiğini bilir. Eğer ısı lambası yanarsa, sürücünün radyatördeki su miktarını kontrol
etmesi gerekir. Sileceklerin su lambası yandığı zaman, sürücü daha fazla su koymak gerektiğini
bilir. Bu ışıklar yararlıdır. Dikkat gerektirirler. Bu durumlarda arabaya daha fazla benzin koymanın
hiçbir yararı olmaz.

Endişe, korku, kızgınlık veya depresyon. Hepsi size bir şey anlatmaya çalışıyor. Bu anlamda
hayatınızdaki en büyük sıçrama yardım almak olacaktır. Yardım alın. Yardım aldığınız kişi bir
yaşam koçu olabilir, bir psikolojik danışman olabilir ya da bir kişisel gelişim eğitimine katılabilirsiniz.
Asıl mesele; kilo vermek, kilo kontrolü ya da kilonuzu korumak değildir, zayıflamak değildir. Asıl
mesele duygularınızı yönetmektir, altında yatan nedenleri çözebilmektir. O zaman yemek yemek
sizin için sadece bir ihtiyaç olacaktır.
Sevgiyle…
İnci AKTAŞ
Profesyonel Yaşam Koçu & NLP Uzmanı

(224)2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Düşlerden Gerçeğe-İnci Aktaş

Oca 9, 2015   //   by admin   //   Makaleler  //  No Comments

Hepimizin rüyaları vardı. Bir şekilde üzerini örtmek ya da vazgeçmek zorunda kaldık ama yine de
içimizde bir yerlerde bizim de farklı bir şeyler yapabileceğimize ve sonunda hayallerimizi
gerçekleştirebileceğimize dair bir inancımız vardı..İşte şimdi bu düşü tekrar
canlandırmanın zamanı geldi.

Herkesin içinde üç tip parça bulunur. Hayalci, eleştirmen ve gerçekçi. Bizler genellikle bir hayal
kurarız ve içimizdeki eleştirmen onu hemen eleştirmeye başlar. Çok yaşlısın, çok gençsin,
hastasın, bir üniversiteden bile mezun değilsin, paran yok, yeterince çekici değilsin..vb..
Ve Hayalci tüm bu eleştiriler karşısında siner, vazgeçer ve mutsuz olur. Tüm bunlar içimizdeki
gerçekçi yanı ortaya çıkaramadığımızdan kaynaklanır. Oysa bir yaşam koçu ile çalışmak,
hayallerinize mümkün olan en iyi şansı verir.

Düşleriniz gerçeğe dönüşür, işte bir yaşam koçunun sizin için yaptığı şey budur.
Koçluğun düşlerde ne ilgisi var demeyin. Koçluk demek değişim demek, değişimi yönetmek
demek. Ufak bir değişiklik ya da geçmişte yaşadığınız bir hayal kırıklığının yeniden çerçevelenmesi
hayatınızda bir dönüm noktası olabilir. Çünkü genellikle yaşadığımız hayal kırıklıkları bizi en büyük
hayalimize götüren en önemli yol ayrımlarıdır. Bu yol ayrımında iyi bir yol arkadaşıdır yaşam koçu.

Elinizde bir kova su ve bir torba çimento olduğunu düşünün. Bunlarla bir basamak yapıp bir üst
seviyeye de çıkabilirsiniz. Ya da önünüze bir duvar da örebilirsiniz..
Yaşam Koçu, elinizdekilerle en iyi işi çıkarmanıza ya da kimi zaman oyunun kurallarını
değiştirmenize ya da kimi zaman kendi oyununuzu yaratmanıza yardım eder.
Bir Yaşam Koçu ve Psikoloji doktorası yapan bir Eğitmen olarak, şu anda kişisel gelişim alanında
bazı kaygılarınız olabileceğini biliyorum. Kendinize bir yaşam koçu seçerken özellikle uyumunuza
dikkat edin, samimiyeti ve uzmanlığı ilk görüşmenizde anlaşılacaktır. Referansları ve eğitimi de
özellikle önemlidir.
Eğer , Yaşam Koçluğu Eğitimi almak istiyorsanız, eğitmenin geçmişine ve yaşam koçluğu seansları
yapıp yapmadığına dikkat edin. Bazı eğitmenler, hiç bir zaman yaşam koçluğu yapmamış
olabiliyorlar. Bu durum hiç ameliyat yapmayan bir doktorun ameliyatın nasıl yapılacağını
anlatmasına benzer. Yaşam Koçluğu Eğitimi için özellikle eğitim süresi, vaka çalışmaları , örnek
olaylar ve eğitim içeriği çok önemlidir. Sınıf içi ve sınıf dışı yapılan uygulamalar, eğitmenin
mentörlüğü de önemli faktörlerdendir.

Her mesleğin iyi yapamayanı olduğu gibi, maalesef yaşam koçluğunun da vardır. Marifet alınan iyi
sonuçların genellenmesindedir. Araştıran ve meraklı bireyler için her zaman cevaplar mevcuttur.
Sevgiyle kalın..
İnci Aktaş
Profesyonel Yaşam Koçu & Eğitmen

 (224)2434314
Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Panik Atak, Anksiyete, Depresyon ya da Tükenmişlik Sendromu Kaderiniz Mi?-İnci Aktaş

Oca 5, 2015   //   by inciaktas   //   Kişisel Gelişim  //  No Comments


Çağımızın yaygın sorunları, panik atak, anksiyete (endişe bozukluğu), depresyon ya da tükenmişlik sendromu..Bununla birlikte yoğun strese bağlı oluşan kronik bel ağrıları, sırt ağrıları ve baş ağrıları.. Çözüm ise genellikle mucize beklenen antidepresanlarda aranıyor.

Bütün bunları bir kenara koyalım da şu soruya cevap verelim. Arabayı kim kullanıyor. Kendimizi, kendi arabamızın direksiyonuna sıkıca bağlamış gibiyiz. Biz gaza son hızla basarken, her gelen direksiyonu başka bir yöne çeviriyor. Sonunda ya istemediğimiz bir köye varıyoruz ya da bir kayaya çarpıp duruyoruz.

Beyinlerimiz kapalı düğmesi olmayan bir makineye benziyor. Eğer siz ona yapacak bir iş vermezseniz, o elektrik kesilinceye kadar başıboş çalışmaya devam ediyor. Başıboş bırakılmış beyinlerde ise elektrik kesilmesi genellikle panik atak, anksiyete (endişe bozukluğu), depresyon ya da tükenmişlik sendromu ve zararlı alışkanlıklar olarak ortaya çıkıyor.

Bizler mükemmel işliyoruz. İnsanlar bizim davranışlarımızı beğenmiyor olabilir hatta belki biz de davranışlarımızı beğenmiyor olabiliriz ancak bu bizim hasta olduğumuzu göstermez. Bu bizim yanlış bir strateji uyguladığımızı gösterir.

Herkesin sabah yataktan kalkmak, öğrenmek, öğretmek, değişmek, sevmek, karar vermek, vb her davranış için stratejileri vardır. Biz bu stratejiler sayesinde davranışlarımızı sürdürürüz. Eğer bir konu hakkındaki stratejimiz bizi mutlu etmiyor ya da panik atak yaşamamıza sebep oluyorsa o zaman bu stratejiyi hemen değiştirmeliyiz. Buradaki en önemli soru; Bunu nasıl başarıyorum sorusudur. Herkes mi panik atak, anksiyete ya da tükenmişlik sendromu yaşıyor? Herkes mi depresyonda? Stratejimizi bir kez bulduktan sonra bunu değiştirme yolu önünüzde belirir.

Bu stratejiyi değiştirmek tek başına pek mümkün olmayabilir. Kişisel gelişim kitapları bu konuda yardımcı olmaya çalışıyorlar. Belki bir NLP Eğitimine katılmak size yardımcı olabilir. Ya da bir NLP Uzmanından
yardım alabilirsiniz.

NLP (Neuro Linguistic Programming) bulucularından Richard Bandler’in sevdiğim bir sözü var. ‘Ne yazık ki insanlar basit bir mutfak aletini kullanmayı öğrenmeye zihinlerini kullanmayı öğrenmekten daha fazla vakit harcıyorlar.’ Bu bizi her zaman çok şaşırtmıştır. Unutmayın, beyin onu kontrol edemeyenler düşman gibi davranır.

Sevgilerimle,

İnci AKTAŞ

NLP Koçu & NLP Eğitmen

(224)2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Etkiyle Tepki Arasında Her Zaman Seçme Özgürlüğü Vardır ! İnci Aktaş

Ara 24, 2014   //   by inciaktas   //   Kişisel Gelişim  //  No Comments

Neden iletişim kuramıyoruz ya da neden iletişim çatışmaları yaşıyoruz? Örneğin erkek bir maymun, uçurumdan düşmekte olan dişi bir maymunu kurtarmak için kucaklarsa, karşıdan hızla yaklaşan dişi maymunun erkek arkadaşı, kurtarıcı erkek maymunu yumruklamak ister mi? Bu ihtimal, inişe geçmiş büyük bir yolcu uçağında eli komşusu tarafından aniden tutulan genç ve güzel bir kızın olayı yanlış anlama ihtimalinden çok daha azdır.. Hayvanlar aleminde yanlış anlaşılma yoktur.

Neden iletişim çatışmaları yaşıyoruz sorusuna cevap verebilmek için kişilerarası iletişimin unsurlarından özellikle ‘biliş’i gözden geçirmekte fayda görüyorum.

Bilişsel davranışçı yaklaşım kapsamında Ellis tarafından ortaya konulan ABC modeline göre, A bizi etkileyen belirli bir olay, B bu olaya ilişkin düşüncelerimiz, C ise bu düşüncelerin etkisiyle ortaya çıkan duygularımız ve davranışlarımızdır. Günlük hayatımızda C sonucuna daima A olayının sebep olduğunu sanırız. Ancak o olay karşısındaki düşüncelerimizi göz ardı ederiz.

Oysa hiçbir olay tek başına hiçbir anlam ifade etmez. Bu olaya anlam yükleyen, dolayısıyla yüklediğimiz anlamın sonuçlarını yaşayan bizleriz.

Ne yaşarsak yaşayalım, etkiyle tepki arasında her zaman psikolojik bir mesafe vardır. Bu mesafe kiminde bir saniye, kiminde bir dakika olsa da düşüncelerimizi ve tepkimizi seçebiliriz.

Şimdi, son zamanlarda yaşadığınız bir iletişim çatışmasını düşünün, farklı davransaydınız olayın sonuçları nasıl değişirdi? Biraz daha ileri gidersek, karşı tarafın davranışı hakkında farklı düşünseydiniz, davranışınız değişir miydi? Kesinlikle değişirdi…

NLP’nin en önemli ön varsayımlarından birisi, herkesin davranışının altında kendince olumlu bir niyet vardır, varsayımıdır. Bir dahaki sefere, herhangi bir kişinin herhangi bir davranışına tepki vermeden önce düşünün…Ancak bu sefer negatif değil pozitif düşünün, karşınızdakinin davranışının altında kendince oluşturduğu olumlu niyeti arayın ve tepkinizin ne kadar farklı olacağını görün.

Sevgiyle,

İnci AKTAŞ

Profesyonel Yaşa Koçu & Nlp Eğitmeni & Hipnoterapist

(224)2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Okul ve Hayat Başarısında Motivasyon ve Dikkatin Önemi – Özlem AKTAŞ

Ara 1, 2014   //   by admin   //   Makaleler  //  No Comments

OKUL VE HAYAT BAŞARISINDA MOTİVASYON VE DİKKATİN ÖNEMİ

Derin anlamlar taşıyan hedeflerle, sonuçlanmayı bekleyen düşlerle  ve ifade edilmeyi gereksinen saf bir aşkla motive olduğumuzda işte o zaman gerçekten yaşarız.

Greg Anderson

Bu hayatta gerçekten yaşıyorum diyebilmenin yolu, sevdiğiniz şeyi aşkla ve motivasyonla yapmaktan geçer. Günümüz dünyasında her birimiz bir şeyleri gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Hedefler büyük, ulaşılmak istenilen noktalar yüksek.  Ancak bizi düşlerimize ulaştıracak motivasyona sahip değilsek , hedeflerimiz bir hayalden öteye geçemiyor maalesef.  Özellikle günümüzde öğrenciler üzerinde ciddi sınav baskısı ve hedef baskısı var .  Ne yapmak istediğini bilmeyen birçok öğrenci oradan oraya savrulmakta.  Öğrenci, sınav, performans  koçluğu gibi nedenlerle bize gelen danışanlarımızın tipik sorunu ,  motivasyon ve dikkat eksikliği ve öğrenme isteksizliği . Yüksek hedeflerimiz var, herkes bir şeyler olmak istiyor ancak bir sorun var.  Motivasyonu eksik, kendisini nasıl güdüleyeceğini bilmeyen öğrenciler  kendilerini başarısızlığa mahkum edebiliyor.  Yeterince güdülenmemiş bir öğrenci , öğrenmeye hazır hale gelmemiş demektir, ayrıca kişiyi öğrenmeye sevk edecek önemli bir neden olmadıkça öğrenmeye karşı ilgi geliştiremez.  Öğrencinin neyi niçin istediğini , motivasyonunu etkileyen faktör olan  ilgisinin neye karşı olduğu fark edilmelidir ki öğrenme gerçekleşsin. İnsanlar genellikle merak ve ilgi duyduğu şeyleri daha kolay öğrenirler. Okuladaki tüm derslerin ilgi çekici bulunması  mümkün  olmadığına göre , burada yapılacak olan öğrenciyi motive edecek ve güdülenmesini sağlayacak yolları bulmaktır? Öğrenciyi güdüleyen etkenlerden biri, olumlu davranışlarının pekiştirilmesidir. Bu noktada öğretmen ve öğrencilere çok iş düşmektedir. Örneğin sınıfta sorulan sorulara cevap veren öğrenci takdir edilirse davranışı pekişecek ve tekrar cevap vermeye karşı istekli olacaktır. Ayrıca öğrencinin dıştan aldığı onaylayıcı davranışla beraber kendi içsel motivasyonunu da arttırabilmesi için gerekli yönlendirilmeler yapılmalıdır. Olumlu davranışında kendisini takdir edebilmeyi öğrenen çocuk bir sonraki eylemini gerçekleştirmek için motive olmuş olacaktır. Ayrıca çocuklarının içsel motivasyonlarını arttırmanın yollarından diğeri, kendilerine olan , başarabileceklerine olan inançlarının pekiştirilmesidir. Yapabileceklerine olan inançları güçlendirilen  kişi , davranışları konusunda daha kararlı ve istekli olacaktır. Hayatta ne kadar başarısızlık varsa her birinin öğrenme fırsatı olduğu öğrenciye öğretilebilmeli ve yeni bir yol denemek konusunda merakı uyandırılmalıdır. Ayrıca öğrencinin motivasyonunu arttıran , amacına yönelik güdülenmesini sağlayan diğer etken ,  amacına ulaşma konusundaki beklentisidir. Bu sebeple hedefler , amaçlar belirlenirken , kişi tarafından gerçekleştirilebilir , başarılabilir hedefler konulması önemlidir. Ayrıca amaç öğrenci için bir değer ve anlam ifade etmelidir. Kişi için hiçbir amacı ve değeri olmayan  hedefi gerçekleştirmek için kişinin güdülenmesi ve yeterince motive olması beklenemez.  Güçlü motivasyon sonunda gerçekleştirilen hedefler kişinin öz yeterlilik duygusunun gelişmesine katkı sağlayacaktır. O zaman her zaman sorulması gereken soru , kişiyi harekete geçiren şey nedir? Kişinin hedefe ulaşmasını sağlayan nedir? Bu cevaplar herkes için farklıdır. Herkesi hedefe güdüleyen motive eden nedenler kişisel farklılıkları taşımakla beraber  genelde yukarıda saydığımız nedenlerdir.  Öyleyse amaçlar yönünde kişinin kendini motive eden etkenleri fark edip, içsel gücünü doğru yönlendirebilmesi halinde hedeflerine ulaşması mümkün olabilmektedir. Motivasyonunuzu her zaman güçlü tutmanız dileğiyle sevgiyle kalın.

Özlem AKTAŞ- Kariyer , Nlp Koçu

(224)2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Sevgi Bir Mucizedir, Sevgi Sihirdir !-İnci Aktaş

Ara 1, 2014   //   by inciaktas   //   İlişkiler  //  No Comments


Eğer evliliğinizde ya da ilişkinizde mutsuzsanız ve tatmin değilseniz, ilk aklınıza gelen şey eşinizin değişmesini istemek olacaktır. İşte bu,eşlerin yaptığı en büyük hatadır. Asla eşinizin değişmesini umut etmeyin. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Bunun yerine siz değişin. Kökten bir şekilde değişin. Yeni bir insan olun. İletişimdeki sorumluluğu üzerinize alın ve kendinize sorun, ‘ben nasıl bir insan olmalıyım ki, mutlu olalım’ Siz yeni birisi haline geldiğinizde eşinizin de bambaşka bir insan olacağına şaşıracaksınız. Çünkü size karşılık vermek için değişecek, Başlangıçta bunun zor olduğunu düşünebilir çünkü karşısında sanki yeni bir eş vardır. Hatta bunun çok uzun sürmeyeceğini bile düşünebilir. Ancak yavaş yavaş ‘eşim değişebildiyse neden ben de değişmeyeyim diye soracak kendine’Asla o değişmeli diye düşüncelere kapılmayın. Her ilişkide kendi tarafınızdan değişmeye başlayın.

Hayat hala bir cennete dönüşebilir. Bunun için asla geç değildir. Ancak değişmek büyük bir cesaret gerektirir. Gerçekten ihtiyaç duyduğunuz şey biraz daha farkındalıktır.

Davranışlarımızın %97 si otomatiktir. Eşler her sabah kalkar belki bir günaydın bile demeden kahvaltı eder ve işlerine giderler. Günde 2-3 kez telefonla konuşur ne söylediklerini duymazlar bile çünkü akıllıları onlarca şeyle doludur. Akşam özel bir günse, özel gün yemeği yenir , değilse üç cümle kurularak yenilen akşam yemekleri ve sonra televizyon seyredilir..Tabi her ilişkinin kendine göre bir rutini oluyor ancak değişim için en önemli şey, davranışlarınızın farkına varın ve otomatik olmaktan çıkartın. Sadece bir gün boyunca şu ana kadar yapmakta olduğunuz şeyleri izleyin. Aynı şeyleri yapıyorsunuz ve eşleriniz ve ya sevgilileriniz de aynı tepkileri veriyor, hep aynı şeyleri yapıp farklı tepkiler beklemiyorsunuzdur herhalde.. Bu delilik olur..

Sadece küçük değişiklikler yapın ve şaşırın. Örneğin bir erkekseniz yarın sabah erken saatte kalkıp traş olmaya ya da gazeteleri karıştırmaya ya da telefonunuzda bir şeyleri kontrol etmeye başlamayın. Bunun yerine saatiniz 30 dakika erken çalsın, bu sefer siz hazırlayın kahvaltıyı , siz dizin bulaşıkları makinaya..Eğer kadınsanız, dünkü yorgunluğunuzu dünde bırakın, kocaman gülümseyerek uyandırın eşinizi, bugün sorunlardan yerine iyi şeylerden bahsedin, komik bir şeyler anlatın, güzel bir müzik açın..Kısacası ilişkinizde nasıl davrandığınızın farkında olun ve bir şekilde bu davranışı değiştirin. Farklı davrandığınızda eşiniz buna çok şaşıracak. Sevdiğiniz kişiyi görünce gülümseyin daima ve onu kucaklayın. Bugün onun gözlerinin içine bakın. Bu gece evde öylece otururken ellerini tutun, yalnızca gözlerinin içine bakın mutlu olun. Hiç bir neden yokken gülümsemeye başlayın.

Ne zamandır ellerinizi farkındalıkla tutmuyorsunuz, ne zamandır bir sabah yürüyüşüne çıkmıyorsunuz, ne zamandır yıldızların altında öylece oturmuyorsunuz? Eğer tek bir yoldan iletişim kurabiliyorsanız-ki o da tartışmaktır- sonucu tahmin edebilirsiniz.

Sevmek bir eylemdir. Sevgi bu eylemin sonucunda ortaya çıkan duygudur. Bu duyguyu yaşamak için karşılıklı olarak her gün her gece hatta uykunuzda bile sevme eylemini gerçekleştirin. 
Birlikte kahkaha atın, birlikte müzik dinleyin, birlikte tatile çıkın, birlikte çok eğlenin, yeniden arkadaş olun…Osho’nun dediği gibi şayet bir insanı seversen o kişi hemen güzelleşir. Sevgi böylesine bir simya sürecidir. Insana sevgi dolu gözlerle bakın birden onun güzelleştiğini görürsünüz. Bu bir mucize gibidir.

Sevgi bir mucizedir. Sevgi bir sihirdir. O kadar çok sevin ki içinizden taşır karşınızdakine bulaşsın. Hala çok geç değilken şimdi başlayın..

Sevgiyle,

Inci Aktaş

Profesyonel Yaşam Koçu & Nlp Uzmanı & Yazar

(224)2434314

Online Eğitimlere kayıt için; www.plenahuman.com internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Tüm online eğitimlerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

Sayfalar:«1...12131415161718...32»

Ara

Kategoriler